Zooloji Alimi Demiri

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve saadet tarafından 24 Kasım 2016 başlatılmıştır.

  1. saadet

    saadet Moderatör Admin

    Demiri

    Zooloji ve Şafiî mezhebi fıkıh âlimi. Adı, Muhammed bin Mûsâ bin Ali ed-Demîrî’dir. Künyesi Ebü’l-Bekâ olup, lakabı Kemâleddîn’dir. Batı dünyâsında “Müslümanların Buffon’u” ünvanı ile anılan Demîrî, 1344 (H. 745) senesinde Mısır’ın Dimyat şehri yakınlarında ve Nil nehrinin iki yakasında yer alan Demîre adlı büyük bir kasabada doğdu. 1405 (H. 808) senesinde Kâhire’de vefat etti. Mezarı, Ali Beyyûmî Camii yakınındaki Sabûnî Mescidi bahçesindedir.

    Demîrî gençliğinde terzilik mesleği ile meşgul oldu. Sonra mesleğini bırakarak ilim yolunu tuttu. Zamanının din ve fen ilimlerinde yetiştikten sonra, Ezher Medresesi’nde; hadîs, tefsir, fıkıh, Arab dili ve Edebiyatı gibi birçok ilimleri okuttu ve fen ilimlerinden zooloji alanında söz sahibi oldu. 1379-1399 seneleri arasında, Mekke-i mükerremede ikâmet etti ve ilim öğrenmeye devam etti. İlmî tetkiklerini derinleştirdi. Sonra Kâhire’ye dönerek tâliblerine din ve fen ilimlerini öğretti. Hayât-ül-hayvân (iki cild); Tefsîr-ul-Ahlâîn (Rüya tâbirleri ile ilgili). En-Necm-ül-Vehhâc fi Şerh-il-Mihhâc (Şafiî mezhebi fıkhı ile ilgilidir); El-Cevher-ül-Ferîd fî ilm-it-Tevhîd (Akâid ve kelâm ilmi ile ilgili) belli başlı eserleridir.

    Bu eserlerden dünyâca meşhûr olanı Hayât-ül-Hayvân adlı ansiklopedik eseridir. Diğer eserleri gibi Arabca olan bu kitap hakkında Jofes de Sumuggu şunları demektedir: “...Şüphesiz ki, Demîrî, hayâtını din ilimlerini tahsil ve tetkik ile geçiren büyük bir İslâm âlimi idi. Zooloji ilmi üzerinde çalışırken, kendisinden önce gelen zoologların bu sahada bâzı mühim hatâlar yaptıklarını tesbit etti ve bu ilim dalında bir eser yazmak lüzumunu hissetti. Gerçekten büyük bir emekle ortaya koyduğu eseri ile bu ilim dalında insanlığa büyük bir hizmet sunmuş ve temel kaynak olmuştur.”

    Demîrî, bu eserinde alfabetik sıra ile bütün hayvanların isim ve özelliklerini ve herbiri hakkında bir çok fennî, tıbbî, dînî bilgileri toplamıştır. Ayrıca eserini hazırlarken özellikle Arab şiirini inceleyerek, ediblerin, hayvanların huy ve tabiatlarıyla ilgili yazdıkları manzum bilgilere de eserinde yer vermiştir. Böylece o, hem edebiyat ve lügat hizmeti yapıyor, hem de zooloji ilmine büyük ölçüde katkıda bulunmuş oluyordu. Arablar câhiliyet devrinde umumiyetle şehirlerden \izak kîr ve sahralarda yaşadıkları için tabiat tetkîkleri üzerinde durmuşlardır. Kır ve sahrâlardaki bu şahsî inceleme ve tetkiklerini de hayvanların, kuş ve böceklerin yaşayış ve huyları hakkında topladığı bilgileri o devrin en geçerli vâsıtası olan şiir dili ile ifâde yollarını arayarak muazzam bir edebiyat hazînesi ortaya koymuşlardı. Demîrî bu tabîî kaynaktan istifâde ederek nakillerde bulundu. Böylece, eserini muhteva bakımından zenginleştirip zevkli bir hâle getirdi.

    Demîrî eserini hazırlarken, özellikle İslâm âlimi İbn-ül-Baytar’ın Kitâb-ül-Câmi’inden faydalandı. Ayrıca Kur’ân-ı kerîmden, hadîs-i şerîflerden ve bâzı fıkıh konularından nakiller yaptı. Bundan başka eserinin başına kısa bir İslâm târihi bilgisi yerleştirdi. Alfabetik sıraya göre, kara, deniz ve havada yaşayan hayvanları ve haşerâtı zikretti. Bir de hayvanlardan yapılabilecek tıbbî ilaçlar hakkında bilgi verdi.

    Eser, üç bölümden meydana gelmektedir. Târih ve siyer ile ilgili bilgiler birinci bölümde yer almaktadır. Demîrî, hayvanları tanıtırken bunların dînimiz açısından helâl, haram, mekruh, caiz, mubah olma durumları ile ilgili fıkıh bilgileri vermektedir. Vahşî ve ehil olan hayvanları, bunların belli başlı huy ve özelliklerini, hayvanlarla ilgili bâzı rüya tabirlerini îzâh etmektedir. Eserde zikredilen hadîs-i şerîfler Kütüb-i sitte denilen dînimizde en muteber temel altı hadîs kitabından alınmıştırr. Demîrî bu eserinde toplam” 560 kitap ve 199 şiir dîvânından istifâde etmiştir.

    Eserin önemli vasıflarından birisi de, o devre kadar henüz adı duyulmamış hayvanlara yer vermesi ve bunların tasvir ve tarifini yapmasıdır. Eserinde hayvanlardan özellikle aslan üzerinde çok durmuş, bunun vahşî hayvanların en şereflisi olduğunu ifâde etmiştir. Demîrî’ye göre aslan, kır ve çöl hayvanlarının hükümdarıdır. Heybet ve cesareti, korkunç gücü, kuvveti ve diğer özellikleri ile bu şerefe lâyıktır.

    Demîrî, bölüm bölüm hayvanları tanıtırken, birinci bölümde, ismi zikrediyor ve bunun dil yönünden izahını yapıyor. Ayrıca, zikredilen hayvanın kullanıla gelen diğer ünvan ve künyelerini ayrı ayrı belirtiyor. Bu konuda, İbn-i Side, Cevheri ve Cahız’ın eserlerinden istifâde etmektedir, ikinci bölümde; adı geçen hayvanın huy ve özellikleri ile mevcut’ veya bilinen türleri hakkında bilgi verilmekte, üçüncü bölümde de; ele alınan hayvanın adının geçtiği hâdiseleri anlatmaktadır. Dördüncü bölümde; çeşitli mezheplere göre hayvanla ilgili dînî hükümleri, beşinci bölümde hayvanların âzalarının tıbbî özellikleri, altıncı bölümde ise, hayvanın rüyada ne mânâya geldiğini bildirmektedir.

    Eserinde hayvanlarla ilgili çok dikkate şayan yaşanmış hikâyelere de yer veren Demîrî, bu nevî edebiyatın örneklerini de, mühim eserinde sunmuş oldu. Süleyman aleyhisselâm ile Hüdhüd kuşu kıssasını, at ile Fir’avn kıssasını ve daha başkalarını zikretti. Bunları anlatırken, fevkalâde güzel edebî bir üslûb kullandı. Bu metodu, kendisinden önce hiç bir âlimde görülmedi.

    Bilim tarihçilerine göre bu türde ve kalitede bir ilmî eserin tasnifi, Demîrî’den önce yapılmamıştır. Onun eseri, hayvanlar âlemi ansiklopedisi özelliğinde, yüksek ve pek derin bir kültüre dayalı olarak hazırlanmıştır.

    Eser, Hakîm Şah Muhammed tarafından Farsça’ya tercüme edildi. Ömer bin Yûnus, Şeyh Takiyyüddîn Muhammed bin Ahmed, Şeyh Şemseddîn Muhammed bin Ebî Bekr ve Celâleddîn Abdurrahmân Süyûtî tarafından muhtasarları yazıldı. Kadı Cemâleddîn Muhammed bin Ali eş-Şeybî tarafından zeyli yazıldı. Eser çeşitli devirlerde basılmıştır.