Zaman kelimesinin kökeni

Konusu 'Genel Bilgiler' forumundadır ve Lasey tarafından 6 Aralık 2018 13:17 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Zamanın ‘Ne’liği ve Kökeni

    Zaman, Arapça bir kelimedir. “Zaman” veya “zemen”, vaktin azına veya çoğuna verilen, “asr” ve “dehr” anlamında kullanılan bir isimdir. Ancak zaman belli bir müddeti, dehr ise dünyanın ömrünün tamamını ifade eder. Ayrıca zaman, olayın adı ile de anılarak onun vuku anını ifade eder. Hurma zamanı, meyve zamanı gibi. Buna göre olayın süresi, zamanın ölçeği; olayın adı da zamanın adı olmaktadır. Arap dilinde zaman; “mazi, hal ve istikbal gibi zamana mukarin oluş beyan eden siygalar” anlamına da gelir. Kelamcılara göre zaman; bilinmeyen bir yenilenenin, bilinen bir yenilenen ile gece ve gündüz ile ayın, ay ile senenin, sene ile ömür ve dehrin ölçülmesidir.Ancak zaman kavramı hakkında farklı anlayış, inanç ve zihniyetlerin yaptığı açıklamala yetersiz ve tutarsızdır. Yapılan tanımlardan herhangi birinin zaman kavramını tam olarak açıkladığı söylenemez. Kur’an’da zaman kelimesi geçmemekte, ancak kavramı oluşturan elemanlar, harflerden edatlara, edatlardan zaman kiplerine, “an”dan “asr” ve “dehr”e kadar tafsilatlı olarak kullanılmaktadır.

    Zaman kelimesinin kökeni.

    Kur’an dışında zamanın varlığı, kökeni, kıdemi, tartışmalı ve problemli bir husustur. Varlığın başlangıcı ve sonu, nereden gelip nereye gittiği ve var olan bir şeyin yok olup olmayacağı hususunda yapılan tartışmalar neyi sorgulamaktadır? Başa gelen felaketlerin sorumlusu “zaman” olabilir mi? “Zaman varlığın ne dışında ne de içinde bir şeydir, varlığın bizzat kendisidir” gibi açıklamalar zamanın varoluşla, diğer bir ifade ile yaratılışla başladığını anlatmaktadır. Bilime göre varlık ve zaman “big-bang/ ilk patlama” ile başlamıştır. Ancak Hawking’in, bu patlamadan önce kısa bir zamanın geçtiğini, ancak bilimsel verilerin bizi ilk patlamadan öteye götüremediğini, dolayısıyla zamanı ve varlığı ilk patlama ile başlatmanın doğru olacağını söylemesi sağlıklı bir yaklaşım değildir. Çünkü yer ve göklerin yaratılışına işaret eden Kur’an, yer ve göklerin birbirinden ayrılışı öncesinde zamanın varlığına, yer ve göklerin bitişik olduğuna işaret etmektedir. Hawking’in ifadelerinden de zamanın ve varlığın ilk patlamadan önce başladığını sezmek zor değildir. Fiziğin sözünü ettiği kozmik arka plan, ısı ışınımı ve mikro alemin Kur’an’ın ifade ettiği gayb aleminin bir kısmı ile örtüştüğü söylenebilir. Ancak yeterli değildir. Kur’an ışığında yapılan açıklamalara göre ilahî irade ile a’yan-ı sabitesi oluşan şeyler gayb alemine dökülür. İşte evren ve zaman, kainatı meydana getiren yaratma fiilinin sonucunda bu gayb alemine dökülen şeyden oluşmuştur. Fiilin meydana getirdiği hareket tek bir hareket olup zamanın bu hareketle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu hareket, kozmik zamanın başlangıcı olma keyfiyetini inandırıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. O çıkıştan itibaren “gelecek” denilen zaman, sonsuzdur. İşte bu mertebe, Allah’ın vasıta kılmaksızın sebepleri yarattığı ulvî alemdir.fin zayi ettiği bir değer olduğu gerçeğinin altı çizilmiştir. Zaman, mekandan üstündür.

    Binaenaleyh Allah’ın mülk ve melekûtundan en kıymetli olanı zamandır. Her şey zaman sayesinde kazanılır. Zaman ile mekana ulaşılır. Fakat hiçbir mekan ve mevkî zamana hükmedemez. Hz. Peygamber’in insanların çoğunun aldandığı iki nimetten biri olarak zikrettiği “boş vakit”15 ifadesi, zamanın değerini ve önemini ortaya koymaktadır. Kur’an öncesi dönemde, insanın başına gelen sıkıntılar zamanın bela ve musibetlerine bağlanır, ondan olduğu söylenirdi. Ancak, Allah Kur’an’da zamana ve “asr”a yemin etmek suretiyle , zaman ve asrın kusurlu olmadığını, mükemmel bir nimet olduğunu belirtmiştir. “Asr”ın geçmesiyle insan ömrünün kısaldığına, insana verilen sürenin azaldığına dikkat çekilmektedir. Onun mukabilinde kesb ve fiil olmayacağına, geçen zaman geri getirilemeyeceğine göre, bu noksanlaşan ömür de zarardan sayılır. İşte insan bu yüzden zarardadır. Ayrıca “asr”da ibrete değer çok şeyler vardır. Gece-gündüz, haftalar, aylar ve yıllar, soğuk-sıcak, sükûnet-korku, sevinç-üzüntü vb. kısacası hayata ve insana dair ne varsa hepsi zaman içinde olup Allah’ın varlığının delillerindendir. Kur’an, ortaya koyduğu zaman ölçekleri ile zamanın önemini, başarılı ve mutlu bir hayatın programını insanların hizmetine sunmaktadır.