Ümmü a(r. anhaHayatı

Konusu 'İslam büyüklerinin hayatları' forumundadır ve Beyza tarafından 8 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör

    Ümmü Keha (r. anha) kimdir?

    Ümmü Kehâ (radıyallahu anhâ), Medineli ashaptan olan Evs ibn-i Sabit’in hanımıdır. İslâm’ın esintileri Medine’ye ulaştığında Ümmü Kehâ eşiyle birlikte Müslüman oldu ve Allah Resûlü’nün ashabının arasına dahil oldu. Peygamber Efendimiz Medine’ye hicret edince, onlar da diğerleri gibi kapılarını bu şerefli misafire açmış; onu evlerinde ağırlamayı istemişlerdi. Evlerinde misafir edememişlerdi; ama beldelerinde ona her türlü desteği vererek sürekli onun yanında olmaya çalışmışlardı.

    Uhud Savaşı’na Ümmü Kehâ’nın eşi Evs ibn-i Sabit de katıldı ve orada şehit olanlardan bir tanesi de o oldu. Eşi şehit olan bu hanım sahabî, kız çocuğu ile ortada kalakalmıştı. Eşinin bıraktığı miras ile onlara bakacak, hem annelik hem de babalık yapacaktı.Fakat cahiliye devrinin kötü bir âdeti vardı. Arkada kalan mirası,ölenin hanımı ve kızı alamazdı. Bu kötü âdete binaen Evs’in bıraktığı malı, amcasının çocukları almış; hanımı ve kızlarına hiçbir şey vermemişlerdi.

    Ümmü Kehâ (radıyallahu anhâ) çaresizlik içinde durumu Resûlullah’a arz etti. Allah (celle celâluhû) yetimlerin hakkına uzanan ellere fırsat vermeyerek, bunlar hakkında ayet indirdi: “Ana ve baba ile yakın hısımların bıraktıklarından kadınlara azından da çoğundan da farz edilmiş birer nasip olarak (hisseler vardır.)Bu ayet-i kerimenin inmesi üzerine, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) mirası alan kimselere,Evs’in malından el çekmelerini emir buyurdu. Eşinin vefatı ile duydukları üzüntü, mirastan hisselerini alamamakla bir kat daha artan Ümmü Kehâ ve kızları, bu ayetin inişiyle mağduriyetten kurtulmuş ve ıstırapları biraz olsun hafiflemişti.Daha sonra da, Nisa Sûresi’nin on birinci ayeti indirilerek mirasın, anne-baba, kız-erkek çocuklar ve yakınlar arasında paylaşımı bildirilmişti.

    Miras ayeti kendi hakkında inen Ümmü Kehâ (radıyallahu anhâ), ayette emir buyrulduğu üzere eşinin mirasından sekizde bir hissesini almış, kızları da malın üçte ikisini ve artanını almışlardı. Böylece, yapılan haksızlık ortadan kalkmıştı.