Üç Aylar ve Zamanın Kâbesi

Konusu 'Dini sohbetler' forumundadır ve Abdullah tarafından 24 Haziran 2012 başlatılmıştır.

  1. Abdullah

    Abdullah Süper Moderatör Süper Moderatör

    Üç Aylar ve Zamanın Kâbesi
    Zamanın kabesi
    Recep,şaban,Ramazan ayları

    Mübarek Şaban ayına girmek üzereyiz. Üç aylar ile ilgili Mehmet Işık'ın kaleme almış olduğu yazıyı siz değerli Serhaber okuyucuları için yayınlıyoruz.

    Mekân ve zaman, insandan ayrı birer varlık olarak yaratılmışlardır; insanlar olmasa da yeryüzü varlığını devam ettirir, insanlar yaşamasa da günler ve seneler geçebilir. Ama insanoğlunun yeryüzündeki varlığı Adem a.s.'dan beri mekâna ve zamana bağlanmıştır.

    Kâbe, yeryüzünde Allah Tealâ'nın evi... Dünyanın en kutsal, en mübarek mekânı... Onu ziyaret etmek, her insan üzerinde Allah'ın hakkı; ziyaret edenler de Allah'ın misafiri... Yüce Mevlâ, yeryüzünün bu en mübarek mekânının etrafını belirli mesafelere kadar harem yani dokunulmaz kılmış. Hareme gitmek isteyenler için ayrıca Harem bölgesinin dışında mikat sınırları tayin etmiş.

    Hacca veya umreye gidenler, Allah'ın evi olan Kâbe-i Muazzamayı ziyaret etmek, Allah'a olan teslimiyetlerini onu tavaf ederek ifade edebilmek için yola çıkarlar. Ama oraya girebilmek için mikat sınırlarından itibaren ciddi bir hazırlık yapmaları gerekir. Buna ihrama girmek denir.

    Mikat sınırına ulaşan müslümanlar önce gusul abdesti alırlar, iki rekat ihram namazı kılar, ihrama niyet eder ve telbiye getirerek Kâbe-i Muazzama'ya yönelirler. Normal şartlarda helal olan bazı davranışlardan uzak dururlar. Kâbe-i Muazzama'ya varıncaya kadar "Lebbeyk Allahumme lebbeyk..." diyerek Yüce Mevlâ ile özel bir irtibata geçer, manevi bir coşku içerisinde Allah'ın evini ziyaret ederler.

    Kâbe, Allah Tealâ'nın mekân olarak mübarek kıldığı yeryüzünün en önemli yeridir. Acaba zaman içinde de Yüce Mevlâ'nın Kâbe gibi kutsal kıldığı bir dilim var mıdır?

    Mekân ve Zamanda Yolculuk

    Her birimiz bu dünyada mutlaka bir mekânda yaşarız; mekâna ihtiyacı olmayan sadece Allah'tır. Aynı şekilde her birimiz bir zamanda varlığımızı sürdürürüz; zamansızlık Allah'a mahsus...

    Mekân ve zaman, insandan ayrı birer varlık olarak yaratılmışlardır; insanlar olmasa da yeryüzü varlığını devam ettirir, insanlar yaşamasa da günler ve seneler geçebilir. Ama insanoğlunun yeryüzündeki varlığı Adem a.s.'dan beri mekâna ve zamana bağlanmıştır. Yeryüzünde insanı bir saniye bile mekânsız ve zamansız düşünebilmemiz mümkün değildir.

    Yüce Mevlâ, insanoğlunu sıkı sıkıya bağımlı kıldığı mekân ve zamanda yine insan için pencereler açtı ve bu pencereleri rızasına ulaştıracak birer kulluk vesilesi yaparak merhamet etti.

    Zamanın Kâbesi

    İnsanın yeryüzündeki varlığını mekâna ve zamana bağlayan Allah Tealâ nasıl ki mekân olarak yeryüzünde Kâbe-i Muazzama'yı en mübarek yer kıldı, zaman olarak da Kadir gecesini bir senenin en bereketli zaman dilimi olarak tayin buyurdu. Hakkında özel bir sure indirerek 'bin aydan daha hayırlı' olduğunu bildirdi. Rasul-i Ekrem s.a.v. de Kadir gecesinin önemini "...Ramazan ayında bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır; onun hayrından mahrum kalan kimse, hakikaten mahrum kalmıştır" (Nesâî, Sıyam 5) sözleriyle dile getirdi.

    Yüce Mevlâ, Kadir gecesini Ramazan ayının içinde sakladı. Bir anlamda Kadir gecesinin içinde bulunduğu Ramazan ayını, Kâbe-i Muazzama'nın etrafındaki harem bölgesi gibi mübarek ve faziletli kıldı. Bu ayda oruç ibadetini farz kılarak ihram yasaklarına riayet eden müslümanlar nasıl ki bazı helallerden uzak duruyorlarsa, oruç tutanların da yemeden, içmeden ve cinsî münasebetten uzak durmalarını emretti.

    Kâbe-i Muazzama için mikat sınırlarından ciddi bir hazırlık yaparak ihrama girilmesi gerektiği gibi Kadir gecesinin bereketine ulaşabilmek için üç ayların başlangıcı olan Recep ayından itibaren de ciddi bir hazırlığa girişmek gerekir.

    Bu günden tezi yok mânâ dünyamızda yılın zirve noktası olan Kadir gecesinin bereketine ulaşabilmek için her günü bir basamak kabul etmek lazımdır. Basamak basamak bir yıllık zamanın bir anlamda kâbesi olan Kadir gecesindeki ihsanlara ulaşmanın yollarına şimdiden girmek icap eder.

    Peygamber s.a.v. Efendimiz'in duasıyla bu mânâ atmosferine pervaz açmalı:

    "Allah'ım! Receb ve Şabanı hakkımızda mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Hindî, Kenzu'l-ummâl, 18049)
    Mehmet Işık / Semerkand Dergisi

    Kaynak: Serhaber


    [​IMG]