Trablusgarp ve Bingazi’de Teşkilat-ı Mahsusa

Konusu 'Genel Bilgiler' forumundadır ve Elida tarafından 4 Ocak 2018 başlatılmıştır.

  1. Elida

    Elida Admin

    Trablusgarp ve Bingazi’de Teşkilat-ı Mahsusa

    Osmanlı İmparatorluğu 1913-1914 tarih aralığında itilaf devletleri arasında durumunun belirlenmesinden önce paylaşım Trablusgarp Savaşı ile başlamıştır. Bu savaşın çıkmasındaki en büyük sebep İtalyanların sömürgeci politikaları olmuştur. İtalya birliğini kurduktan sonra hammadde kaynaklarına pazar aramak için sömürgeci hareketlere başlamış, Dalmaçya kıyılarında girişeceği herhangi bir askeri harekatta karşısına batılı güçler çıkacağından gözünü başka topraklara dikmiştir. Bunlar arasında Trablusgarp vardır. İşgal öncesinde İtalya yıllarca ekonomik nüfuz kurma politikası izlemiş, İtalya’nın bu faaliyetlerine Almanya, Fransa ve İtalya karşı çıkmayarak razı olmuşlardır. Bu devletler İtalya’nın 1911 yılındaki saldırısıyla da çok fazla ilgilenir görünmemişlerdir.

    İtalya’nın Trablusgarp’ı işgali ile burada direniş örgütleri kurulmaya başlamıştır. İtalyan ordusunun karaya çıkması ile beraber şehirdeki Araplar, ülkenin iç bölgelerindeki Bedeviler ve Sunusiye Tarikatı, eski Türk idaresine karşı nasıl birleşmişlerse, bu sefer de İtalya’ya karşı birleşmişlerdir. Bir bakıma bu birleşme padişah-halife sadakatinin izleridir. Buradaki direniş üçe ayrılmıştır. Bunlar: 1.İtalya’nın işgalinden Uşi Anlaşmasına kadar (1911-1912) Fedai Zabıtan, 2.Fedai Zabıtan’dan kalanların ve Sunusi Tarikatı’nın İtalya’ya karşı elde bulunan topraklarda tutunma hareketi (1912-1915), 3.İtalya ile Osmanlı Devleti’nin Seyid-el-Şerifel Sunusi’nin İstanbul’a gelmesi (Teşkilat-ı Mahsusa) (1911-1915).50 1915 yılı yazında Osmanlı Devleti ve İtalya birbirleriyle resmi olarak savaşa
    girmişlerdir. Böylece Kuzey Afrika’daki koşullarda büyük değişiklik meydana gelmiştir. Almanya müttefiki Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’a büyük bir kuvvet göndermesine yardımcı olmuştur. Bölgede İtalyanlara karşı bir takım direniş hareketleri yapılmış çoğunluğu da başarı kazanmıştır. Savaş bütün hızı ile tüm cephelerde devam ederken Enver Paşa bölgeye silah ve cephane yetiştirmeye, personel takviyesi yapmaya çalışmıştır. Teşkilat-ı Mahsusa’nın sevkiyat memuru Hacı Kemal Bey’in ölmeden önce yapmakla meşgul olduğu işler bunu daha iyi ortaya koymaktadır. Bunlar: 1.Umur-i Şarkiye Müdüriyeti tarafından gönderilecek
    tüm mühimmatı ve diğer nesneleri teslim almak ve Polo (Adriyatik sahilinde) ambarında muhafaza etmek, 2.İstanbul’dan gidecek postayı deniz altına verecek, Afrika’dan gelecek postayı Viyana Ataşemiliterliği aracılığıyla İstanbul’a göndermek, 3.İstanbul’dan Afrika gruplarına gidecek subaylar için Viyana’da bir pansiyonda yer ayırtmak, ancak denizaltı hareketinden iki gün önce onları
    Polo’ya getirtmek. Almanların yenilmeye başlamasıyla beraber “Afrika Gruplar Komutanlığı” na Nuri Paşa’nın yerine Nisan 1918 yılında atanmış olan Prens Osman Fuad Harbiye Nezareti’ne 24 Ekim’de çektiği telgrafta rahatsızlığından dolayı
    İstanbul’a dönmek istediğini bildirmiş, izin istemiştir. 30 Ekim 1918 yılında Mondros Mütarekesi’nin imzalanması üzerine bu mümkün olmamıştır. Mütareke gereği İtalyanlara teslim olmaları gerekmektedir. Trablusgarp-Tunus sınırında Fransızlara teslim olan heyet İtalyanlara teslim edilmiştir. Ancak 3 Ekim 1919’da İstanbul’a ulaşabilmişlerdir. Teşkilat-ı Mahsusa’ya mensup Türk birliklerinin buradan ayrılmasıyla birlikte büyük bir destekten yoksun kalan Libya’daki Müslümanlar dirençlerini kaybetmişler, bölge Türklerin elinden kesin olarak çıkmıştır.
     
Manevi hayat Benzer Konular
Yüklüyor...