Sultan 1. Abdülhamid Han'ın Vefatı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Lasey tarafından 20 Ekim 2017 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Sultan 1. Abdülhamid Han'ın Vefatı

    Sultan 3. Ahmed'in oğlu Sultan Abdülhamid 1725 yılında doğmuştur. Kardeşi Sultan 3. Mustafa'nın ölümünden sonra, 1774 yılında tahta çıkmıştır. Sultan Abdülhamid padişah olduğunda, devletin farklı bölgelerindeki isyanlar ile kardeşi döneminde başlamış olan Osmanlı-Rus Savaşı devam etmekteydi. Osmanlı özellikle mâlî açıdan çok zor bir durumda olmasın rağmen, savaşın devamına karar verdi. Çünkü önemli bir zafer kazanmadan barış masasına oturulamazdı. Ancak Osmanlı kuvvetleri mağlup olduğundan, anlaşmaya mecbur kalındı. 21 Temmuz 1774 tarihinde imzalanan "Küçük Kaynarca Anlaşması" Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından birisi olmuştur. Savaştan sonra karışıklık çıkan Suriye, Mısır ve Mora gibi yerlerde asayiş yeniden temin edildi. Anadolu'da halka büyük zararlar veren levend taifesi şiddetli bir şekilde cezalandırıldı.

    Sultan Abdülhamid, Ruslarla yeni bir savaşın kaçınılmaz olduğunu tahmin ettiğinden, ıslahat hareketlerine öncelik vermiş; özellikle topçu, lağımcı ve humbaracı ocağını modernize edebilmek için Fransa'dan uzmanlar getirmiştir. Kara Mühendishanesi'nin açılması da bu gâyeye matuftur. Kırım; Osmanlı ile Rusya arasında en önemli mevzu olmaya devam etti. Osmanlılar, Kırım'ın alınarak eski hâline dönmesini arzularken, Ruslar Küçük Kaynarca Anlaşması'nın sağladığı imkânlardan tatmin olmamışlardı. Rusların, Kırım han seçimine müdahale ederek Şahin Giray'ı "han" seçtirmeleri yeni bir savaş ihtimalini kuvvetlendirdi ise de, Fransızların tavassutu ile imzalanan "Aynalıkavak Anlaşması"yla, Kaynarca Anlaşması'nın bazı maddeleri yeniden düzenlendi. Ancak bölgedeki Osmanlı ve Rus nüfuz mücadelesi bütün şiddetiyle devam etti. Dâhili karışıklıkları bahane eden Rusların Kırım'a girerek birçok insanı öldürmesine ve akabinde Kırım'ın ilhak olunduğunu ilân etmesine bir tepki gösterilemedi (1784). Nihayet Rus çariçesinin Kırım'ı ziyaret ederek müttefiki olan Avusturya imparatoru ile görüşmesi ve düşmanca tavırlarını devam ettirmesi üzerine Rus elçisi Bâb-ı Âliye çağrılarak Kırım'ın iadesi istendi. Sadrazam Koca Yusuf Paşa'nın gayretleri ve İngiltere ile Prusya'nın Osmanlı'yı tahrikleri neticesinde Rusya'ya savaş ilân edildi (1787). Kısa bir zaman sonra Avusturya da savaş ilân etmeden Belgrat ve Sırbistan'a saldırdı. Osmanlı ordusu Avusturya ordusunu Şebeş'te ağır bir yenilgiye uğratarak saf dışı bıraktı. Fakat Rusya cephesinde işler istenildiği gibi gitmedi. Ruslar bütün güçleri ile Karadeniz kıyısındaki en muhkem Osmanlı kalelerinden Özi'ye saldırdı. Vezir Mehmet Ali Paşa bir müddet direndi ise de, kale 17 Aralık 1788 tarihinde Rusların eline geçti. Kalede bulunan 25 bin civarındaki çoluk çocuk Türk büyük işkencelerle katledildi. Daha sonra civardaki Hocapaşa da Rusların eline geçti ve aynı kaderi paylaştı. Bu şekilde Dinyeper Nehri'nden başlayarak Karadeniz sahil şeridinin büyük bir kısmı Rusların eline geçmiş oldu. Bu hâdiseler yaşanırken, padişahın sıhhati de oldukça bozulmuştu. Nihayet Özi Kalesi'nin düştüğünü bildiren sadrazamın mektubu okunurken, nüzul inmesi neticesinde vefat etti. Padişahın en son gelen haber üzerine beyin kanaması geçirerek vefat ettiği bilinmektedir.

    Sultan Abdülhamid dönemi, Osmanlı'nın içte ve dışta birçok mesele ile uğraştığı bir zaman dilimidir. Padişah, devletin her türlü meselesiyle bizzat alâkadar olmaya çalışırdı. Liyakatli veziriazamları bulmaya çalışır ve onların işlerine müdahale etmezdi. Sultan Abdülhamid, bütün gayretlerine ve iyi niyetle devam ettirdiği çalışmalarına rağmen, kendisinden sonra tahta geçen 3. Selim'e savaş içerisinde ve çeşitli gailelerle boğuşan bir devlet bırakmaktan kurtulamamıştır.