Sırat-ı Müstakim Nedir?

Konusu 'İslami sözlük' forumundadır ve Beyza tarafından 4 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör


    Sırat-ı Müstakim Ne Demektir?

    İstikamet için, (her türlü aşırılıktan uzak olan orta yol), sağlıklı yol, engebesiz yol, denge gibi tarifler getirilmiş. Bu yolu Kur’an-ı Kerim, göklerde ve yerde olan her şeyin kendisine ait olduğu Yüce Allah’ın yolu [Şura Suresi, 42/53] ve Peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin vede salihlerin yolu [Nisa Suresi, 4/69] olarak tarif eder.

    Mümin, namazlarının bütün rekatlarında Fatiha Suresi'ni okur ve Yüce Allah’tan sırat-ı müstakime hidayet talebinde bulunur. Biz Rabbimizden sırat-ı müstakime hidayetimizi dilemekle, bu dünyada ömrümüzü istikamet çizgisinde geçirmeyi, yani kıldan ince, kılıçtan keskin olan sırat köprüsünü bu dünyada geçmeyi istemiş oluyoruz. Sahiden de bu dünyada bütün işlerimizi, sözlerimizi, hallerimizi istikamet çizgisinde tutabilmemiz oldukça zor. Fakat bu ince ve keskin yolu aşırılıklara sapmadan tamamlamadıkça da ahirette sıratı geçmemiz olası değil.

    Sırat; cehennem üzerinde kurulmuş. Bizim bütün işlerimizin de önü cennet, altı cehennem gibidir. Hangi işimizi Cenab-ı Allah’ın rıza çizgisinden saparak işlesek, günaha girmiş, isyana düşmüş oluruz. Bunlar ise dünyada cehennem habercileridir.

    Dünyada mesut olmanın yolu da istikametten geçer. Bedenimiz bütün organlarıyla, kalbimiz bütün his dünyasıyla hep istikamet üzere bulunmadıkça saadete ermemiz mümkün olmaz. Gözümüz ne miyop olacak, ne hipermetrop. Tansiyonumuz ne yüksek olacak ne düşük. Beynimizi çalıştıran mekanizmanın elektrik akımı ne düşük olacak ne yüksek. Kalp atışlarımız belli sınırlar arasında gerçekleşecek. Vücut ısımız da öyle.

    İstikametin bir tanımı da, ahlakın bütün şubelerinde aşırılıklarından uzak olan orta yolu tutmak.

    Sahavet, yani cömertlik güzel ahlakın bir şubesi. Ne savurgan, ne de cimri olmayan insan bu ahlaka sahip demektir. Adalet bir başka güzel ahlak. İnsan ne başkasına zulmedecek, ne de hakkını korumaktan aciz kalarak muhatabının zalim olmasına sebep olacaktır.

    Güzel ahlakın başta gelen bir şubesi de tevekkül. Nedenlere teşebbüs eden ve neticeye razı olan insan tevekkülün sırrına ermiştir ve istikamet üzeredir.

    Bir mü’min, (Bizi istikamet yoluna hidayet buyur.) diye dua etmekle, Yüce Rabbinden istikameti bütün yönleriyle yaşama talebinde bulunmuş olur. Ve bu duasına bütün mü’minleri de dahil eder.