Said bin Zeyd hayatı

Konusu 'İslam büyüklerinin hayatları' forumundadır ve Beyza tarafından 28 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör

    Said bin Zeyd kimdir kısaca

    Hz. Said bin Zeyd hayatı


    Aşere-i Mübeşşereden, yani hayatta iken Cennetle müjdelenen 10 sahabeden biridir. Babasının adı Zeyd bin Amr ve annesi de Fatıma binti Bace’dir. Neseben Rasûlullah ile akraba olup, soyları Kâ’b bin Lüey’de birleşmektedir. Künyesi Said bin Zeyd bin Amr şeklindedir. Lakabı Ebu Aver ve Ebu Sevr’dir.

    Mekke müşriklerinin dinlerini akıl dışı bularak cansız putlara tapınmanın anlamsızlığı karşısında gerçek olan dine ulaşmak için araştırma yapmaya başlamış vede bundan dolayı Suriye taraflarına giderek Yahudi ve Hıristiyan âlimleriyle görüşmelerde bulunmuştu. Ancak onların verdikleri dini bilgiler hazreti Zeyd'i tatmin etmemişti.
    Zeyd'in bu durumunu gören bir papaz, şirkten ve hurafelerden uzak, Hz. İbrahim (a.s)'in dini olan Hanifliğe tabi olmasını tavsiye etmişti.
    Zeyd, Hanifliğin ne olduğunu öğrendiği an aradığı dini bulduğunu anlamış ve Mekke'ye dönmüştü. O, Kâbe'ye yönelerek ibadetlerini eder, Mekke'de İbrahim'in dini üzere bulunan tek kimse olduğunu Kureyş müşriklerine karşı övünerek söyler ve onların putlar adına kurban kesmelerini ayıplardı.
    Zeyd, İsmail (a.s)'ın soyundan bir peygamberin geleceğini öğrenmişti. Arkadaşı Amr b. Rabî'a'ya kendisinin bu peygambere kavuşamayacağını, ona ulaşırsa kendi selamını ona iletmesini söylemişti Zeyd, Rasulullah (s.a.v)'in Peygamberlikle görevlendirilmesinden önce vefat etti.

    Oğlu Said, babası Zeyd'in kendisine öğrettiği hanif dininin bilincinde olarak yetişmişti. Peygamberimiz (s.a.v), İslâm dinini yaymaya başladığı zaman, onun çağırdığı dinin babasının söylediği prensiplerle aynı olduğunu gördü ve ona tabi oldu. Rivayetlere göre o, Rasulullah (s.a.v)'in az sayıdaki ashabıyla Erkam'ın evinde gizlice toplanmaya başlamasından önce iman etmiştir.
    Ancak, onun Hicri 50 veya 51 yılında öldüğü zaman yetmiş yaşını aşmış olduğu göz önünde bulundurulursa Hicretten yirmi beş yıl önce doğmuş olabileceği söylenebilir. Said (r.a); Hz. Ömer'in kız kardeşi Fatıma ile evli idi. Hz. Ömer (r.a) da Said'in kız kardeşi Atike ile evli bulunmaktaydı. Hz. Ömer, onların yeni dine girdiklerini öğrendiğinde kızmış ve yaptıklarının hesabını sormak için evlerine gitmişti. Ancak olay Ömer (r.a)'ın iman etmesiyle son bulmuştu.

    Said b. Zeyd, Bedir savaşı hariç, Uhud , Hendek ve Peygamberimiz (s.a.v)'in diğer savaşlarına katılmıştır
    Said (r.a), Hz. Osman (r.a)'ın şehit edilmesiyle başlayan fitne olaylarına şahit olmuştur. O, ümmetin içine girdiği fitne belasından ve kendini bilmez kimselerin ileri gelen ashabdan bazılarına dil uzatmalarımdan aşırı derecede üzüntü duymuştur. Said (r.a), bir gün Küfe camiine gitmiş, orada Muaviye'nin Küfe valisi Muğîre b. Şube’yi, etrafında Kûfelilerden bir takım insanlarla otururken görmüştü. Muğîre ona saygı göstererek yanına oturtmuştu. O esnada bir adam birilerini kastederek kötü sözler sarf etti.
    Said, Muğîre'ye; "Bu adam kime küfrediyor" diye sordu; "Ali b. Ebi Talibe" cevabını alınca çok üzüldü ve Muğîre'ye; "Muğîre, Muğîre! Hz.Muhammed (s.a.v)'in Ashabı senin önünde sövülüyor ve sen susuyor ve harekette bulunmuyorsun öyle mi? Ben Rasulullah (s.a.v)'i; "Ebu Bekir Cennettedir, Ömer Cennettedir, Ali Cennettedir, Osman Cennettedir, Talha Cennettedir, Zübeyr Cennettedir, Abdurrahman b. Avf Cennettedir. Sa'd b. Ebi Vakkas Cennettedir" derken duydum dedi ve ekledi; "Bunların dokuzuncusunu da gerekirse sayarım". Ertesi gün Küfeliler etrafını sarmış ve dokuzuncu kimsenin kim olduğunu söylemesi için ısrar etmişlerdi. Bunun üzerine o; "Dokuzuncu benim, onuncu da Rasulullah (s.a.v)'dir"

    Onun hakkında kaynaklar şöyle bir olay zikretmektedir: "Erva adında bir kadın, Medine valisi Mervan b. Hakem'e giderek Said b. Zeyd'in kendi arazisine tecavüzde bulunduğunu şikâyet etti. Mervan, memurlarını Akik vadisindeki çiftliğinde bulunan Said (r.a)'a göndererek şikâyeti bildirdi. Said (r.a) gelenlere; "Ona haksızlık ettiğimi zannediyorsunuz değil mi? Peygamberimiz (s.a.v)'in şöyle dediğini işittim:

    "Haksız yere her kim bir karış toprağı gasp etse, kıyamette yedi kat yerin dibinde dahi olsa o toprak boynuna dolanır". Sonra ekledi: "Allahım bu kadın yalan söylüyorsa gözleri kör olmadan canını alma ve kuyusunu ona mezar yap". Rivayet edildiğine göre kadın, daha sonra kör oldu ve evine yürürken kuyuya düşerek öldü. Bu olaydan ötürü Medineliler birisine kızdıkları zaman ona, "Allah seni Erva gibi kör etsin" diyerek beddua ederdi

    Said (r.a)'dan bazı hadisler rivayet edilmiştir. Bunlardan birisi, Cennetle müjdelenen on kişi hakkında olanıdır. Abdullah b. Zalim el-Mazınî, Said b. Zeyd'den şöyle rivayet etmektedir:

    "Muaviye Küfe’den ayrıldığı zaman, Muğîre b. Şube’yi vali tayin etmişti. Hatipler minberlere çıkarak Ali (r.a)'a hakaretlerde bulunuyordu. Ben Said b. Zeyd'in yanındaydım. O, kızdı ve kalktı. Benim de elimden tutmuştu. Ben de ona uydum, o bana; "Şu nefsine zulmeden adamı görüyor musun? Cennet ehlinden olan bir kişiye lânet edilmesini emrediyor. Ben şahitlik ederim ki dokuz kişi vardır ki onlar cennettedirler. Onuncusuna da şahitlik etsem günah işlemiş olmam" dedi. Ve sormam üzerine şöyle devam etti; "Rasulullah (s.a.v) (sarsılan Hıra dağına); "Hira, yerinde dur! Senin üzerinde nebi, sıddık ve şehidden başkası bulunmuyor" dedi ve arkasından Cennetle müjdelediği sahabeleri saydı.

    Sa'd b. Habib, Sa'îd b. Zeyd'in de aralarında bulunduğu, Cennetle müjdelenmiş kimselerin adlarını zikrederek şöyle demektedir: "Onlar her zaman savaşta Rasulullah (s.a.v)'in önünde, namazda ise arkasında durmuşlardır" demektedir.

    Said (r.a), ömrünün son zamanlarını, Medine'nin dışında olan Akik vadisindeki çiftliğinde geçirdi ve burada yetmiş yaşını geçmiş olduğu halde Hicrî 50 veya 51 yılında vefat etti.
    Abdullah İbni Ömer onun öldüğünü öğrendiğinde doğruca Akik vadisindeki evine gitti ve cenazesiyle ilgilendi. Said (r.a)'ın cenazesi Medine'ye taşındı ve Sa'd b. Ebi Vakkas tarafından yıkandı. Medine'de defnedilen Said (r.a)'ın cenaze namazını İbn Ömer kıldırdı ve onu mezara Sa'd b. Ebi Vakkas ile birlikte indirdi. Onun Medine'de vefat etmiş olduğu kesin olarak bilinmekle birlikte, Küfeliler, Muaviye döneminde Kufe'de vefat ettiğini ve cenazesinin Küfe valisi olan Muğîre b. Şu'be tarafından kıldırıldığını iddia etmişlerdir.