Peygamberliğin İspatı

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Lasey tarafından 12 Ekim 2016 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Peygamberliğin İspatı


    Bir peygamberin peygamberliğini ispat, ancak hiç şüphe taşımayan kesin bir delille mümkün olabilir. Bu kesin delil de, ya onun gösterdiği mucizeyi duyu organıyla gözlemek, yahut kesin bilgi ifade eden mütevatir bir haberle o mucizeden haberdar olmaktır. Günümüzde bu deliller ancak Hz. Peygamber için geçerlidir. Hz. Peygamber'in ise başta Kur'an mucizesi olmak üzere pek çok mucizesi bize tevatür yoluyla ulaşmıştır.


    Mucize


    Sözlükte "insanı aciz bırakan, karşı konulmaz, olağan üstü, garip ve tuhaf şey" anlamlarına gelen mucize, terim olarak "yüce Allah'ın, peygamberlik iddiasında bulunan peygamberini doğrulamak ve desteklemek için yarattığı, insanların benzerini getirmekten aciz kaldığı olağanüstü olay" diye tanımlanır. Tabiat kanunlarının geçerliliğini ve etkilerini kısa ve geçici bir süre durduran mucizenin mahiyeti, pozitif bilimlerle açıklanamaz. Aksi halde bu mucize olmaktan çıkar ve olağan bir şey olurdu. O halde mucize, peygamber olan kişinin, akılların alamayacağı bir olayı Allah'ın kudreti ile göstermeyi başarmasıdır. Kur'an'da mucize terimi yerine ayet, beyyine ve burhan kavramları kullanılır.



    Bir olayın mucize sayılabilmesi için şu özellikleri taşıması gerekir:

    a) Mucize gerçekte Allah'ın fiilidir. "Peygamberin mucizesi" denilmesi, mucizenin onun aracılığıyla olması ve onun doğruluğunu göstermesi sebebiyledir.

    b) Mucize peygamberlerde meydana gelir. Peygamber olmayan birinin gösterdiği olağan üstülüğe mucize denilemez.

    c) Mucize tabiat kanunlarına aykırı bir olaydır.

    d) Mucize, peygamberlik iddiasıyla birlikte bulunur. Peygamberlik iddiasından önce veya sonra olmaz.

    e) Mucize, peygamberin isteğine uygun olur. "Dağı yerinden kaldıracağım" diyen birisinin denizi yarması mucize sayılmaz.

    Kur'an-ı Kerim'de bazı mucizelerden söz edilir. Bunların en meşhurları şunlardır:

    a) Hz. İbrahim, Babil Hükümdarı Nemrud tarafından ateşe atılmış ve ateş Allah'ın "Ey Ateş, İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" emrine uyarak onu yakmamıştır (el-Enbiya 21/58-69).

    b) Hz. Salih'in, Semud kavminin isteği üzerine bir deve getirmesi, Semud kavminin azarak deveyi kesmesi, buna karşılık yüce Allah'ın müthiş bir deprem ile onları yok etmesi (eş-Şuara 26/141-158).

    c) Hz. Ya‘kub'un oğlu Yusuf'un gömleğini kör olan gözüne sürmesi sonucu gözlerinin açılması (Yusuf 12/92-96).

    d) Hz. Musa'nın elindeki asanın yılan haline gelmesi (Taha 20/17-21); elini koynuna sokup çıkardığında elinin eksiksiz ve bembeyaz olması (Taha 20/22; en-Neml 27/12; el-Kasas 28/32); asasının Firavun'un huzurundaki sihirbazların ip ve sopalarını yutuvermesi (Taha 20/65-70); asasını denize vurunca denizin yarılıp, İsrailoğulları'nın açılan yoldan geçmesi, Firavun ve ordusu geçeceği sırada denizin tekrar kapanıp onları boğması (eş-Şuara 26/61-66).

    e) Hz. Süleyman'ın bir kuşla konuşması (en-Neml 27/20-28); karıncanın sözünü anlaması (en-Neml 27/18-19).

    f) Hz. isa'nın Allah'ın izniyle çamurdan kuş yapıp, onu üflediği zaman canlı bir kuş olup uçması, ölüleri diriltmesi, anadan doğma körü ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iyileştirmesi (el-Maide 5/110), havarilerin isteği üzerine gökten bir sofra indirmesi (el-Maide 5/114-115).


    Diğer Olağan Üstü Haller


    Diğer olağan üstü haller, olağan üstü olmak açısından mucizeye benzerse de aralarında büyük fark vardır. Mucize peygamberlik görevini üstlenmiş bir peygamberde meydana gelir. Mucizede peygamberin meydan okuması da vardır. Mucize dışındaki olağan üstülükler, peygamber olmayan kişilerde görülür. Bu tip olaylarda meydan okuma da söz konusu değildir. Ayrıca mucize taklit edilemezken, diğer olağan üstülükler taklit edilebilir. Mucize dışında kalan diğer olağan üstü durumlar şunlardır:
    a) İrhas. Peygamber olacak şahsın, henüz peygamber olmadan önce gösterdiği olağan üstü durumlardır. Hz. isa'nın beşikte iken konuşması gibi (el-Maide 5/110-115).
    b) Keramet. Peygamberine gönülden bağlı olan ve ona titizlikle uyan veli kulların gösterdikleri olağan üstü hallerdir.
    c) Meunet. Yüce Allah'ın veli olmayan bir müslüman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya düştüğü zaman, olağan üstü bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır.
    d) İstidrac. Kafir ve günahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olağan üstü olaydır.
    e) İhanet. Kafir ve günahkar kişilerden, arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaydır. Mesela, peygamberlik taslayan inkarcılardan Müseylime, tek gözü kör olan bir adama, iyi olsun diye dua etmiş, bunun üzerine adamın öbür gözü de kör olmuştur.
    h) Hz. Muhammed'in Peygamberliğinin İspatı Hz. Peygamber'in, peygamberliğini ispat eden mucizeler genellikle üç başlık altında incelenir.


    Manevi (akli) Mucize Olan Kur'an Mucizesi


    Kur'an her çağdaki akıl sahibi insana hitap eden, akıllara durgunluk verecek derecede büyük ve ebedi bir mucizedir. Diğer peygamberlerin mucizeleri dönemleri geçince bittiği, onları yalnız o dönemde yaşayanlar gözlediği halde, Kur'an mucizesi kıyamete kadar sürecek bir mucizedir. Hz. Peygamber bir hadislerinde "Hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları bir mucize verilmiş olmasın. Bana mucize olarak verilen ise, ancak Allah'ın bana vahyettiğidir" buyurmuştur (Buhari, “İ‘tisam”, 1).

    Kur'an-ı Kerim, hem söz hem de anlam yönünden mucizedir. O, Arap edebiyatının zirvede olduğu bir dönemde inmiş, Araplar'a kendisinin bir benzerini getirmeleri için meydan okumuş, üslubu, şaşırtıcı nazmı (ifadesi, lafzı), fesahat ve belagatıyla onları aciz bırakmıştır. Ümmi olan Peygamber'in, Allah'tan aldığı vahiy ile insanlara bildirdiği Kur'an, en yüksek gerçekleri kapsamaktadır. Bilim ve tekniğin sonradan ulaştığı gerçekleri Kur'an asırlarca önceden haber vermiş, hiçbir buluş ve bilimsel gelişme, onun içeriği ile ters düşmemiştir.

    Hissi Mucizeler


    Hz. Peygamber'in yaşadığı dönemdeki insanlara gösterdiği, duyu organlarıyla algılanabilen olağan üstü olaylara hissi mucize denilir. Hz. Peygamber'in hissi mucizelerinin bir kısmı kendi şahsı ile ilgilidir. Ashaptan, Hz. Muhammed'in bedeni ve ruhi özellikleri, üstün ahlakı ve örnek davranışları ile ilgili olarak nakledilen rivayetler, bunları değerlendiren ilim adamları ve bilge kişiler nezdinde, böyle yüce niteliklerin ondan önce ve sonra hiçbir kimsede toplanmadığı yönünde kesin bir ortak kanaat oluşturmuştur. Nitekim bir yahudi iken Müslümanlığı kabul eden Abdullah b. Selam, Hz. Peygamber'le ilk karşılaştığında: "Bu yüz asla bir yalancı yüzü olamaz" demekten kendini alamamıştır. Hz. Peygamber ömrü boyunca bu üstün nitelikleri kendisinde korumuş, inanmayanlar aşırı düşmanlıklarına rağmen onda eleştirebilecekleri bir yön bulamamışlardır. Bu da onun peygamberlik iddiasını destekleyen çok güçlü bir delil kabul edilmiştir. Çünkü yüce Allah'ın, peygamber olmadığı halde peygamberliğini ileri süren bir kimsenin şahsında bunca üstünlükleri ve erdemi toplaması, ona 23 yıl müsaade etmesi, sonra da tebliğ ettiği dini, diğer dinlere üstün kılıp düşmanlarına galip getirmesi ve ölümünden sonra eserlerini kıyamete kadar yaşatması aklen imkansızdır. Ayrıca, Hz. Peygamber'in İslam çağrısını ilk kez, kitap sahibi olmayan ve hikmetten anlamayan bir kavme yöneltmesi, onlara kitabı ve hikmeti açıklaması, dini ve hukuki hükümleri öğretmesi (el-Bakara 2/151) ve onların ahlakını mükemmelleştirmesi de onun kişiliği ile ilgili hissi mucizeleri arasında sayılmıştır.

    Hz. Peygamber'in hissi mucizelerinin bir kısmı da şahsının (bedeni ve kişiliği) dışında meydana gelmiştir. Bu tip mucizelerinin en meşhurları şunlardır:

    a) Bir gecenin çok kısa bir anında Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksa'ya gitmesi ile başlayan isra ve mi‘rac mucizesi (el-İsra 17/1).


    b) Ayın iki parçaya ayrılması (Buhari, “Menakıb”, 27; Müslim, “Münafikun",8).


    c) Taşın Hz. Peygamber'le konuşması (Müslim, “Fezail”, 2).


    d) İlk zamanlar yanında hutbe okuduğu hurma kütüğünün, minber yapıldıktan sonra, Hz. Peygamber'in minbere çıkışında inlemeye başlaması, bunun üzerine Hz. Peygamber'in ona yaklaşarak okşar gibi elini gezdirmesi ve kütüğün susması (Buhari, “Menakıb”, 25).

    e) Hayber fethinde bir yahudi kadının, Hz. Peygamber'i öldürmek amacıyla, ona kızartılmış zehirli koyun eti sunması üzerine, kendisinin zehirli olduğunu koyunun haber vermesi (Buhari, “Tıb”, 55; Müslim, “Selam”, 18; Ebu Davud, “Dıyat”, 6).

    Haber Şeklindeki Mucizeler


    Bu tür bir mucize, Hz. Peygamber'in herhangi bir eğitim ve öğretimden geçmediği halde geçmiş ve geleceğe dair vermiş olduğu haberleri ifade eder. Haberi mucizeler arasında şunlar sayılabilir:

    a) Hz. Peygamber önceki ümmetlerin tarihini okumadığı halde, yahudi ve hıristiyan bilginlerinin, geçmiş peygamberler ve eski ümmetler hakkındaki çeşitli sorularını vahiyle cevaplandırmıştır.

    b) Bedir Savaşı gününde, düşman ordusundan kimlerin nerede öldürüleceklerini önceden haber vermiş ve dediği gibi çıkmıştır (Müslim, “Cennet”, 17).

    c) Kur'an'daki "Yakında o (müşrik) topluluğu bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" (el-Kamer 54/45) ayeti Mekke'de inmiş, ayetin haber verdiği husus, Bedir Savaşı’nda gerçekleşmiştir.

    d) Yine Kur'an-ı Kerim'deki "Kur'an'ı sana farz kılan Allah, elbette seni dönülecek yere (Mekke'ye) döndürecektir..." (el-Kasas 28/85) ayetinde haber verilen husus Mekke fethiyle gerçekleşmiştir.

    e) Peygamberimiz bir hadislerinde "Yeryüzü önümde dürülmüş ve onun doğusu ile batısı bana gösterilmiştir. Ümmetimin hakimiyeti, bana dürülüp gösterildiği yerlere kadar ulaşacaktır" (Ebu Davud, “Fiten”, 1) buyurmuştur. Gerçekte de öyle olmuş, İslam'ın sesi, dünyanın her tarafına ulaşmıştır.