Peygamberimizin (s.a.v.) Haccı ve Veda Hutbesi

Konusu 'Hz.Muhammedin hayatı' forumundadır ve Lasey tarafından 1 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Peygamberimizin (s.a.v.) Haccı ve Veda Hutbesi

    Peygamberimizin (s.a.v.) Haccı ve Veda Hutbesi Hz. Muhammed (s.a.v.), 632 yılında hac ibadetini yerine getirmek amacıyla Mekke’ye gideceğini duyurdu ve yolculuk hazırlığına başladı. Bunu duyan çok sayıda Müslüman, Medine’den ve Arap Yarımadası’nın dört bir yanından Mekke’ye doğru yola çıktı. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ve Müslümanlar Mekke’de bir araya geldiler. Hac ibadetini yerine getirdiler. Bu, Peygamberimizin (s.a.v) ilk ve son haccı idi. Hz. Peygamber (s.a.v.) burada hac ibadetinin nasıl yapılacağını, Müslümanlara uygulamalı olarak öğretti. Peygamberimiz (s.a.v.), hac sırasında, Arafat’ta toplanan yüz bini aşkın Müslüman’a bir konuşma yaptı. Onun bu konuşmasına Veda Hutbesi adı verilir. Hz. Muhammed (s.a.v.) Veda Hutbesi’nde, insanlara, belki burada bir daha kendileriyle buluşamayacağını söyledi ve onlarla vedalaştı. Peygamberimiz (s.a.v.), Veda Hutbesi’nde insanlara öncelikle; Allah’tan (c.c.) başka tanrı bulunmadığını, kendisinin onun kulu ve elçisi olduğunu bir kez daha hatırlattı. İnsanların birbirleriyle barış ve kardeşlik içinde yaşamaları gerektiğini söyledi. Bütün insanların eşitliğini, hiç kimsenin bir diğerinden üstün olmadığını vurguladı. Her insanın can, mal, namus ve şerefi nin Peygamberimizin (s.a.v.) Veda Hutbesi’ni okuduğu Arafat’tan bir görünüm kutsal olduğunu; bunların korunması gerektiğini söyledi. Eşlerin birbirleri üzerinde hakları olduğunu, özellikle kadın haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Peygamberimizin (s.a.v) üzerinde durduğu bu konular, dinimizin temel insan haklarına ne kadar büyük bir önem verdiğini ortaya koymaktadır.

    VEDA HUTBESİ

    Hamt Allah’a mahsustur. Ona hamt eder, ondan yardım isteriz. Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Allah tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şahitlik ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v.) onun kulu ve resulüdür. Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım. Ey İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu kentiniz Mekke nasıl mukaddes bir şehir ise canlarınız, mallarınız, namus ve şerefi niz de öylece mukaddestir; her türlü saldırıdan korunmuştur. Ashabım! Yarın Rabb’inize kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi kavramış olabilir. Ashabım! Cahiliye Devri’nde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır
    Ey insanlar! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız.
    Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu şaşırmazsınız. Bu iki emanet, Allah’ın kitabı ve benim sünnetimdir. Müminler! Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabb’iniz birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem’densiniz. Âdem ise topraktandır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takva iledir. Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Böylece bütün Müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helal değildir. Ashabım! Allah’tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekâtını verin. Böylece Rabb’inizin cennetine girersiniz. Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Oradakiler : -Allah’ın dinini tebliğ ettin, görevini hakkıyla yaptın, bize öğüt ve vasiyette bulundun, diye şahitlik ederiz, dediler.