Peygamberimizin Güzel Ahlakı İle İlgili Şiirler

Konusu 'Şiir köşesi' forumundadır ve saadet tarafından 8 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. saadet

    saadet Moderatör Admin

    Peygambeimiz (s.a.v.)Güzel Ahlakı Hakkında Şiirler
    9fg3.
    BEN SENİ GÖRMEDEN SEVDİM

    Ben Seni görmeden sevdim…
    Yorgun gecelerde titreyen bir yanı yetim,
    bir yanı öksüz yüreğimle sevdim seni.
    Ey gönül bahçemde büyüttüğüm Nazlı Çiçek…
    Ey sevdamın adı, aşkın gerçek anlamı…
    Bu hasret bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek…
    Ben Seni görmeden sevdim…

    Yolunu gözledim bir Medine sabahı.
    Ellerimde güller, güller ki kokunu aldığım…
    Kokunu alıp yandığım, yanıp yanıp ağladığım…
    Ben seni görmeden sevdim…

    Gözlerini gözlerime değdir Efendim.
    Ellerini ellerime…
    Sevmeyi Senden öğrendim ilkin…
    Sevilmesi gereken her şeyi Senden…
    Şefkat seninle mânâ buldu.
    Buz çöllerini Seninle aştım…
    Ab-ı hayat sundun sıcak ikliminle…
    Gözlerini gözlerime değdir…
    Ellerini ellerime Efendim…
    Ben Seni görmeden sevdim…

    Bahar yüzlü insanlar bildim etrafında pervane…
    Onlardan biri olmak istedim hep.
    Her emrine amade…
    Seninle yaşamak…
    Seninle ölmek…
    Seninle ağlamak…
    Ve Seninle tebessüm etmek…
    Aynı sofrayı Seninle paylaşmak istedim.
    Ama en çok Seni, Seni görmek istedim.
    Göremesem de,
    Ben Seni görmeden sevdim…

    Veysel Karani sabrıyla büyüttüm sevgimi…
    Hüznü yoldaş ettim…
    Kâh yeller gibi estim Yemen’de…
    Kâh Mecnun gibi düştüm çöllere…
    Bil ki, ölüm kapımı çalıp geldiğinde,
    Ne zaman, nasıl, kimbilir nerede,
    Ben Seni görmeden sevdim

    Ben Seni görmeden sevdim…
    Rüyalarım var Sana dair…
    Özlemlerim var Sana…
    Al yüreğim Senin olsun Sultan’ım…

    Uyandır beni Aşk’a…
    Ey Gül-i Vefa…
    Ey Rahmet Sağanağı…
    Yağmur yağmur, tane tane düştünde gönlüme,
    Kurak topraklarım hayat buldu gelişinle…
    Ben Leyla çölünde seraplar gördüm çok zaman…
    Boş hülyalara daldım, kayboldum…
    Su içtiğim pınarlara ateşler dokundu…
    Ben aşkımın hicranını sırtımda taşıdım…

    Ben Seni görmeden sevdim…
    Seni görmeden seven milyonlarca sevdalı gibi…
    En berrak duyguları besledim Sana…
    En nadide hisleri…
    Gel Efendim, al götür beni uzaklara…
    Düşmeden gülün tuzaklara…
    Gözlerimde yaş akar durur…
    Bu ayrılık beni yakar vurur…
    Gözlerini gözlerime değdir…
    Ellerini ellerime Efendim…

    EFENDİM

    Hasret Sana bu gözler, gönlüm yolunu gözler,
    Huzûra ersem bir kez, bahara döner güzler..
    Erse divane başım, hep çağlasa gözyaşım,
    Sen Sen” deyip ağlasam, kalkar bütün pürüzler...

    Köyünün pembe rengi, bulunmaz asla dengi;
    Temizlenip giderler, günâhla gelen yüzler.
    Gelenler erer nûra, herbiri bir sürûra,
    Rahmet yağar her yana, kalır mahrûm gözsüzler...

    Toprağından tozundan, o mübârek izinden
    Zulmetli dünyâlara akar gelir gündüzler...
    Ölgün ne desem Sana, medhin düşmezdi bana;
    Birşey diyeyim dedim, vefâ etmedi sözler.
    O derin şefkatinden, çok engin himmetinden,
    Dönüp bir teveccüh kıl; rûhum lütfunu özleriz