Peygamberimizin aile reisi olarak incelenmesi

Konusu 'Hz.Muhammedin hayatı' forumundadır ve Lasey tarafından 20 Ocak 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Peygamberimizin aile reisi olarak incelenmesi

    O hem bir peygamber, hem toplum önderi ve hem de aile reisiydi. Bu yüzden insanlar inansınlar inanmasınlar onun hiçbir halini eleştiri konusu yapamadılar. Sadece kendilerinin dahi inanmadığı sihirbaz, mecnun veya kahin gibi kötü yakıştırmalarda bulundular. Çünkü o, kimseye zulmetmedi, kadınları azarlamadı, çocuklara kötü davranmadı. Eşine danıştı, dostlarına danıştı, hatta çocuklara danıştı. Mescidi açıktı herkese. Herkes yerini bilirdi, kimse kimseyi incitmezdi, izdiham yaşanmazdı. Onlar bunu ondan öğrenmişlerdi. Kur’an’ı bildirdi, anlattı ve yaşadı. Ahlakı Kur’an idi. Kur’an, hayat düsturu idi. Bu, onun sünnetiydi. Bize iki şey bıraktığını söyledi:Kur’an ve sünnet.

    O, insanlardan hiç ayrı olmadı. Onlar gibi yedi, onlar gibi giyindi, onlar gibi yaşadı. Kibir, gurur, kabalık ve bayağılık O’nun yanına hiç yaklaşmadı. Parçalanmış topluluklara birlik ve dirlik getirdi. O, her hâliyle içimizden biriydi.
    Bunu en yakın dostları olan sahabede bilirdi. Vahiyle gelen bilgiye mutlak bağlılık gösterirler, diğer konularda edep ve nezaket içinde kendi görüşlerini bildirirlerdi. O da büyük bir ihtimam ile onların görüşlerini dinler ve kararını verirdi. O’nun yanında kimse korkmaz, aksine herkes kendisini güven içinde hissederdi.


    Hayatın her kademesinde insanlara örnekti. Çünkü sevgili eşi Hz. Aişe validemiz onun ahlakının Kur’an olduğunu söylemişti. Ahlakı Kur’an olanın hayatı en güzel örnek olmaya layıktı. O yüce Peygamber’in aile reisliğini üç kelimeyle anlatmak yeterlidir: Sadakat, merhamet ve samimiyet. Hiçbir hanımı onun sadakatinden şüpheye düşmedi. Hanımları da ona kendisi gibi sadık oldu. Sevgili eşi Hz. Aişe va lidemize iftira attılar, Yüce Allah iftiralarını yüzlerine çarptı.

    Merhamet onun en göze çarpan sıfatıydı. “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”(Enbiya, 21/107.) ayeti onun bu hâlinin tespiti ve tescilidir. O kadar merhametliydi ki, bütün insanlar imana gelsin ve kurtuluşa ersin diye kendisini paralıyordu. Yüce Allah bu yüzden onu “Bu yola gelmez müşrikler ve zalimler için kendini helak edeceksin.” (Kehf, 18/6; Şuara, 26/3.) diye hem uyarmış hem de teselli etmişti.Peygamberimizin aile reisi olarak incelenmesi: Hiçbir zaman eşlerine ne kötü bir söz söyledi ne sert bir bakışla baktı. En zor zamanlarında da kendisini ailesinin şefkat kucağına bıraktı. İlk vahiy geldiğinde, çok korkmuş ve ilk eşi Hz. Hatice validemizin yanına koşmuştu. Ona, “Kendimden korkuyorum ey Hatice” demişti. Muhterem eşi sakin ve kendinden emin bir şekilde ona “Asla! Allah’a yemin olsun ki, Allah asla seni küçük düşürmez. Çünkü sen akrabalarını gözetir, kötürümlere destek olur, elbisesizleri giydirir, misafire ikram eder, belaya uğramış olanlara yardımcı olursun” dedi. O çocukların hem arkadaşı hem ilk öğretmeni idi. Mescidi, evi, sokağı, mahallesi, hatta bineği çocuklar için bir eğitim alanıydı. Namaz kılarken torunları Hasan ve Hüseyin sırtına çıkar, o sevinirdi.

    Peygamberimizin Aile Reisliği

    Çocukları kucağına alır, öper, severdi. Ben hiçbir çocuğumu öpmedim diyen bir bedeviye, “Allah senin kalbinden merhameti aldıysa ben ne yapabilirim.” demişti. Çünkü merhamete en çok çocuklar muhtaçtı. Bineğinin terkisi çocuklara aitti. Kimi zaman amcazadesi Abdullah, kimi zaman Enes, kimi zaman da bir başka sahabe çocuğu onun terkine biner, onun ilmini, ahlakını, hilmini öğrenirdi. Hâsılı bütün Müslümanlar onun ailesiydi ve O, bütün Müslümanların aile reisiydi. Bu yüzden onun muhterem eşleri bütün Müslümanların annesiydi. Onun bu yaşantısı sonraki bütün İslam ümmetine sirayet etti.


    Kadınlara ve çocuklara muamelede onun hayatı ve uygulamaları İslam ümmeti için uyması gereken temel esaslardır. Bu esaslara uymadığımız takdirde iyi aile kurmamız ve özgüven içinde bir nesil yetiştirmemiz mümkün olmaz. Onun bütün hayatı gibi aile hayatı da bütün aşırılıklardan uzak ve dengeliydi. Bunun adı orta yol yani iktisattı. Ne müsrif ne cimriydi ne baskıcı ne gevşekti. Herkesin ihtiyacını karşılar, çok verip şımartmaz, az verip ele güne muhtaç etmezdi. Çünkü her aşırılıkta olduğu gibi çok özgüven vermek kibre ve şımarıklığa, aşırı baskı da pısırıklığa ve sinikliğe yol açardı. O ikisinden de uzak durdu. Çünkü İslam orta yolu temsil ediyordu.

    Başta aile fertleri olmak üzere kimseye ayrıcalık tanımadı. Bu yüzden kızı Fatıma’nın hizmetçi talebini geri çevirmişti. Çünkü kendisi nasıl yaşıyorsa kızı da öyle yaşamalıydı. Herhangi bir Müslüman gibi toplumda nasılsa ailesi içinde de öyleydi. O hilmin, merhametin ve şefkatin timsaliydi. Yüce Rabbi O’na öyle emretmişti: “Allah’ın lütfu sayesinde sen onlara yumuşak davrandın.Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın hiç şüphesiz bütün insanlar etrafından dağılır giderlerdi.Onları affet ve onların bağışlanması için dua et. Bir iş ortaya çıktığında onlarla istişare et, karar verince da Allah’a güven. Doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.” (Âl-i İmran, 3/159.)

    Peygamberimizin-aile-reisi-olarak-incelenmesi-.