Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Yardımseverliği

Konusu 'Hz.Muhammed'in hayatı' forumundadır ve Lasey tarafından 5 Şubat 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Yardımseverliği

    Resulullah’ın (s.a.v) en büyük özelliklerinden biri de cömertliği ve yardımseverliğidir. Nerede bir fakir görse onun ihtiyacını giderir, nerede bir yetim görse onu bağrına basardı. Bu sebeple kimin bir sıkıntısı olsa Resul-i Ekrem’e koşar, derdini anlatırdı. O da herkesin dileğini yerine getirmeye çalışırdı.

    O, insanların en cömertiydi. Eline ne geçerse ihtiyacı olanlara dağıtır, “Ben ancak dağıtıcıyım, rızkı veren Allah’tır” derdi.

    Hiçbir zaman “yok” demezdi. Az da olsa mutlaka verirdi. Verecek bir şey olmadığı zamanlarda bile fakirlerin gönlünü alırdı.

    O, yoksulları ve ihtiyaç sahiplerini kendinden çok düşünür, açları doyururdu. Peygamberimiz (s.a.v), maddi imkanlara sahip olduğu zamanlarda da sade bir hayat yaşamış, kendisi için bir şey bırakmamıştır. Elindekileri muhtaçlara dağıttığından aç olarak uyudu zamanlar çok olmuştur.

    Bir gün peygamberimize (s.a.v) bir parça kumaş hediye edilmiş, o da bunu kabul etmişti. Buna ihtiyacı da vardı. Yanında oturanlardan biri, “Bu ne iyi kumaş” deyince, Resulullah (s.a.v) kumaşı ona vermişti.
    Peygamberimiz (s.a.v) insanların çalışıp kazanmalarını ve kendi ellerinin emeğiyle geçinmelerini tavsiye eder ve dilenciliği sevmezdi.
    Dilenenlere, bu durumda kurtulmaları için çalışıp kazanmanın yollarını gösterir ve şöyle buyururdu:

    “Sizden birinizin bir ip alıp da bir demet odun bağlayarak getirip satması ve böylece Allah Teala’nın o kulun şerefini şuna buna yüzsuyu dökmekten esirgemesi, elbette ki dilenmesinden hayırlıdır.”
    Şüphesiz Resulullah’ın meziyetlerini yazmakla bitiremeyiz. Kıyamete kadar rehberimiz, önderimiz, müjdecimiz, efendimiz ve peygamberimiz olan Hz. Muhammed’in (s.a.v), Muaz’ın (r.a) şahsında tüm inananlara olan vasiyetiyle, onu daha iyi anlayacağımızı umuyoruz.
    “Allah, güzel davranışta bulunanları sever” (al-i İmran 3/134).