Peygamber Efendimizin Miraç'ta Gördükleri.

Konusu 'Hz.Muhammed'in hayatı' forumundadır ve Beyza tarafından 16 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör

    Hz Muhammedin miraçta gördükleri.

    Cebrail aleyhisselam bana bir kap içinde Cennet şurubu, bir kap da süt etirdi. Sütü aldım.
    Daha sonra iki bardak daha sundular. Biri su, bir bal; kisinden de
    içtim. Cebrail AleyhiselamBal ümmetinin kıyamete kadar devam deceğine,
    su da, ümmetinin günahlarından temizlenmesine işarettir dedi.
    Sonra birlikte göğe yükseldik. Cebrail aleyhisselam birinci kat öğün kapısını çaldı. Sordular:
    - Sen kimsin?
    - Ben Cebrail' im.
    - Peki yanındaki kim?
    - O da Muhammed' dir.
    - O' na göğe çıkmak çin vahy ve Mirac daveti gönderildi mi?
    - Evet, gönderildi.

    Merhaba! Bu gelen, ne güzel yolcu! dediler ve hemen kapı
    açıldı ve endimi adem' in aleyhisselam karşısında buldum. Bana
    Merhaba dedi ve dua etti...
    Burada çok melek gördüm. Hepsi kıyamda huşu ve udu ile durmuşlar
    Subbuhün kuddusün Rabb-ül-melaiketi ver-ruh zikriyle eşguldüler.
    Cebrail' e sordum:
    - Bu meleklerin ibadeti bu mudur?
    - Evet. Bunlar yaratılalıdan beri, ta kıyamete kadar kıyam üzere
    olurlar. Yüce Allah'tan diledim ki, bu ibadeti ümmetime nasip etsin.
    Duamı kabul etti. Namazda olan kıyam odur.
    Orada bir İnsan kalabalığına uğradım. Melekler, onların aşlarını ezerler, tekrar
    eski halini alır. Yine döverler, yine eskisi gibi olurdu. Bunlar
    kimlerdir? dedim. Cuma' yı ve İnsan kalabalıki terk edenlerdir. Rüku ve
    ecdeleri tamam yapmayanlardır dedi.
    Bir İnsan kalabalığı gördüm. Aç ve çıplak diler. Bunlar kimlerdir? dedim. Fakirlere merhamet etmiyenler ve zekat vermiyenlerdir dedi.
    Bir İnsan kalabalığına uğradım. Önlerine nefis yemekler oymuşlar. Bir yanda da
    leş duruyor. O nefis yemekleri bırakmış, leşi yerlerdi. Bunlar
    kimlerdir? dedim. Bunlar, helali terk edip, harama meyil edenlerdir.
    Helal alları varken, haram yiyen kimselerdir dedi.
    Arkasındaki yükün okluğundan, harekete mecali kalmamış olan bir
    takım kimseler gördüm. O haliyle alka seslenip, üzerine biraz daha yük
    koymalarını istiyorlardı. Bunlar imlerdir? dedim. Bu kimseler,
    emanete hıyanet edenlerdir. İnsanların hakkı yemiş iken, yine
    zulmedenlerdir dedi.
    Kendi etlerini kesip yiyen bir grup insana ğradık. Bunlar kimlerdir?
    dedim. Cebrail aleyhisselam; Bunlar gıybet denler ve söz
    taşıyanlardır dedi.
    Bir grup insana rastladık, dilleri afalarından çekilmiş, şekilleri
    değiştirilip hınzır (domuz) suretine ebdil olmuş olarak azab
    olunurlar. Cebrail aleyhisselam; Bunlar yalan yere şahidlik
    apanlardır dedi.

    Bir kısım kadınlara rastladık. Yüzleri siyah, özleri göktü. Ateşten
    elbiseler giydirmişler. Melekler onlara ateşten ürzlerle vururlar.
    Bunlar kimlerdir? dedim. Hazret-i Cibril; Bunlar zina edenler ve
    kocalarını inciten kadınlardır dedi.
    Bir İnsan kalabalık daha gördüm. ateş, onları yakar, tekrar dirilirler, tekrar
    yakardı. Bunlar kimlerdir? dedim. Bunlar akabalarına asi olanlardır
    dedi.
    İkinci kat göğe çıktık. ebrail aleyhisselam kapıyı çaldı. Kapı
    açıldığında, kendimi; teyze çocukları sa ile Yahya bin Zekeriyya' nın
    (aleyhimesselam) yanında buldum. Bana; Merhaba ediler. Ve duada
    bulundular...
    Meleklerden bir İnsan kalabalığına rastladım. Saf ağlayıp durmuşlar, cümlesi
    rükuda idi. Kendilerine mahsus bir tesbihleri vardı. devamlı olarak
    rükuda dururlar, başlarını kaldırıp, yukarı bakmazlar. cebrail
    aleyhisselam; Bu meleklerin ibadeti böyledir. Hak tealadan iste de
    ümmetine nasib olsun dedi. Dua ettim. Kabul buyurup, namazda rükuu
    ihsan eyledi.
    Sonra üçüncü kat göğe çıktık. Aynı sual ve cevaptan sonra, kapı
    çıldı ve kendimi Yusuf aleyhisselamın yanında buldum. Baktım ki
    kendisine güzelliğin fazlası verilmiş. Bana, Merhaba dedi ve dua
    etti...
    Çok melek gördüm. Saf alinde, cümlesi secdede idiler. Yaratılalıdan
    beri secdede olup, endilerine mahsus tesbih ile tesbih ederler.
    Cebrail aleyhisselam; Bu meleklerin ibadeti böyledir. Allahü tealadan
    iste ki, bu ameli ümmetine üyesser eylesin dedi. Hak tealadan
    diledim. Kabul edip namazda size nasib eyledi.
    Dördüncü kat göğe eriştim. Saf gümüşten yapılmış, nurdan bir kapısı
    var. nurdan bir kilit vurmuşlar. Kilidin üzerinde, La ilahe illallah
    Muhammedün esulullah yazılı idi. Sual ve cevaptan sonra kendimi,
    İdris aleyhisselamın yanında uldum. Bana Merhaba dedi ve duada
    bulundu. Allahü teala, onun hakkında mealen); Biz onu yüksek bir
    mekana ref' ettik buyurmuştur. (Meryem suresi: 7)
    Bir melek gördüm. Bir kürsi üzerine oturmuş, gamlı ve üzüntülü idi.
    Etrafında o kadar çok melek vardı ki, sayısını ancak Yüce Allah bilir.
    Sağında nurani melekler gördüm. Yeşiller giymişler, çok güzel kokuları
    var. Her irinin güzelliğinden yüzlerine bakılamaz. Sol tarafında
    ağızlarında ateşler açan melekler vardı. Önlerinde ateşten mızrak ve
    kamçılar var. Öyle gözleri var i, bakmağa takat getirilmez. Tahta
    üzerinde oturan meleğin, başından ayağına adar gözleri var.
    Daima önündeki deftere bakar, bir an gözünü ondan yırmazdı. Önünde bir
    ağaç vardı. Kah sağ eliyle ondan bir şey alıp ağındaki nurani
    meleklere teslim eder, kah sol eliyle bir şey alıp solundaki zulmani
    meleklere erirdi. Bu meleğe nazar edince, kalbime bir korku geldi.
    Hazret-i Cebrail' e; Bu elek kimdir? dedim. Azrail' dir. Bunun yüzünü
    görmeğe kimsenin akati yetmez dedi.
    Yanına varıp; Ey Azrail! Bu, ahir zaman peygamberidir ve llahü
    tealanın habibi, sevgilisidir dedi. Azrail aleyhisselam kalkıp ana
    tazim etti; Merhaba! Hak teala senden daha şerefli bir kimse
    yaratmadı. DCmmetin de, cümle ümmetlerden üstündür. Ben senin
    ümmetine, baba ve analarından daha çok acırım dedi.Senden bir ricam
    vardır. Ümmetim zayıftır. Onlara yumuşak darvanasın. Ruhlarını
    yumuşaklıkla alasın dedim. Seni en son peygamber larak gönderen ve
    kendine habib kılan Allahü tealanın hakkı için, Allahü eala gece ve
    gündüzde yetmişkere; Ümmet-i Muhammed' in ruhlarını yumuşaklıkla ve
    olaylıkla al ve işlerini lütf ile gör diye emreder. Bunun için ben de
    senin ümmetine, ana ve babalarından daha çok şefkat ederim, dedi.
    Beşinci kat öğe çıktık, orada Harun aleyhisselamla karşılaştık. Bana Merhaba dedi ve hayır uada bulundu.
    Beşinci kat gök meleklerinin ibadetlerini gördüm. Cümlesi ayakta
    duruyor ve ayaklarının parmaklarına nazar ediyor, asla başka yere
    bakmıyor, yüksek sesle tesbih ediyorlardı. Hazret-i Cebrail' den Bu
    meleklerin badeti böyle midir? diye sordum. Evet, Yüce Allah'tan dile
    de, bu ibadeti ümmetine nasib eylesin dedi. Dua ettim. Cenab-ı Hak
    ihsan etti.
    Sonra altınca kat göğe çıktık. Orada Musa aleyhisselam ile karşılaştık.
    ana Merhaba dedi ve hayır duada bulundu. Sonra yedinci kat göğe
    yükseldik, aynı soru-cevaptan sonra İbrahim aleyhisselamı Beyt-i
    Ma' mur' a arkasını dayamış olarak buldum. O Beyt-i Ma' mur ki, her gün
    oraya yetmiş bin melek giriyor bir daha sıraları gelmiyor. İbrahim
    aleyhisselama selam verdim. Selamımı aldı. Merhaba alih peygamber,
    salih oğlum dedi. Sonra;
    Ya Muhammed! Cennet' in yeri gayet atif ve toprağı temizdir. Ümmetine
    söyle, oraya çok ağaç diksinler dedi. Cennet' e ağaç nasıl dikilir?
    dedim. "La havle vela kuvvete illa billah ve Sübhanellahi
    velhamdülillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber" tesbihini
    okuyarak, dedi.
    Cebrail aleyhisselam sonra beni, Sidret-ül-Münteha' ya ötürdü. Sanki
    onun yaprakları fil kulakları gibi, meyveleri de kuleler gibi idi. ,
    yüce Allah'ın emirlerinden hangi birisiyle karşılaştığında,
    öylesine değişiyordu ve güzelleşiyordu ki, Allahü tealanın yaratmış
    olduğu mahlukatından, hiç kimse onun güzelliğini anlatamaz.
    Cebrail aleyhisselam, idret-ül-Münteha' nın ilerisine iletti ve bana
    veda eyledi. Dedim ki: Ey Cebrail! Beni yalnız mı bırakıyorsun?
    Cebrail aleyhisselam ıstıraba düştü. Yüce Allah'ın heybetinden titremeğe
    başladı ve; Eğer bir adım daha atarsam, Yüce Allah'ın azametinden
    helak olurum. Bütün vücudum yanar, yok olur edi.
    Alemlerin efendisi, buraya kadar Cebrail aleyhisselam ile gelmişti.
    Cebrail aleyhisselam, urada kendisini; yaratılmış olduğu suret üzere
    kanatlarını çmış, her bir kanadından inciler, yakutlar saçılır bir
    halde Resulullah' a gösterdi. Sonra iyası güneşten daha parlak, Refref
    adında yeşil bir Cennet yaygısı geldi. urmadan Yüce Allah'ın
    zikriyle meşgul oluyor, bulunduğu alemi tesbih adası dolduruyordu.
    Peygamber efendimize selam verdi. Resulullah fendimiz Refref' in
    üzerine oturdu. Bir anda çok yükseklere çıktılar, icab denilen yetmiş
    bin perdeden geçtiler. Her hicab arası çok uzak idi. Her perdede
    vazifeli melekler vardı. Refref, Peygamber efendimizi birer birer o
    perdelerden geçirdi. Böylece; Kürsi, Arş ve ruh alemlerini aştılar.
    Habib-i krem efendimiz, her bir perdeden geçerken; Korkma ya
    Muhammed! Yaklaş, yaklaş! diye emredildiğini duyuyordu. Bilinmeyen,
    anlaşılamayan, anlatılamayan şekilde, Yüce Allah'ın dilediği
    yüksekliklere ulaştı. ekansız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak
    rü' yet hasıl oldu yani Yüce Allah'ı gördü. Gözsüz, kulaksız,
    vasıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Hiç bir mahlukun
    ilemiyeceği, anlıyamıyacağı nimetlere kavuştu...