Peygamber Efendimizin ibadetteki huzuru

Konusu 'Hz.Muhammed (sav)' forumundadır ve Lasey tarafından 9 Şubat 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Peygamber Efendimizin ibadetteki huzuru.

    Peygamber-Efendimizin-ibadetteki-huzuru-.


    Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ibadete çok düşkündü ve ibadet esnasında kalbin huzur içinde olmasına çok ehemmiyet verirdi. Bilhassa namaz kılarken huşu ile boyun eğmek gerektiğini ifade etmiştir.

    “…Namazda huşu (tevazu, boyun eğiş hali) hissedilir, temeskün (zavallılık) gösterilir. Ellerini, İçleri kendi yüzüne dönük (olarak) Rabbine kaldırır; isteklerini (ısrarla yalvararak) istersin: “Ya Rabbi! ya Rabbi! ya Rabbi!..” Kim bunu yapmazsa namazı eksiktir. (Tirmizi, salat 283)

    Huşu, alçak gönüllülükle, sessizce durmak, boyun eğmek, tevazu manasına gelir. Ayet-i kerimede felaha eren müminler tarif edilirken, “namazlarını huşu ile kılan müminler kurtuluşa ermişlerdir. ” Buyrulmaktadır. (Müminun; 1)

    Hz. peygamber sallallahu aleyhi vesellem, huşuu elde etmenin ancak kalben ve bedenen namaza uygun hal içinde bulunmakla mümkün olduğunu söylemiş, elbiseyi düzeltmek, sakalıyla oynamak gibi hareketlerden sakındırmıştır. ” Şüphesiz namazın kendisi başlı başına mühim bir meşguliyettir (namazda başka şeyle meşgul olunmamalıdır)” buyurmuştur. (Müslim, Mesacîd, 34)

    Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesselam namazda gözlerin yere indirilmesini emreder, yukarıya veya sağa sola bakmayı yasaklardı. Göz ucuyla sağa sola bakmak hakkında, “bu, kulun namazından (sevabından) bir miktarını şeytanın kapıp aşırmasıdır,” (buhari, ezan 93) buyururdu.

    Namazın huzurunu bozan şeylerden çok sakınırdı. Bir keresinde kapıya nakışlı ve süslü bir perde asılmıştı. Namazda gözü ona ilişince Hz. Âişe validemize şöyle buyurdu:

    ” Bunu oradan kaldır, nakış ve süsleri namazda kalbimin huzur bulmasına mani oluyor.” (Buhari, Amel fi’s-salât; 6)

    Huşu halinin ikinci şartı ise namazdayken beden azaları gibi kalbin de ibadetten başka bir şeyle meşgul olmamasıdır. Namazda kimin huzurunda olduğunu düşünerek namaz kılmalıdır. Peygamberimiz bize şöyle nasihat ediyor:

    “Allah Teala’ya sanki kendisini görüyormuşcasına ibadet edin! Kendinizi ölüler arasında biriymiş gibi kabul edin. Size yarar sağlayacak az bir şey sizi oyalayıp amacınızdan alıkoyacak çok şeyden daha hayırlıdır. Zira iyilik eskimez günahlar da hiç unutulmaz. (Buhari, 1,114 müslim 1,39)


    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin namaz kılarken göğsünden kaynayan kazandan gelen ses gibi hıçkırık ve inilti sesleri gelirdi. (Ebu davut, salât, 156-157)

    Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve selem, kendi başına nafile namaz kılarken uzun uzun kuran okuyordu. Hüzeyfe Radiyallahu anhunun bildirdiğine göre geceleyin kendi başına namaz kılarken bakara, nisa ve ali İmran gibi uzun sureler okumuş, rüku ve secdelerde de uzun uzun tesbihat ve dua etmiştir.


    Peygamberimiz cemaate farz namaz kıldırırken ise orta uzunluktaki sureleri okurdu. Ashabına namaz kıldırırken sabah namazında altmış ayetten yüz ayete kadar okurdu. (Müslim, Salât 172)

    İnsanların meşgul olduğu öğle namazında ise ilk rekatında otuz ayet okurdu. Okuyuşu tane taneydi. Ezanı duyan birisi abdest tazeleyip namaza yetişebilirdi. Öğle namazının ikinci rekatında on beş ayet miktarı kadar kuran okurdu. İkindi namazının ilk rekatında on beş ayet, ikinci rekatında ise bunun yarısı kadar kıraat okurdu.

    Her gün Kuran-ı Kerim okurdu. Bazen ev halkı İyice uykuya varınca Hazreti peygamber Sallallahüaleyhivesellem sessizce yatağından kalkar, Allah’a dua ve niyazla meşgul olmaya başlardı.