Peygamber Efendimizin Doğumundan Sonraki Mucizeler

Konusu 'Hz.Muhammed'in hayatı' forumundadır ve Adile tarafından 20 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Kainatta en büyük hadise hiç şüphe yok ki, Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhi salatu vesselam dünyaya teşrifleri hadisesidir.

    Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhi salatu vesselam dünyaya teşrifleri esnasında bütün kainat üzerinde bir takım harika hadiseler meydana gelmiştir. Hepsi birer mucize olan bu hadiseler, Yüce Allah'ın bütün alemlere peygamber olarak seçtiği o Zat’ı daha dünyaya gelirken tasdik ettiğinin işaretidir.

    Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhi salatu vesselam dünyaya teşrifleri esnasında meydana gelen hâdiselerden bazıları:

    Yâhudiler arasında birçok alim vârdı. Bunlar, kitaplarında Allâh Resulü Hz. Muhammed (s.a.v)'in geleceğini görüp, öğrenmişlerdi. Yıldızlardan hüküm çıkarmada da usta sayılırlardı. Efendimizin doğumu gecesinde bir yıldız parlamış ve Yahudi âlimler bu yıldızdan Ahir zaman Peygamberinin dünyaya teşrif ettiklerini anlamışlardı.
    Resul-i Zişan’ın meşhur şairi Hassan bin Sabit (r.a.) bu hususu şöyle anlatmıştır:
    "Ben sekiz yaşlarında var yoktum. Biliyorum, bir sabah vakti, Yahudi’nin biri 'Hey Yahudiler!' diye çığlık atarak koşuyordu. Yahudiler, 'Ne var, ne yırtınıyorsun?' diyerek adamın başına üşüştüler. Yahudi şöyle haykırıyordu:
    "'Haberiniz olsun, Ahmet’in yıldızı bu gece doğdu. Ahmet bu gece dünyaya geldi.
    [Kastalanî, Mevâbibü'l-Ledünniye: 1/122]

    İbni Sa'd'ın naklettiği konu ile ilgili bir rivayette ise şöyle denilmektedir:
    Mekke'de oturan bir Yahudî vardı. Allah Resûlünün doğdukları gecenin sabahı Kureyşlilerin karşısına çıktı ve sordu:
    Bu gece kabilenizden bir oğlan çocuk doğdu mu?'
    Kureyşliler, 'Bilmiyoruz' cevabını verince, adam sözlerine devam etti:
    Varın, gidin, soruşturun, arayın; bu ümmetin peygamberi bu gece doğdu. Sırtında alâmeti var.
    Kureyşliler varıp soruşturdular ve gelip Yahudîye haber verdiler:
    'Bu gece Abdullah'ın bir oğlu dünyaya geldi, sırtında bir nişan var.
    Yahudî gidip peygamberlik alâmetini gördü. Ve aklını kaybetmişçesine şöyle haykırdı:
    Peygamberlik artık İsrâiloğullarından gitti. Kureyşlilere öyle bir devlet gelecek ki, haberi doğudan batıya kadar ulaşacaktır.[Tabakât, 1/162-163]

    Kâbe'nin İçini Karanlık Ve Kirlere Boğan Putların Pekçoğu Başaşağı Yıkıldı:
    Kureyş müşrikleri, yeryüzünde Allah'ın tek mabut oluşunun içinde ve üstünde ilk olarak abideleştiği Kâbe'yi putlarla karanlıklara boğmuşlardı. Ne var ki, henüz Tevhit temsilcisi Resûl-i Kibriyânın dünyaya gözlerini açması karşısında bile, çoğu yerlerine kurşun ile perçinlenmiş bu putlar, hâdisenin azametine dayanamayarak yerlere yıkılıverdiler.
    Bu hâdisenin ifade ettiği mana büyüktü: Dünyaya teşrif eden bu Zât, kendisine verilecek vazife gereği kapkaranlık şirk inancını ortadan kaldıracaktır. Gönüllerde pak, nezih ve saadet dolu Tevhit inancını bayraklaştıracaktır.
    Dünya buna şahit oldu. O Resûl-i Zîşan, kısa zamanda Kâbe'yi cansız putlardan temizlediği gibi, gönüllerdeki putları da İslâm imanı ile yok ediverdi.

    İstahrabat'ta Bin Seneden Beri Yanmakta Olan Mecusilerin Kocaman Ateş Yığınları Bir Anda Sönüverdi.
    Mecûsiler bu ateş yığınını kendilerine ilâh kabul etmişlerdi. Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhi salatu vesselam dünyaya teşrifleri ile birlikte bu kocaman ateş, sanki okyanusların istilâsına uğramış basit bir ateşmiş gibi sönüverdi.Demek ki, gelen zât, putperestlik gibi, ateşperest ligi de bir çırpıda ortadan kaldıracak ve yeryüzünü Tevhit meşalesiyle aydınlatacaktı.

    Gök Kubbeden Salkım Salkım Yıldızlar Döküldü:

    Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhi salatu vesselam'ın dünyaya teşrifleri gecesinde hazan yaprağı gibi gök kubbeden yıldızlar döküldü. Kırk Bu hâdise de şuna işâret ediyordu: Bundan böyle şeytan ve cinlerin gökten haber almaları son bulmuştur. "Madem Hz. Muhammed Aleyhi salatu vesselam vahiy ile dünyaya çıktı, elbette yarım yamalak ve yalanlar ile karışık, kâhinlerin ve gâipten haber verenlerin ve cinlerin ihbarâtına "haberlerine" set çekmek lâzımdır ki, vahye bir şüphe irâs etmesinler ve vahye benzemesin. Evet, bi'setten evvel kâhinlik çoktu. Kur'ân, nazil olduktan sonra onlara hâtime çekti. Hattâ çok kâhinler îmâna geldiler. Çünkü, daha cinler tâifesinden olan muhbirlerini bulamadılar."[Bediüzzaman Said Nursî, Mektubât, s.163]