Peygamber Efendimizin Bilime Verdiği Önem

Konusu 'Peygamber Efendimizin sünnetleri' forumundadır ve Beyza tarafından 26 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör


    Peygamber Efendimizin Bilime Verdiği Önem Kısaca

    Peygamberimiz (s.a.v) ilme, eğitim ve öğretime büyük önem vermiştir. Onun faaliyetlerinde ve sözlerinde bilgi, öğrenme, öğretme, öğrenci ve öğretmene verilen değer çok fazla yer tutar. Hadis literatüründe eğitim ve öğretime teşvik eden yüzlerce ve buna karşılık bilgisizliği yeren çok sayıda hadis mevcuttur.
    Bu konuda kendisine indirilen ilk vahiy de Oku emridir. Dolayısıyla okumak ona ve ümmetine Yüce Allah ın ilk emridir. Bunun yanında Kur'an-ı Kerim'de ilime teşvik eden ve alimi öven ayet-i kerimeler mevcuttur. Kur'an-ı Kerim'de, Peygamberimiz (s.a.v) 'ın ilahi tebliğ görevinin eğitim-öğretimden ibaret olduğu bildirilir. Bu mealde şöyle buyrulur: Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Yüce Allah mü'minlere büyük bir lütufda bulunmuştur. Peygamberimiz (s.a.v) de bir hadisinde kendi görevinin mahiyetini şöyle açıklamıştır: Allah beni bir muallim olarak göndermiş bulunuyor. Dolayısıyla gönderildiği toplumu eğitim ve öğretime tabi tutmak onun peygamberlik görevlerin arasında bulunmaktadır. Kur'an'ın ve Peygamberimiz (s.a.v)'in teşviki, Müslümanlar arasında yazıya, ilme rağbeti ve öğrenme arzusunu artırmıştır. Onun döneminde insanlar birşeyler öğrenmek için kendisinin ve diğer öğretmenlerin yanına gelmeye başlamışlardır.
    Hicretten sonra Medine’de Peygamberimiz (s.a.v)'in ilk ve önemli faaliyetlerinden birisi, bir ibadet mahalli olmasının yanında, aynı zamanda eğitim-öğretim merkezi olan, Mescid-i Nebevi'yi inşa etmek olmuştur. Mescid'in bitişiğinde Suffe denilen mekanda kalan bazı sahabiler, Kur'an ve yazı öğrenmekle meşgul oluyorlardı. İslam'ın temel esaslarını öğrenmek üzere Medine'ye çeşitli bölgelerden gelenlerin bir kısmı da burada kalıyordu. Suffe'deki öğrenci sayısının kimi zaman dört yüze ulaştığı oluyordu. Peygamberimiz (s.a.v) burada bizzat ders verdiği gibi, Kur'an ve yazı öğretmek üzere muallimler de tayin ediyordu. Ubade b. Samit adlı sahabi, burada yazı ve Kur'an öğretenlerden biridir.3 Hatta sadece Müslüman muallimler değil, müşrik muallimler de yazı öğretiyordu. Nitekim Bedir savaşında Müslümanların eline esir düşen müşrik askerlerden okur-yazar olup da kurtuluş fidyesi verecek parası bulunmayanlar, on Müslüman çocuğuna yazı öğretmek amacıyla serbest bırakılmışlardır.Buna göre bir gün öğrencilerden birisi ağlayarak babasının yanına gelir. Babası niçin ağladığını sorar. Çocuk, öğretmeninin dövdüğünü söyler. Babası Kötü adam! Bedir'in intikamını alıyor...4 der. Biraz sonra temas edeceğimiz üzere, Peygamberimiz (s.a.v)'in eğitiminde şiddete yer yoktur. Fakat müşrik öğretmenin bu davranışından, eski gelenekte dayağın bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak yukarıdaki olaydan Peygamberimiz (s.a.v)'in haberinin olup olmadığına, haberdar olduysa ne gibi bir tavır takındığına dair bilgiye rastlayamadık. Peygamberimiz (s.a.v), Mescid-i Nebevi'ye ilim öğrenmek için gelenleri, Allah yolunda mücahede edenlerle bir tutmuştur. Kısa süre sonra Mescid-i Nebevi ve Suffe ihtiyacı karşılayamaz duruma gelince Medine'de yeni eğitim Mekanları faaliyete geçirilmiştir. Kaynaklar, onun sağlığında Mescid-i Nebevi'nin dışında Medine'de dokuz mescid daha bulunduğunu nakletmektedirler. Bu mescidlerde Peygamberimiz (s.a.v) sohbet yaptığı, namaz kılındığı gibi eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü de muhakkaktır.