Peygamber Efendimizin Amcası Ebu Leheb

Konusu 'Hz.Muhammed'in hayatı' forumundadır ve Adile tarafından 20 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam) amcası olmasına rağmen en azılı düşmanı oldu. Ölümüne kadar düşmanlığını devam ettirdi. İsmi zikredilmek suretiyle hakkında sure (Tebbet) nazil olan ilk müşrik oldu.

    Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam)için yapılan suikast planı ve uygulama faaliyetleri içinde aktif rol aldı. Ebu Talib'in vefatından sonra Haşimilerin reisi oldu. Risâle-i Nur'da, kendisi ve Ebu Cehil'in de aralarında bulundu Kureyşli müşriklerin Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam)'a suikast girişimlerinden söz edilmektedir. Çiçek hastalığından dolayı ölünce kendilerine de bulaşır korkusuyla evlatları tarafından terk edildi ve cenazesi parayla tutulan kişiler tarafından kaldırıldı. Künyesi Ebu Leheb Abdüluzza bin Abdülmuttalib bin Haşim şeklindedir.

    Ebu Leheb'in esas adı Abdüluzza'dır. Ebu Leheb, alev babası anlamında olup, bu lakapla tanınmaktadır.
    Bu lakabın, çok çabuk parlayıp öfkelenen, öfkelendiği zaman yanakları kızarmaya başlayan bir yapıya sahip olmasından ötürü verildiği rivayet edilmektedir. Diğer taraftan esas künyesinin de Ebu Utbe olduğu belirtilmektedir.

    Ebu Leheb, İslâmiyet'in zuhurundan evvel Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam)'la dost olup, aralarında herhangi bir husumet yoktu. Ayrıca, iki oğluna gelin olarak da Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam)'ın iki kızını (Rukkiye ve Ümmü Külsüm) aldı. Ancak, bu dostlukları İslâmiyet'in zuhuru ile bozuldu.

    Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam), Şuara Suresi (26) 214. ayetinin nüzulü ve burada geçen "(Önce) en yakın akrabanı uyar" şeklindeki İlâhî emir üzerine akrabalarını topladı. Peygamber olarak vazifelendirildiğini açıkladı ve onları iman etmeye davet etti.

    Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam); "Ben, sizi, dile kolay gelen, mizanda ağır basan iki kelimeye davet ediyorum ki, o da; Allah'tan başka ilah bulunmadığına ve benim de, Allah'ın kulu ve Resulü olduğuma şahadet etmenizdir", "Yüce Allah, sizi, buna, dâvet etmemi, bana emretti", "Ey Abdülmuttalib Oğulları! Ben, özel olarak size, genel olarak da, bütün insanlara Peygamber gönderildim" (M. Asım Köksal; İslâm Tarihi, C. 4., İstanbul 1989, s. 12) mealindeki sözleriyle Peygamberliğini akrabalarına ilan etti.

    Nübüvvetin ilanı karşısında Ebu Leheb hariç, bütün akrabalar yumuşak tavır takındılar. Ebu Leheb; "Ey Abdülmuttalib oğulları! Bu, vallahi bir şerdir, kötülüktür.

    Başkaları, onun elini tutup bundan alıkoymadan önce, siz, onun ellerini tutup bundan alıkoyunuz! Eğer, siz, bugün ona boyun eğecek olursanız zillete, hakarete uğrarsınız. Onu, korumağa kalkışacak olursanız, öldürülürsünüz" (Köksal, age., s. 14) şeklinde mukabelede bulundu.

    Ebu Leheb'e cevap Peygamber Efendimizin halası Safiyye'den geldi. Beklenen peygamberin Hazreti Muhammed (asm) olduğunu söyledi. Ebu Leheb de; "Zaten, kadınların sözleri, erkeklere ayak bağı ve köstek mesabesindedir! Kureyş aileleri ve onlarla birlikte bütün Araplar, ayaklandığı zaman, onlara karşı koyacak bizim ne gücümüz var?" diye sordu.

    Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam), daha sonra Safa tepesinde Kureyşlilere; "Söyleyiniz bakayım: Ben, size, şu dağın eteğinden veya şu vadiden sizi yağmalamak isteyen bir takım atlıların çıkıvereceğini, yahud, akşama, sabaha düşman baskınına uğrayacağınızı haber verirsem, beni tasdik eder, doğrular mısınız?" diye sorunca onlar da; "Evet, seni tasdik eder, doğrularız.

    Çünkü, biz, seni, bütün tecrübelerimizde, doğru sözlü bulduk. Sen bizim katımızda, herhangi bir suçla suçlanmış bir kimse değilsin! Hakkımızdaki tecrübelerimizde, sende hiçbir yalana rastlamış değiliz" dediler. Akabinde Peygamber Efendimiz onları imana davet etti. Bütün Kureyş kabilelerine tek tek seslenerek davetini ilan etti.

    İlâhî emre icabet etmeye yapılan davete henüz hiçbir tepki gösterilmeden Ebu Leheb,Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam) atmak üzere eline bir taş aldı. "Yuh sana! Sen, bugün gelip de bizi bunun için mi topladın?" diyerek küstahça bağırdı. Böylece, Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam) yapılan ilk saygısızlık ve saldırı, yabancılardan evvel kendi öz amcasından gelmiş oldu. Ebu Leheb, böylece başlamış olduğu düşmanca tavırlarını ömrünün sonuna kadar sürdürdü.

    Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam) komşu olan Ebu Leheb, sık sık O'nun evini ya bizzat kendisi yada başkaları vasıtasıyla taşa tuttu. Kapısının önüne pislik atmak gibi çok adi davranışları sergilemekten sakınmadı. Bir ara yine Efendimiz Hz. Muhammed (Aleyhi salatu vesselam) kapısının önüne pislik dökmek isterken Hazreti Hamza (ra) ile karşılaştı. Hazreti Hamza, onun elindekileri alıp başına döktü.

    Bu davranışlarında karısı da kendisinden aşağı kalmadığı gibi kocasını hep destekledi. Risâle-i Nur'da aktarılan bir hadisede, Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil'in nasıl bir karakterde olduğu anlaşılmaktadır. Ümmü Cemil; ".bir taş alıp Mescid-i Harâma gelmiş. Ebu Bekir ile Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm orada oturuyorlarmış.

    Gözü Ebu Bekr-i Sıddık'ı görüyor, soruyor: 'Yâ Ebâ Bekir! Senin arkadaşın nerede? Ben işitmişim ki, beni hicvetmiş. Ben görsem, bu taşı ağzına vuracağım.' Yanında iken Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmı görmemiş. Elbette, hıfz-ı İlâhîde olan bir Sultan-ı Levlâk'ı, böyle bir Cehennem oduncusu, onun huzuruna girip göremez. Ağzına mı düşmüş?" (Mektubat, s. 161)