Peygamber Efendimiz (SAV) Nasıl Bir Babaydı? Kısaca Anlatınız

Konusu 'Hz.Muhammedin hayatı' forumundadır ve Lasey tarafından 15 Eylül 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Örnek bir baba olarak Peygamber Efendimiz

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), aile bireylerine her zaman sevgiyle yaklaşmıştır. Onlarla ilgilenmiş, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için elinden gelen çabayı göstermiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) hem oğullarını hem de kızlarını çok sevmiştir. Ancak Kâsım, Abdullah ve İbrahim henüz çocuk yaşlardayken vefat etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.), onların vefatından büyük bir üzüntü duymuş ve ağlamıştır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), kızı Hz. Fâtıma’yı (r.a.) çok severdi. Hz. Fâtıma (r.a.) yanına geldiğinde ayağa kalkar, onu öper ve yanına oturturdu. Peygamberimiz (s.a.v.), torunları Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin’e (r.a.) de büyük bir sevgi beslerdi. Onları sırtına alır ve torunlarıyla oynardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), çocukları arasında ayrım yapmazdı. Hz. Muhammed (s.a.v.), aile bireylerinin hepsiyle yakından ilgilenirdi. Çocukları arasında küçük, büyük, kız ya da erkek ayrımı yapmazdı. Onların her birine değer verirdi.


    Mekkeli gençlerden biri olan Ebu’l-As, Peygamberimizin (s.a.v.) kızı Zeynep’le (r.a.) evlenmek istemiş, düşüncesini Hz. Muhammed’e (s.a.v.) bildirmiştir. O da böylesi önemli bir konuda önce kızının fikrini almıştır. Hz. Zeynep (r.a.), kendisine yapılan evlilik teklifini uygun görmüş, Peygamberimiz (s.a.v.) de Ebu’l-As’a olumlu cevap vermiştir. Hz. Ali (r.a.) ve Hz. Fâtıma’nın (r.a.) evliliğinde de Peygamberimiz (s.a.v.) aynı şekilde davranmıştır. Hz. Ali (r.a.), Hz. Fâtıma (r.a.) ile evlenmek istediğini Peygamberimize (s.a.v.) söylemişti. Hz. Peygamber (s.a.v.) de kızı Fâtıma’ya (r.a.) bu durumu iletmiştir. Hz. Fâtıma’nın (r.a.) olumsuz görüş bildirmeyip kabul etmesi üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) de Hz. Ali (r.a.) ile kızı Fâtıma’yı (r.a.) evlendirmiştir.


    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir yolculuğa çıkacağı zaman en son Hz. Fâtıma’nın (r.a.) yanına uğrar, onunla vedalaşırdı. Bir seferden döndüğü zaman da yine ilk olarak kızına uğrar, onunla görüşüp sohbet ederdi. Çünkü o, evlatlarını çok severdi. Onları görmeyince özlerdi. Hz. Muhammed (s.a.v.), Hz. Fâtıma’yı (r.a.) evlendirdiğinde kızının kendine yakın olmasını arzu etmişti. Bunun için de Hz. Ali’ye (r.a.), kendisine yakın bir eve taşınmasını söylemişti. Hz. Ali (r.a.) de Resululah’ın (s.a.v.) yakınında bir eve taşınmıştı. Böylece Peygamberimiz (s.a.v.), kızını daha sık görme imkânına kavuşmuştu.
    Hz. Muhammed (s.a.v.), çocuklarını çok severdi. Oğlu İbrahim doğduğunda çok sevinmiş ve “Bu gece bir oğlum oldu. Ona, atam İbrahim’in adını verdim.” diyerek mutluluğunu ifade etmiştir. (Müslim, Fedâil, 62.)

    Peygamberimiz (s.a.v.), doğumunun yedinci gününde oğlu için akika kurbanı kesmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.), oğlu İbrahim’i Medine yakınlarında yaşayan bir sütanneye vermişti. Hz. Peygamber (s.a.v.) sık sık oğlunu ziyaret etmiş, onu öpüp koklamıştır. Oğluyla özlem gidermiştir.3 İbrahim henüz on sekiz aylıkken hayata gözlerini yummuş ve bu durum Hz. Peygamber’i (s.a.v.) çok üzmüştü. Evladını çok seven Hz. Muhammed (s.a.v.), oğlu vefat edince gözyaşlarına engel olamamıştı. Bunu gören sahabiler, Resulullah’ın (s.a.v.) ağlamasına şaşırmışlar ve “Sen de mi ağlıyorsun ya Resulallah?” demişlerdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurmuştu: “Bu, merhamettendir. Zira göz ağlar, kalp hüzünlenir. Ama biz ancak Rabb’imizin razı olacağı şeyleri söyleriz. Ey İbrahim, biz senin aramızdan ayrılışından dolayı çok hüzünlüyüz.” (Buhârî, Cenâiz, 43; İbn-i Sa’d, Tabakât, C 1, s. 125)