Osmanlı Devleti’nde Yetim Gencin Eğitimi

Konusu 'Genel Bilgiler' forumundadır ve saadet tarafından 15 Nisan 2019 başlatılmıştır.

  1. saadet

    saadet Moderatör


    Osmanlı Devleti’nde Yetim Gencin Eğitimi.


    Osmanlı Devleti’nde Yetim Gencin Eğitimi

    Yetim, büluğ çağına ermeden babasını kaybeden çocuklara denilmektedir. Çocuğun nafakasını temin etme, hak ve hukukunu koruma ve onu yetiştirmede babanın rolü daha fazla olduğu için yetimlik babaya nispet edilerek ifade edilir.

    Babasını kaybetmiş küçük büyük herkese (lügat manasıyla) yetim denilirse de fıkıhta, yetim tabiri, büluğ çağına ermeden babasını kaybeden çocuklar için kullanılmaktadır. Oysaki Osmanlı Devleti’nde başta tereke defter ve kayıtlarında anne baba farkı gözetilmeksizin birini ya da her ikisini kaybetmiş çocuklar için yetim tabiri kullanılmıştır.Osmanlı Devleti’nde Tanzimat öncesi dönemde yetimler ve kimsesizler, toplumun ve vakıfların himayesi altındaydı.

    Yetim gençlerin eğitim ve öğretimi, meslek sahibi olmaları, her türlü bakım ve ihtiyaçları vakıflar tarafından karşılanmaktaydı.

    Hatta şer’iyye sicilleri içerisinde müstakil yetim sicilleri tutulmuştur. Bu sicilleri incelediğimizde onlara vasî tayin edildiği, bakım ve nafakalarının sağlandığı, mallarının muha-fazası, işletilmesi ve kontrolünün devlet eliyle yazıldığı görülmektedir. Tanzimat sonrasında ise 1851 yılında Emvâl-i Eytâm Nezareti’nin kuruluşuyla başlayan ve taşrada eytam müdürlüklerinin tesisiyle devam eden süreç sonunda, 1874 yılında Şeyhülislamlık bünyesinde Meclis-i İdare-i Emvâl-i Eytâm kurulmuştur. Bu meclisin, yetimlerin mallarını muhafaza etmek, tereke yazımında haklarını korumak, rüşdünü ispat edenlerin mallarını kendilerine teslim etmek ve taşradaki eytam sandıklarını denetlemek gibi görevleri bulunmaktaydı.

    Yetimlerin haklarını koruma hususunda devlet titizlik gösterdiği gibi onların eğitimleri ile de ilgilenmiş hatta bu durum devletin en temel meselelerinden biri haline gelmiştir. Osmanlı Devleti’nde çocukların ve gençlerin bedenî, zihnî, ahlâkî yönden gelişmesi ve olgunlaşması için birçok müessese kurulmuştur. Gençlerin sıbyan mektebiyle başlayan ilim yolculuğu, rüşdiyeler ve dârulmuallimin ile devam etmiştir. Gençlerin öncelikli olarak muhafazası, ikinci aşamada meslek edinmeleri için vakıflar ve dernekler tesis edilmiştir.
    Çocuk ve gençlere yardımcı olması amacıyla kurulan Mithatpaşa Islahhaneleri, Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslamiyye/Dârüşşafaka, Himâye-i Etfal Cemiyeti, Fukaraperver Cemiyeti, Dârulhayr-i Âli, Dârülacezedeki çocuk kısımları, ırzhaneler ve Dârüleytam gibi kurum-lar çocuk ve gençlerin elinden tutarak onlara sağlıklı büyüme ortamları oluştururken, diğer yandan zihnî ve bedenî gelişimlerine yardım ederek onları sağlıklı birer birey olarak topluma kazandırmıştır.
    Yetim ve öksüz çocuklara, sevgi dolu bir ortam hazırlamak, eğitimiyle ilgilenmek, güzel ahlâk ve davranışlar kazandırmak toplumun maddî-manevî sorumlulukları arasındadır. Osmanlılarda; yetim ve kimsesizler için birçoğu devlet desteğiyle açılan bu kurumlarda, çocukların ve gençlerin emniyet, güvenme, dayanma, korunma, sığınma, kabul görme, sayılma ve sevilme gibi temel duygusal ihtiyaçları büyük oranda karşılanmıştır.