Ölüm ve sonrası

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Adile tarafından 23 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Ölüm, insanlar için en büyük öğüt veren ve en büyük ders almamız gereken ibret dolu bir olaydır. Yazık ki, katı yürekler hiç de bundan bir öğüt almadıkları gibi kendileri adına bir ders de çıkarmıyorlar. Eğer ölümden bir ders alınsaydı, bu, zaten bir vaiz olarak bize yeterdi. Nitekim Peygamber (as) de buna bu manada dikkat çekmişti.

    Allah Resulü (as) şöyle buyurmuştur: “Vaiz ve uyarıcı olarak ölüm yeter, zenginlik olarak da kesin iman yeter ” [1]

    Ölüm hepimiz içindir, kabir de bizi bağrına basacaktır. Kıyamet günü ise hepimizi bir araya toplayacaktır. Aramızda hükmünü ise Allah verecektir. Çünkü Allah, hâkimlerin en hayırlısıdır.

    Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor: “Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metaından başka bir şey değildir.” (Ali İmran, 3/185)

    Başka bir ayette de yüce Allah şöyle buyuruyor: “De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma, 62/8)

    Şanı yüce olan Allah yine buyuruyor: “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır. Sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile.”(Nisa, 4/78)

    ÖLÜM

    Bir kimsenin ölüm ânı, onun ölümden sonraki hayatı hakkında fikir verir. Çünkü Yüce Allah’a inanan kimseyle inanmayanın ölüm sırasındaki hali birbirinden çok farklıdır.
    Mü’minler ölürken yanlarına melekler gelir:
    “Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen Cennetle sevinin” diye onlara müjde verir.
    Allah’ın kendisinden hoşnut olacağını ve kendisini bağışlayacağını duyan mü’min son derece mutlu olur. Bir an önce Allah’a kavuşmayı, Allah da ona kavuşmayı ister.
    Ölmek üzere olan inançsız kimseye de işkence göreceği hatırlatılır. O da ölümden nefret eder ve Allah’a kavuşmayı istemez; esasen Allah da ona kavuşmayı istemez.
    Melekler inançsız kimsenin yüzüne ve arkasına vurarak “Tadın bakalım yakıcı azabı” diye canını alırlar. İnançsız olarak ölenlerin pis kokusu gök ehlini rahatsız edecek kadar berbattır.


    KABİR

    İnsanların öldükten sonra gömüldükleri yere kabir denilmektedir. İnsanlar öld
    kten sonra, kıyamete kadar burada kalacaklardır. Ahiret hayatının başlamasıyla birlikte kabirlerinde yatan insanlar sorgulanmak için tekrar tekrar diriltileceklerdir.
    "O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır" (Zilzal, 99/6).

    HAŞR

    Kıyamet gününde ölülerin diriltilip mahşere çıkarılması olayına Haşr denmektedir. Kur'an-ı Kerim, insanların olümden sonra diriltileceklerini ve bu dünyada yaptıklarından hesaba çekileceklerini, asıl hesabın da bu olduğunu haber vermekte ve bu olayla Haşr demektedir.

    "Her kim benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır.Birde onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz" (Ta-ha,20/124)

    MAHŞER

    Kıyametten sonra Allah'ın izni ve taktiriyle belirli bir süre sonra bütün insanlar yeniden diriltilecekler ve hepsi birlikte bir yerde toplanacaklardır. Böylelikle yeni hayat başlayacaktır. "Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler" (Nazi'at,79/14)
    Kur'an-ı Kerimde mahşer gününün sıkıntılı olduğu bildirilmekte, herkesin kendi derdine düşmesi nedeniyle en yakını bile olsa bir başkasıyla ilgilenme imkanının olmadığı tanınlanmaktadır. "Kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden, çocuklarından kaçacağ gün , işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır" (Abese, 80/33-37).

    Allah'a inanıp iyişeyler yapanlar ise mutlu olacaklardır. Bu husus Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatılır:
    "Ogün birtakım yüzler vardırki pırıl pırıl parlarlar.Güler, sevinirler" (Abese,80/38-42)

    SUAL

    Bu dünyanın akıl ve irade tek varlığı insandır. Akıl ve iradeyle donatılmış olması ona bir takım sorumluluklar yüklemektedir. Diğer canlılar böyle özelliklere sahip olmadıkları için onlara herhangi bir sorumluluk da yüklenmemiştir. Ancak insan dünya hayatındaki bütün davranışlarından ahiret gününde sorguya çekilecektir.

    Çocuklar ile ruh sağlığı yerinde olmayan deliler, davranışlarından dolayı sorumlu tutulmayacaklardır.
    Ayrıca insana bu dünyada verilen bütün nimetlerde ona bir sorumluluk yüklemektedir. İnsan kendine verilen bedeni nasıl kullandığından, doğal nimetlere karşı sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinden, diğer insanlara karşı sorumluluklarından sorgulanacaktır. "Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?" (Tekasür,102/1).

    HESAP

    Mahşerde keyfiyetini kavrayamadığımız büyük bir adalet mahkemesi kurulacak, bu dünyadad sorumluluk çağına geldikten sonra ölen herkes çok ince bir hesaptan geçirelecektir. "Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir" (Zilzal,80/7-8)
    Bir ayette "Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara,"Andolsun,sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız" denir" (Keyf,18/48).
    Peyganberimiz (s.a.v), hesap günü olacakları şöyle anlatmaktadır:
    "Kişi ömrünü ne yolda tükettiğinden, vücudunu nerede yıprattığından, malını nerede kazanıp nereye harcadığından, bildiği ile ne amel ettiğinden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmayacaktır" (Tirimizi, kıyame,1(2416)IV/612).

    MİZAN

    Mahşerde herkesin amellerinin tartıldığı bir terazi olarak bilinmektedir. Bu ölçü sayesinda iyi kötü her şey en ince ayrıntısına kadar incelenecek, haklı haksız belli olucak, kimin kime hakkı kalmışsa bunlar tesbit edildikten sonra bu dünyada haksızlığa uğrayanlar hakkını alacaklardır. Haksızlık yapmış olanlarda yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.

    "İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse, artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır. Ama kimin de tartıları hafif gelirse, işte onun varacağı yer haviye'dir. Sen Haviye'nin ne olduğunu ne bileceksin? O kızgın bir ateştir" (Kari'a, 101/6-11)