Bir gün Hz. Ömer (radıyallahu anh) Ka'b Ahbar'a (rahmetullahi aleyh), - Ey Ka'b! bize ölümü anlat, dedi. O da şöyle anlattı: - Ölüm insanın vücuduna sokulmuş dikenli bir dal gibidir. Bu dikenlerin her biri insanın bir damarına yapışmıştır. Sonra güçlü kuvvetli bir adam gelir ve o dalı çekip çıkarır. Damarlarının bazısı kopar, bazısı kalır. işte ölüm böyle birşeydir. Anlatıldığına göre, Süfyan-ı Sevri'nin (rahmetullahi aleyh) yanında ölümden bahsedildiği zaman, bir kaç gün kimse ondan ilmi olarak istifade edemezdi. Ona bir şey sorulduğunda, "Bilmiyorum" diye karşılık verirdi. Hikmet ehli bir zat demiştir ki: "Akıllı kişi şu üç şeyi unutmaz: 1. Dünyanın fani olduğunu. 2. Ölümü. 3. Kurtulması mümkün olmayan bazı felaketlerin de kendi başına gelebileceğini." Hatem-i Ekrem (rahmetullahi aleyh)37 der ki: "Dört şeyin kıymetini ancak şu dört kişi bilirÇ 1. Gençliğin kıymetini ancak yaşlılar bilir. 2. Afiyet ve selamette olmanın kıymetini ancak bela ve musibete duçar olanlar bilir. 3. Sağlığın kıymetini ancak hastalar bilir. 4. Hayatın kıymetini ancak ölenler bilir." 37. (Hatem b. Unvan, Ebu Abdurrahman. Meşur zaid ve mutasavvıflardandır. Hicri 237 yılında vefat etmiştir. (bk. Hatib, Tarihu Bağdad, 8/241).
ölüm anında insan önce boşluğa düşer boşluktan sonraki aşamada ölümdür boşluğa düştüm fakat sonraki aşamaya gelmedim ayrıca ölüm bedenimizdedir ecel vakti gelince ortaya çıkar can gider