Necid Çöllerinden Medine'ye Şiiri (Mehmet Akif ERSOY)

Konusu 'Şiir köşesi' forumundadır ve saadet tarafından 9 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. saadet

    saadet Moderatör


    Necid Çöllerinden Medine'ye Şiiri  (Mehmet Akif ERSOY).
    Necid Çöllerinden Medine'ye Şiiri


    NECİD ÇÖLLERİNDEN MEDİNE’YE
    Ya Nebi! Şu halime bak!
    Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahranın
    Benim de rühumu yaktıkça yaktı hicranın!
    Harim-i pakine can atmak istedim durdum
    Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum
    “Tahammül et!” dediler… Hangi bir zamana kadar?
    Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var!
    Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak;
    Önümde durmadı artık, ne hanüman ne ocak…
    Yıkıldı hepsi… Ben aştım diyar-ı Sûdan’ı
    Üç ay “Tihame!” deyip çiğnedim beyabanı
    Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada
    Yetişmeyeydin eğer, ya Muhammed, imdada
    Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin;
    Akarsular gibi çağlardı her tarafta sesin!
    İradem olduğu gündür senin iradene ram,
    Bir an için bana yollarda durmak haram.
    Bütün heyakili hilkatle hasbihal ettim;
    Leyale derdimi döktüm, cibali söylettim!
    Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü…
    Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
    Azab-ı hecrine katlandım elli üç senedir…
    Sonunda alnıma çarpan bu zalim örtü nedir?
    Beş-altı sineyi hicran içinde inleterek,
    Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?
    Demir nikaabını kaldır mezar-ı pakinden;
    Bu hasta rûhumu artık kayırma hakinden!
    Nedir o meş’ale? Nûrun mu?... Ya Resûlallah!...

    Mehmet Akif ERSOY