Namazda huşu ve hudu

Konusu 'Namaz kılmak' forumundadır ve Beyza tarafından 20 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör

    Namazda Huşu ve Hudu Nasıl Olmalıdır?


    Huşu ile Namaz Kılmak
    Namazda insanın duruşu da mühimdir. Bazıları öyle bir halde namaza dururlar ki, tembel tembel durduğu anlaşılır. Tembel olunca da düşmanın yani şeytanın saldırması kolaylaşır.

    Hz.Muhammed .s.a.v buyuruyorki.‘namazda kim dünyalık bir şey düşünmeden, ihsan ve ihlâsla namazını kılarsa ona hırkamı vereceğim’ demişti. Dünyadayken cennetle müjdelenen on sahabeden biri olan Hz Ali (r.a.) ben kılarım demişti. Ancak namazında ‘acaba eski olanı mı verecek, yeni olanı mı verecek’ diye düşündüğünü hatırlayacak olursak; bunu başardığımda sorunu çözmüş, namazı gerektiği kılmayı başarmış ve miracımızı layıkıyla gerçekleştirmiş oluruz.

    Oysa namazlarımız biz müminlerin miracıdır. Peygamberimiz miraç gecesi yüce Allah ile bizzat görüşmüştür. Müminlerin miracının ise namaz olduğunu beyan ederek; ‘Namaz müminin miracıdır’ buyurmuşlardır.

    İmam Rabbani hazretleri buyuruyor ki; ‘ Namaz, İslam’ın beş şartından ikincisidir. Bütün ibadetleri kendisinde toplamıştır. İslam’ın beşte bir parçası ise de, bu toplayıcılığından dolayı yalnız başına Müslümanlık demek olmuştur. İnsanı Allah-ü tealanın sevgisine kavuşturacak işlerin birincisi olmuştur. Âlemlerin efendisi sevgili peygamberimiz miraç gecesinde cennetteki rüyet şerefi dünyaya indikten sonra dünyanın haline uygun olarak sadece namazda müyesser olmuştur’. Bunun için de namazın müminlerin miracı olduğunu ifade etmiştir.

    Namaza duran kişi namaza başlama tekbiriyle birlikte sadece Allah-ü tealanın büyüklüğünü ve yüceliğini düşünerek, huşu ve hudu (kalpte devamlı olan Allah korkusu)içindeki bir halde olması gerekir. Öyle ki bu hal ile kılınan namaz, dünyalık olan her şeyden sıyrılıp bizi kendinden geçme haline eriştirmelidir.

    Hz Ali (r.a)'nin savaşta vücuduna saplanan okun namaz kılarken çıkarılması olayı meşhurdur. Nitekim bir keresinde baldırına bir ok saplanmıştı. Çıkarmak için uğraşılmış ve verdiği acıdan dolayı çıkarılamamıştı. Oku çıkarma girişimi Hz Ali’nin vücuduna çok acı veriyordu. Hz. Ali’nin namaza durmasına ve okun bu namaz esnasında çıkarılmasına karar verildi. Nafile Namaz kılmaya başlayan Hz. Ali secdeye kapanınca, oku kuvvetle çektiler ve çıkardılar. Namazı bitirince etrafına bakınarak "oku çıkardınız mı?" diye soran Hz. Ali'ye oradakiler çoktan çıkardık dediler.

    Hz. Ali (r.a)’nin namaz vakti gelince, vücudu titremeye başlar ve yüzü sararırdı. Sebebini soranlara şöyle derdi: "Yerle göğün kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti eda etme zamanı gelmiştir. Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım bilemiyorum" demiştir.

    Misver b. Mahreme diyor ki: ‘Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Ve oradakilere: "Durumu nasıl?" dedim."Gördüğün gibi." diye cevap verdiler. Namazı hatırlatarak onu uyandırın namazdan daha önemli dahi olsa, başka bir şeyi hatırlatarak onu uyandıramazsınız dedim. "Ey müminlerin emiri! Namaz vakti geldi."dediler."Haa! Peki, hemen kalkayım."dedi. İslam'da namazı terk edenin durumunu düşündü. Yarasından kan aka aka namazını kıldı’. (Teberani, Hayatü's sahabe)

    Namaz öyle bir ibadettir ki; peygamberin ifadesinde yerini bulan, namaz kılan müminlerin yüce Allah-ü Teâlâ ile miraç etmesi anlamına gelen bir ibadettir. Peygamberimizin, kulun yaratanına en yakın olduğu görüşme anı olarak ifade ettiği andır. Bakın burada bedensel olarak kılınan namazın içinde bir başka namaz daha olduğuna işaret vardır. Bedensel namazın amacı; namaz kılan kişinin, namazın içinde bir başka namazın daha olduğunu idrak etmesi içindir. Yani kıldığımız namazı yüce Allah ile görüşüyormuş gibi huşu içinde kılmanın yanında, o namaz ki bizleri Allahın razı olacağı her türlü güzel işe yöneltmeli, razı olmayacağı kötü ve zararlı olan her şeyden de bizi uzaklaştırmalıdır.

    Maun Suresinde; ‘1.Dini yalanlayanı gördün mü? 2.İşte O'dur yetimi şiddetle iten, 3.Yoksulu doyurmaya teşvik etmeyen, 4.Vay o namaz kılanların haline, 5.Ki onlar, kıldıkları namazdan gafildirler. 6.Ki onlar, gösteriş yaparlar, 7.Ve zekâtı da men ederler.’ buyrulmaktadır.

    Biz müminleri kötülüklerden uzaklaştırmayan, iyi ve güzel olan şeylere sevk ettirmeden kılınan namazlar için ‘Vay o namaz kılanların haline. Ki onlar, namazlarından gafildirler’ diye buyurmuştur. Böylece namazın ne manaya geldiğini ve nasıl bir ahlaki özelliğe sevk etmesi gerektiğini idrak edemeyen biz müminler için, namazın nasıl bir ruh haliyle ve nasıl bir ameli düşünce ile kılınması gerektiğini hatırlatmıştır.

    ‘Andolsun ki; insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız’. (Kaf Suresi16) diye buyuran yüce rabbimize, müminin miracı olan namaz ile daha da yaklaşacağı mutlaktır. İşte bu yüzden olsa gerek, kulun kalbini en çok burada kurcalıyor olması bundan dolayı olsa gerektir.

    Çünkü namazını huşu ile kılamayan ve namazında ihlâs ve ihsanı yakalayamayan müminlerin tuzağına daha kolay düşeceğini bilmektedir. Bu yüzden namazda kullara vesvese vermektedir. Bu yüzden şeytanın tek hedefi kalptir. Tek emeli; kalbi bozmak, onu işe yaramaz hale getirmektir. Yani namazdaki vesvese şeytanın işidir. Şeytandan kaynaklanan bir musibettir.

    Şeytanın hedef tahtası olan kalp ile ilgili birkaç ayet zikredecek olursak: "Bilin ki, Allah kişinin kalbine ondan daha yakındır."(Enfal Sûresi 24) "Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbine hidayet verir." (Teğâbün Sûresi 11) "Kalbler ancak Allah'ın zikriyle huzura kavuşur." (Ra'd Sûresi, 28) "İmanlarına iman katmak için mü'minlerin kalblerine sükûnet ve emniyet veren Odur." (Fetih Sûresi 4) "Allah size imanı sevdirdi, onu kalblerinize benimsetti." (Hucurât Sûresi 7) "Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'ın adı anıldığı zaman kalbleri titrer." (Enfal Sûresi 2)