Mezarlıktaki Ateş Hikayesi

Konusu 'Kıssadan Hisse' forumundadır ve Eylül tarafından 1 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. Eylül

    Eylül Moderatör

    Mezarlıktaki Ateş

    Bir gün Emîr-ül mü'minîn Hz.Ömer (r.a) dervişlere bahşîş verdi, mal ihsân etdi. Bir kişi bir oğlan çocuğu ile geldi. Ömer (r.a) buyurdu;

    -Sübhânallah! Bu çocuğun sana benzediği kadar, birbirine benzeyen kimse görmedim. Muhakkak ki bu oğlan sana benzer.

    O kişi dedi ki:

    -Yâ emîr-el mü'minîn! Bu oğlanın acâib ahvâlinden sana haber vereyim. Ben sefere gitmek murâd etdim. Bunun anası hâmile idi.

    Bana dedi,

    -Beni bu hâlde koyup, gider misin.

    Ben dedim ki,

    -Karnında olan nesneyi Allahü teâlâ hazretlerine emânet etdim.

    Sonra seferden geri geldim. Annesi ölmüş. Bir gece söyleşirken, karşımızda mezârlıkdan bir ateş gördüm. Süâl etdim ki,

    -Bu ateş nedir?

    Dediler,

    -Bu ateş senin hanımının kabrindendir. Biz bunu her gece böyle görürüz.

    Dedim,

    -Sübhânallah! O hâtun nemâz kılıcı ve oruc tutucu idi. Bu ateş ne hâldir, diyerek vardım. Kabri açıp, gördüm, bir çırâğ yanar. Bu oğlan onun ışığında oynar. Bir ses işitdim ki, bana,

    -Bunu bize ısmarladın, geri biz sana verdik, diyordu.

    Ben dedim,

    -Nne olaydı, anası da diri olaydı.

    Hâtıfdaki ses dedi ki,

    -Eğer anasını da bize ısmarlamış olaydın, bu şekilde onu da geri verirdik.