Mevlid Kandilinin Anlamı

Konusu 'Mübarek Günler ve Geceler' forumundadır ve Beyza tarafından 23 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör

    Mevlid Kandilinin Anlamı ve Önemi

    Dünyada mühim gelişmelere neden olan kutlu doğum, insanlık tarihinin en mühim olaylarından biridir.
    Zira O'nun dünyaya geldiği dönemde, insanlar her çeşitli değer ölçülerini yitirmiş,kelimenin tam anlamıyla yollarını şaşırmışlardı. Küfür ayrıca haksızlık gönülleri karartmış, Allah’a giden yoldan uzaklaştırmıştı.
    Sosyal hayat bozulmuş, ahlak tamamen raydan çıkmıştı. Kadınlara esir muamelesi yapılıyor, bir eşya gibi alınıp satılıyordu, kız çocukları acımasızca diri diri toprağa gömülüyordu.
    Yeryüzünde insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey olan huzur, can vede mal güvenliği kalkmış gibiydi.
    Dünyanın nice köşesi kanlı boğuşmalara sahne oluyordu. Cihanın ıslahı bir peygamberin gönderilmesine muhtaçtı. Bütün ümitler, Yahudi ayrıca Hristiyan dinlerinin müjdelediği (Bkz. Saff, 6) ahir zaman peygamberine yönelmişti. Bütün dünya, karanlıklar içinde, bu kurtarıcının gelmesini dört gözle bekliyordu.
    İşte Peygamberimiz Peygamber Efendimiz [s.a.v.], böyle bir zamanda dünyaya gelmişti.
    Bu gecenin sabahı gerçekten de nurlu bir sabahtı. İnsanlık üzere yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir dönem açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidayet meş’alesi olan Resulullah Efendimiz’in gönderilişi, Cenab-ı Allah’ın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur: İçlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki onlar önceleri apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Âl-i İmrân, 164) Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle o, âlemlerin Rabbinden, âlemlere rahmet olarak gönderildi. (Bkz. Enbiyâ, 107)
    Hz. Peygamber’in, güzel ahlakla yoğrulmuş hayat tecrübesini araştırmaya, ondan yararlanmaya, her zaman olduğu gibi bugün de çok ihtiyacımız vardır. Resulullah Efendimiz, [s.a.v.] onun güzel ahlakını, davranış ayrıca uygulamalarını, gelişen dünya şartlarına yön verecek, insanlığın problemlerine çözüm getirecek Kur’an-ı Kerim’i zenginliği ile yeniden tanımalı ayrıca tanıtmalıyız.
    Resulullah [s.a.v.]’in doğumunu anarken, sadece mevlid okumak, ilâhiler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir. Peygamberimizin doğumunu anmaktan asıl maksat, evrensel olan risaletini, yüksek ahlakını, faziletini, adalet ayrıca doğruluğunu hatırlamak ve bunları hayatımızda uygulama azmini tazelemektir. Cenab-ı Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ayrıca bağışlamasına ermenin yeğane yolu, Hz. Muhammed’in yolundan gitmektir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
    [Ey Muhammed!] De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (Âl-i İmrân, 31) Bu ayette de belirtildiği gibi, Allah’ı hoşnut etmek, O’nun Peygamberine uymak ve onu örnek almakla mümkündü
    [​IMG]