Mehmet Akif Ersoy Şiirleri

Konusu 'Şiir köşesi' forumundadır ve Beyza tarafından 23 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör


    Mehmet Akif Ersoy Şiirleri

    Ah O Din Nerde

    Ah o din nerde, o azmin, o sebatın dini;
    O yerin gökten inen dini, hayatın dini?
    Bu nasıl dar, ne kadar basmakalıp bir görenek?
    Müslümanlık mı dedin? Tövbeler olsun, ne demek!

    Mehmet Akif Ersoy


    Canan Yurdu

    Eyvah! sevgilininyurdu ıssız kalmış
    Ayak bastığı heryer kırgın bir mezar olmuş
    İçindeki ahenk uçmuş da
    Ses seda kalmamış yuvada
    Yer yer gömülü durur emeller
    Sanki kıyamet gününü beklerler...
    Ya rab! niye böyle bir yığın toprak
    Olmuş yatıyor o temiz saha?
    Ya rab! niçin o parıltı ortada yok?
    Ya rab! niçin uzayıp gitmekte bu gölge?
    Ya rab! sevgilinin yuvası üzerine
    Gerilmiş bu kat kat aydınlık perdesinin anlamı ne?

    Mehmet Akif Ersoy


    Cenk marşı

    Ey sürüden arkaya kalmış yiğit
    Arkadaşın gitti haydi sen de git
    Bak ne diyor ceddi şehidin işit
    Haydi git evladım uğurlar ola
    Haydi git evladım açıktır yolun
    Zalimlere karşı bükülmez kolun
    Bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
    Uğurun açık olsun uğurlar ola.

    Eşele bir yerleri örten karı
    Ot değil onlar dedenin saçları
    Dinle şehit sesleridir rüzgarı
    Haydi git evladım uğurlar ola
    Haydi git evladım açıktır yolun
    Zalimlere karşı bükülmez kolun
    Bayrağı çek on safa geçmiş bulun
    Uğurun açık olsun uğurlar ola
    Haydi levent asker uğurlar ola

    Yerleri yırtan sel olup taşmalı
    Dağ demeyip taş demeyip aşmalı
    Sende ki coşkunluğa er şaşmalı
    Kahraman askerim uğurlar ola
    Haydi git evladım açıktır yolun
    Zalimlere karşı bükülmez kolun
    Bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
    Haydi levent asker uğurlar ola
    Haydi git evladım uğurlar ola.

    Mehmet Akif Ersoy


    Gitme Ey Yolcu

    Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
    Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:

    Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim bilmem ki?
    Öyle dehşetli muhîtimde dönen mâtem ki!

    Ah! Karşımda vatan nâmına bir kabristan
    Yatıyor şimdi Nasıl yerlere geçmez insan?

    Şu mezarlar ki, uzanmış gidiyor, ey yolcu,
    Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu!

    Bu ne hicrân-ı müebbed, bu ne hüsrân-ı mübîn
    Ezilir rûh-i semâ, parçalanır kalb-i zemin!

    Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar:
    Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar!

    Bereden reng-i hüviyetleri uçmuş yüzler!
    Kim bilir hangi şenaatle oyulmuş gözler!

    «Medeniyet» denilen vahşete lânet eder,
    Nice yekpâre kesilmiş de sırıtmış dişler!

    Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden!
    Nice başlar, nice kollar ki, cüdâ cisminden!

    Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkât;
    Sonra nâmusuna kurban edilen bunca hayat!

    Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler!
    Göğsü baltayla kırılmış memesiz vâlideler!

    Teki binlerce kesik gözdeye âid kümeler:
    Saç, kulak, el, çene, parmak Bütün enkaz-ı beşer!

    Bakalım, yavrusu uğrar mı, deyip, karnından,
    Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can!

    İşte bunlar o felâket-zedelerdir ki, düşün,
    Kurumuş ot gibi doğrandı bıçaklarla bütün!

    Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük
    Bir cinâyet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük!

    Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp
    Yükselen, mevkib-i ervâh! Sakın arza bakıp

    Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var
    Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!

    Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
    Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!

    Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark'ın, tükürün!
    Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

    Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
    Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!

    Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayasız yüzüne!
    Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!

    Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
    Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!

    Hele İ'lanı zamanında şu mel'ul harbin,
    "Bize Efkar-ı umumumiyesi lazım Garb'ın";

    Oda ALLAHI bırakmakla olur herzesini,
    Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini

    Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün
    Yine hicran ile çılgınlıgın üstünde bu gün,

    Bana Vahdet gibi bir yar-ı musaid lazım
    Artık ey yolcu bırak, ben yanlız ağlayayım

    Mehmet Akif Ersoy
     
  2. Beyza

    Beyza Moderatör


    Çocuklara

    Ne odunmuş babanız: Olmadı bir baltaya sap!
    Ona siz benzemeyin, sonra ateştir yolunuz.
    Meşe halide yaşanmaz, o zamanlar geçti;
    Gelen incelmiş adam devri, hemen yontulunuz.
    Ama dikkatli olun: Bir kafanız yontulacak;
    Sakın aldanmayın: İncelmeye gelmez kolunuz!

    Mehmet Akif Ersoy


    Ey Adem Oğlu Allah Aşkı

    Ey Adem Oğlu

    Ey Adem Oğlu
    Bu Devir ve Devranda İçinizde
    Hakkı ve Hukuku Bilen Çokdur
    Yaptığınız İşte Hille Çokdur
    Ne Yazıkki İçinizde İslamiyeti Sorupta
    Arıyan ve Yaşayan Yoktur
    Ey Adem Oğlu
    Bu Gittiğiniz Eğri Yolda Düşecek Kör Kuyu Çoktur
    Bu Gidişle Dostlar Çokdur Düşman Yoktur
    Hala Bu Yolda Hiç Durmadan Yürüyüp
    Gidersende Arkadaş Sonradanda Bu Yolda
    Yere Düstüğün Anda ve Saniyede Eski Dostların Yoktur
    Paydos ve Düşmanın Çokdur
    Bu Gizli Bir Uyarıda İdam Vardır Af Yoktur
    Ey Adem Oğlu

    Ey Adem Oğlu Ömrünü Boşa Harcıyorsun Boşa Akan Seller Gibi Ey Adem Oğlu.
    Dönüyor Bir Güneş Pervane Gibi Bir Sağa Bir Sola Döndükcede Kendiliğinden Sönüyor Gazı Bitmiş Bir Fener Gibi Ey Adem Oğlu.
    Yerde Parlıyanı ve Gökte Parlıyanı Görüp ve Görmediğini Bilip ve Bilmediğin Sırları Bir Yandan Gelenleri ve Bi Yandan Gidenleri Düşün ve Taşın Yüce Dağları Arşın Ey Adem Oğlu.

    Ey Adem Oğlu Bu Yalancı Fani
    Dünya'ya Bir Gün İçinde Geldin
    Ve Bir İçinde Gideceksin
    Uzun ve Kısa Ömrün Ne Farkı Var Senin İçin
    Ey Adem Oğlu
    Hani Neyle Geldin Hani Neyle Gideceksin
    Allahın Huzuruna Ey Adem Oğlu
    Birinci İlk Fırsatın Seni Yaratanın Elinde
    Sonradan da Senin Elinde
    Bu Avı Kaçırma Bu Fırsatı Değerlendir
    Ey Adem Oğlu
    Mıknatısın Demire Yaklaşıp
    Kendine Doğru Çektiği Gibi Her Geçen Yıldan Yıla Ömür Tükenip
    Ecel Yaklaştıkça Kara Toprak Bizi Kendine ve Kabre Doğru Çekiyor Ey Adem Oğlu
    Bugün Varız Yarın Yokuz
    EY ADEM OĞLU


    Ey Yolcu, Uyan!

    ‎ ''Allah'a dayandım! '' diye sen çıkma yataktan...
    Ma'na-yı tevekkül bu mudur? Hey gidi nadan!
    Ecdadını, zannetme, asırlarca uyurdu;
    Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?
    Üç kıt'ada, yer yer, kanayan izleri şahid:
    Dinlenmedi bir gün o büyük nesl-i mücahid.
    Alemde ''tevekkük'' demek olsaydı ''atalet''
    Miras-ı diyanetle yaşar mıydı bu millet?
    Çoktan kürenin meş'al-i tevhidi sönerdi;
    Kur'an duramaz, Nezd-i İlahi'ye dönerdi.

    ''Dünya koşuyor'' söz mü? Beraber koşacaktın;
    Heyhat, bütün azmi sen arkanda bıraktın!
    Madem ki uyandın o medid uykulardan,
    Bir parçacık olsun, hadi, hiç yoksa, kımıldan.
    Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;
    Davranmayacak kimse bu meydana atılmaz.
    Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da;
    Maziyi, fakat, yıkmaya kalkışma bu yolda.
    Ahlafa döner, korkarım, eslafa hücumu:
    Mazisi yıkık milletin atisi olur mu?

    Ey yolcu, uyan! Yoksa çıkarsın ki sabaha:
    Bir kupkuru çöl var; ne ışık var, ne de vaha!

    Mehmet Akif Ersoy