Soru Mazeretsiz Olarak Kılınmayan Namazların kazası

Konusu 'Namaz kılmak' forumundadır ve saadet tarafından 15 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. saadet

    saadet Moderatör

    Mazeretsiz Olarak Kılınmayan Namazların kazası

    MAZERETSİZ OLARAK KILINAMAYAN NAMAZLARIN KAZASI
    Düşman korkusu veya unutma veya uyuyup kalma gibi meşru bir mazeret olmaksızın terk edilen namazların kazası ile ilgili herhangi bir ayet ve hadis bulunmamaktadır. Çünkü Resül Ekrem Peygamberimizin veya bir mü’minin prensipte bilerek farz namazları terk etmesi düşünülemez. Fakat Hz. Muhammed bir mazerete binaen vaktinde kılınamayan namazları kaza etmesi ve bu yönde tavsiyede bulunması mazeretsiz olarak terk edilen namazların kaza edilebileceğinin de göstergesidir. Zira mazeret sebebiyle kılınamayan namazlar kaza edildiğine göre, bilerek kılınamayan namazların evleviyetle kaza edilmesi gerekir.

    Namaz, kişinin zimmetine nasıl terettüp ederse, o şekliyle eda veya kaza edilir. Yolculukta iken namazı kazaya kalan kişi, evine döndükten sonra da olsa, dört rekatlı olan farzları iki rekat olarak kaza eder. Mukim iken namazı kazaya kalan kişi de, yolculukta kaza edecek ise bu namazı tam olarak kaza eder.

    Şafiilere göre seferi olan kimse mukim iken kazaya kalmış da olsa dört rekatlı namazları iki rekât olarak kaza eder. Seferde kazaya kalan namaz da, ikamet halinde kaza edilince dört rekat olarak kılınır. Zira kısaltmanın sebebi olan yolculuk kalkmıştır.

    Namazlar kaza edilirken gizli okunacak namazda kıraat gizli okunur. Açıktan okunacak namazı imam kıldırırsa açıktan okur; tek başına kılınırsa açık veya gizli okunabilir.


    MAZERET SEBEBİYLE KILINAMAYAN NAMAZLARIN KAZASI

    Hz. Muhammed (s.a.v.), mazeret sebebiyle kılamadığı namazları kaza etmiş ve ashabına da bunu tavsiye etmiştir. Mesela Hendek savaşı sırasında harbin şiddetlenmesi nedeniyle ikindi namazını kılamamış; bunun üzerine; َ“Bizi orta namazdan / ikindi namazından alıkoydular. Allah, onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun” (Müslim, Mesacid, 206; bk. Buharî, Cihad, 98; Tirmizî, Tefsîr, Sure 2, 31; Ebu Davûd, Salât, 5, I, 287) diye beddua etmiş ve ikindi namazını daha sonra kaza etmiştir (bk. Müslim, Mesacid, 205).

    Ayrıca Hayber’in fethinden dönerken, bir yerde konakladıklarında gece uyuya kalmışlar ve vaktinde kılamadıkları sabah namazını, güneş doğduktan sonra kaza etmişlerdir (Müslim, Mesacid, 309). Uyku sebebiyle namazı kılamadıklarından şikayet eden ashaba;“Uyuya kalmada ihmal yoktur. İhmal ancak diğer namaz vakti girinceye kadar namazı kılmamaktır. Kim uyuyup kalır da namazı vaktinde kılamazsa hatırladığı zaman onu kılsın.” (Müslim, “Mesacid”, 311; Ebu Davüd, “Salat”, 11) buyurmuşlardır.


    “Namazı unutan kimse onu hatırladığı zaman kılsın. Yüce Allah ‘beni anmak için namaz kıl’ (Taha, 20/14) buyurmaktadır.” (Müslim, “Mesacid”, 309; bk. Buharî, “Mevâkîtü’s-Salati”, 36)

    Bu hadisler, vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi gerektiğini açıkça ifade etmektedir.


    SÜNNET NAMAZLARIN KAZASI
    Sünnet namazlardan sadece sabah, öğle ve Cuma namazlarının sünnetleri farzdan önce kılınamamış ise kaza yapılır. Sabah namazının farzı vaktinde kılınmamışsa, o günün öğle namazı vaktinden önce farz ile birlikte kaza edilir. Eğer namaz öğleden sonraya kalmış ise artık sünneti kaza edilmez, sadece farzı kaza edilir. Öğle ve Cuma namazının ilk sünneti cemaatle farza yetişmek için terk edilmiş ise, farzdan sonra kaza edilebilir.

    Kazaya kalan öğlenin ilk sünneti, farzdan hemen sonra, son sünnetten önce kaza edileceği gibi son sünnetten sonra da kaza edilebilir.

    Başlandıktan sonra tamamlanmadan yarıda kesilen veya bozulan nafile namazlar da kaza edilir.

    TERTİP SAHİBİNİN KAZA NAMAZI

    vakit veya daha fazla namazı kazaya kalmamış tertip sahibi bir kişinin kaza namazı ile vakit namazı arasında sıraya uyması gerekir. Örneğin sabah namazı vaktinde uyuyup kalsa sabah namazını öğle namazından önce kaza etmesi gerekir. Tertip sahibi olmayan kimse, kılamadığı namazını kaza etmeden vakit namazını kılabilir. Kazaya kalan namazların sayısının altı vakit ve daha fazla olması, vaktin hem kaza hem de vakit namazı kılmaya yetmeyecek kadar sıkışık ve dar olması durumunda tertip düşer. Tertip düştükten sonra, kaza için belirli bir vakit kalmaz; mekruh vakitler dışında kaza namazı her zaman kılınabilir.

    Kaza namazı ile meşgul olmak, revatip sünnetler hariç diğer nafile namaz kılmaktan önemli ve önceliklidir.
    Namazları kaza ederken niyet
    Üzerinde çok sayıda kaza namazı bulunan kimse, namazları kaza ederken ilk kılamadığı namaza da son kılamadığı namaza da niyet edebilir.