Makam nedir? İslamda makam kavramı

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Lasey tarafından 4 Aralık 2016 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    MAKAM:

    1. Yüksek dereceli me'mûriyet, me'mûrluk yeri, mevki, mansıb.
    Bir kimse şu on şeyi, kendine farz bilmedikçe, tam vera ehli (dinimizde şüpheli olan şeylerden sakınan) olamaz: Başkalarını çekiştirmemeli. Mü'minlere sû-i zan (kötü zan) etmemeli, kötü bilmemeli. Kimse ile alay etmemeli. Yabancı kadınlara, kızlara b akmamalı. Doğru söylemeli. Kendini beğenmemek için, Allahü tealanın kendisine yaptığı ihsanları (iyilikleri), nimetleri düşünmeli. Malını helal yerlere harcayıp, haramlara vermemeli. Nefsi, keyfi için, mevki makam istemeyip, bunları insanlara hizmet yeri bilmeli. Beş vakit namazı vaktinde kılmağı birinci vazife bilmeli. Ehl-i sünnet (Resûlullah efendimiz ve arkadaşlarının bildirdiği doğru yolda giden İslam) alimlerinin bildirdiği imanı ve işleri iyi öğrenip, kendini bunlara uydurmalı. (Ahmed Farûki)
    Emeli, arzû ve istekleri kısa yapmak lazımdır. Makam, mevki kapmak için yarış etmek gibi hırs yoktur. (Ahmed bin asım Antaki)
    Makam ne kadar mühim olsa da, şahsiyetinizi vermeyin. Kendinizi küçültmeyin. (Feridüddin Şeker Genç) Mal için makam için hep uğraştım, Sonsuz nimetlerden oldum, ah yazık! Yol bozuk ve karanlık, önde şeytan, Günah ağır, ağlarım hep, ah yazık!
    (Mevlana Halid-i Bağdadi)
    2. Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin bu yolda ilerlerken kazandığı manevi derecelerden her biri.
    Makamı kazanmakta kulun gayreti lazımdır. Bu bakımdan makam ile hal arasında fark vardır. Çünkü hal, kulun gayreti olmadan kalbde meydana gelir. (Ali bin Hüseyin)
    Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin kazandığı makamın hükümlerini, icablarını yerine getirmeden, tamamlamadan, başka makama geçmekte acelecilik yapmaması, sabırsızlık göstermemesi lazımdır. Zira, kanaati olmayan hırslı kimsenin tevekkülü, sıhhatli olma z. Tevekkülü tam olmayanın teslimiyetinde sıhhat bulunmaz. ( Seyyid Abdülhakim Arvasi)

    Makam-ı İbrahim:
    Kabe'de İbrahim aleyhisselamın, Kabe'yi inşa ederken veya insanları hacca davet ederken üstüne çıktığı taşın bulunduğu yer.
    Haccın farzlarından üçüncüsü, Kabe-i muazzamayı tavaf etmektir. Tavaf, Mescid-i haram içinde, Kabe-i muazzama etrafında dönmek demektir. Dördü farz, üçü vacib olmak üzere yedi kerre dönülür. Zemzem kuyusunun ve makam-ı İbrahim'in dışından dolaşarak d a tavaf etmek caizdir. (İbn-i abidin)
    Yeryüzünde Cennet'e ait varlıklardan yalnız Hacer-ül-esved (Cennet'ten getirilen, Kabe'nin duvarına konan kıymetli siyah taş) ile Makam-ı İbrahim bulunmaktadır. Eğer bunlara müşriklerin (Allah'a ortak, eş koşanların) elleri dokunmamış olsaydı, onlara dokunan derd sahiblerine mutlaka cenab-ı Allah şifa verirdi. (İbn-i Abbas)

    Makam-ı İlliyyin:
    Cennet.
    Bir ma'sûm (günahsız, suçsuz) çocuk hasta olup, ölüm döşeğine girdiğinde, makam-ı İlliyyin, onun makamı olur. Oradan üç yüz altmış melek gelip, saf saf olup o çocuğun karşısında dururlar ve; "Ya ma'sûm çocuk! Müjdeler olsun sana, bugün öyle bir gündü r ki, geçmiş olan, anaların ve dedelerinin ve cümle komşularının günahlarının affı için Hak tealadan dile (iste)" derler. (İmam-ı Gazali)

    Makam-ı Mahmûd:
    Mahşer (kıyamet) günü büyük bir sıkıntı ve ızdırab içerisinde bulunan mahlûkatın hesaplarının bir an evvel görülmesi için Allahü teala tarafından Muhammed aleyhisselama verilen şefaat izni. Buna Şefaat-i Kübra da denir.
    Allahü teala ayet-i kerimede mealen buyurdu ki:
    (Ey Resûlüm!) Sana mahsus fazla bir namaz (ibadet) olmak üzere, gece uykudan kalk da, onunla (Kur'an-ı kerim ile) , teheccüd (gece namazı) kıl. Umulur ki, Rabbin seni, bir makam-ı Mahmûd'a gönderecektir. (İsra sûresi: 79)
    Bu (makam-ı Mahmûd) o makamdır ki, onda ümmetime şefaat edeceğim. (Hadis-i şerif-Sahih-i Buhari)
    Allahü teala insanları diriltecek. Bana da yeşil bir hulle (elbise) giydirecek. Ondan sonra Allahü teala, neler söylemekliğimi dilerse söyleyeceğim; işte makam-ı Mahmûd bu makamdır. (Hadis-i şerif-Sahih-i Buhari)