Kureyş Süresi okunuşu,meali, iniş sebebi ve hakkında bilgi

Konusu 'Dini Sorular Ve Cevapları' forumundadır ve saadet tarafından 8 Aralık 2018 22:03 başlatılmıştır.

  1. saadet

    saadet Moderatör

    Kureyş Süresi okunuşu,meali, iniş sebebi ve hakkında bilgi

    Kureyş Süresi okunuşu,meali, iniş sebebi ve hakkında bilgi.

    "Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahim. Li ilâfi kureyş. ilâfihim rıhleteş-şitâi vessayf. Felya’büdû Rabbel-beyt. Ellezi et’amehüm min cû’ın ve âmenehüm min havf.”

    Kureyş Süresinin Anlamı "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile. Kureyş'in birbirleriyle veya başkalarıyla andlaşması, anlaşması için; hele yaz ve kış seferlerine (faydalandıkları) andlaşması için, onlar (Kureyş) bundan böyle bu evin (Kâbe’nin) sahibine (Allah’a) ibâdet etsinler;– O (sahip) ki, onları büyük bir açlıktan kurtardı ve müthiş bir korkudan emin kıldı."

    Kureyş Süresinin İniş sebebi ve hakkında bilgi
    Kureyş, Arapların en asil kabilesi ve Hz. Muhammed ( s.a.v) bu kabileden idi. Kâbe’yi gözetleyip koruyan da bunlardı. Araplar, Kâbe’nin koruyucuları olmalarından ötürü, Kureyş’e çok saygı gösterirlerdi. Kureyş, yaz ve kış seyahatlerinde de Kâbe’nin yüzü suyu hürmetine kimseden bir zarar görmezler; herkesle anlaşmalar, andlaşmalar yaparak serbest serbest seyahat ederler ve böylece hem maddî hem de manevî nüfuzlarını koruyarak emniyet içinde yaşarlardı. Yakınlarındaki memleketlerde halk türlü vahşet ve şekavet içinde vurulup çarpılıp dururken Kureyş kabilesi Mekke ve etrafında emniyet içinde yaşadıkları gibi, Yemen, Tâif ve Habeş gibi memleketlere yaptıkları ticaret seferlerinde de saygı görüyorlar, emniyetle gidip geliyorlardı. Mekke’nin ve Kureyş kabilesinin kazandığı bu yüksek nüfuz, bu emniyet ve itibar şüphe yok ki orada bulunan ve Allah tarafından büyük bir şeref kazanmış olan Kâbe’nin yüzü suyu hürmetine idi.

    Bütün bunları Kabe’ye ve bunun sahibi olan Allah’a borçlu idiler. Sonra bu mukaddes ev, içine putlar doldurulsun diye değil, bir tek Yüce Allah’a ibadet olunsun için kurulmuştu ve Allah (c.c.) onu Ebrehe ordusunun taarruzundan koruması da ileride gelecek olan Efendimiz (a.s.v.)’in o evi putlardan temizleyerek Tevhit dininin merkezi yapacağı içindi. Ve yarım asır evvel Fil’li ordunun başına neler geldiğini de Kureyş pekala biliyordu. Efendimiz (a.s.v.)’e inanmak ve ona arka çıkmaktı. Yüce Allah’ın birliğine iman ile Tevhid dinine ilk önce onların sarılması gerekti. Halbuki Kureyş böyle yapmadı. Efendimiz (a.s.v.)’in Allah’ın birliğini ilan etmesine karşı putperestlikle ısrar etmek isteyerek ilk önce küfür ve isyana kalkışan, düşmanlık gösteren onlar oldu. Bu ise bir nankörlük idi.


    Kureyş süresinde Yüce Allah'ın Kabe yüzünden Kureyş'in gördüğü bu nimetlere ve bunlara karşı nankörlük etmenin büyük bir ceza ve felaketle karşılaşacağına işaret buyurduktan sonra; “Öyle ise aklınızı başınıza alın da sizi bu mukaddes evin yüzü suyu hürmetine felaketlerden kurtaran, açlıktan koruyan, korkulardan emin kılan bir Allah (c.c.) ibadet ve kulluk edin! Putlara tapmayın, Yüce Allah’ın size verdiği bu kadar nimete karşı nankörlük etmeyin!” buyurmuştur.

    Özetle şunu da anlıyoruz ki, gördüğü nimetlere, iyiliklere karşı nankörlük etmek insanlığa yakışmayan en bayağı bir şeydir. Kadri kıymeti bilinmeyen nîmet de günün birinde elden çıkar. Sonra, her nîmet başı Cenab- Allah (c.c.) olduğu için her insanın birinci vazifesi, Allah’ı tanımak ve yalnız O’na ibadet etmektir. O’ndan başka ibadete lâyık yoktur.