Kurban ibadetinin tarihçesi nedir?

Konusu 'Dini Sorular Ve Cevapları' forumundadır ve Beyza tarafından 25 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör


    Kurban ibadetinin tarihçesi insanoğlunun yeryüzünde varlığı kadar eskidir. Kurban ibadeti ilk insan olan Hz. Âdem (as) zamanından günümüze süregelmiştir. Maide suresinde bu hadise şu şekilde izah edilmiştir:
    “(Ey Resulüm!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun (Hâbil ile Kabil’in) haberini de hakkıyla oku! Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden (Habil’den) kabul edilmiş, diğerinden (Kabil’den) ise kabul edilmemişti. Kabil, Habil’e:
    “Seni mutlaka öldüreceğim!” dedi. (Hâbil ise)

    “Allah, ancak takva sahiplerinden (amellerini) kabul buyurur” dedi.
    “Yemîn olsun ki, eğer beni öldürmek için bana elini (kötü bir niyetle) uzatsan da, ben seni öldürmek için elimi sana uzatıcı değilim. Şübhesiz ki ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’dan korkarım.”

    “Doğrusu ben isterim ki, (sen) kendi günâhın ile benim günâhımı da yüklenesin de ateşin ehlinden olasın! İşte zalimlerin cezası budur!”
    “Nihayet nefsi ona kardeşini öldürmeyi hoş (ve kolay) gösterdi de onu öldürdü; bu yüzden hüsrana uğrayanlardan oldu.”(Maide, 27–28–29–30)

    Kurban ayrıca Hz. İbrahim’in (as) sünnetidir. Bu hadise ise Kuran-ı Kerim’de şu şekilde anlatılmaktadır: “Nihayet (çocuğu) onunla berâber çalışacak çağa erişince (İbrahim):
    “Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda (rüyamda) görüyorum ki, gerçekten ben seni boğazlıyorum (kurban ediyorum); artık bak, (bu rüyam hakkında) sen ne görürsün (fikrin nedir)?” dedi. (Çocuğu İsmail: )

    “Ey babacığım! Sana emredileni yap! İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın!” dedi.”
    “Böylece (ikisi de) teslîm olup (İbrahim) onu alnının bir tarafı (yere gelecek şekilde, yanı) üzerine yere yatırınca, artık ona:
    “Ey İbrahim! Hakikaten rüyaya sadakat gösterdin! İşte biz iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız. Şübhesiz ki bu, gerçekten apaçık bir imtihandır!” diye seslendik.”
    “Ve (oğluna bedel) ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.”
    “Hem sonraki (ümmet)ler içinde ona (iyi bir nam) bıraktık.”
    “İbrahim’e selâm olsun!”
    “İyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.”(Saffat, 103–104–105–106–107–108–109–110)
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 25 Ağustos 2016