Kuranı doğru ve güzel okumanın önemi nedir

Konusu 'Kur'an-ı Kerim ayetleri' forumundadır ve Lasey tarafından 17 Aralık 2017 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Kur’an-ı Kerim’i Doğru ve Güzel Okumanın Önemi

    Kur’an-ı Kerim, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’e Cebrail (a.s.) vasıtasıyla indirilen, okunmasıyla ibadet yapılan, ilahi kitabın adıdır. Bize kadar hiç bir değişikliğe uğramadan ulaşmış olan, Cenab-ı Allah'ın (c.c.) indirdiği, son mukaddes kitaptır.Kur’an-ı Kerim, sözlerin en üstünü ve en güzeli olan Allah kelamıdır. Onu öğrenen ve öğretenler de insanların en hayırlılarıdır. Sevgili Peygamberimizin “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”(Buharî, Fedâilü’l-Kur’an, 21.) hadisi bu konuda bizim için en büyük müjdelerden biridir. Kur’an okumayı öğrenerek, başkalarına da öğreterek en hayırlı, en üstün kişilerden olmaya ne dersiniz? Bütün yönleriyle eşsiz bir kitap olan Kur’an, kıyamete kadar geldiği şekliyle kalıp insanlığı aydınlatmaya devam edecektir. Kur’an-ı Kerim, hükümleri kıyamete kadar geçerli olan ve Allah Azze ve cele tarafından korunacağı “Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” (Hicr suresi 9. ayet) ayetiyle belirtilen eşsiz bir kitaptır.


    Bize Kur’an’ı gönderen Allah Azze ve celle, onun indiriliş şeklini ve nasıl okunması gerektiğini şöyle belirtir:“ (Ey Peygamber!) Biz onu Kur’an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (ayet ayet; sure sure) ayırdık; onu peyderpey indirdik.” 3

    Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Mekke’de doğmuştu. Arapça konuşuyordu. Arapça konuşan bir toplum içindeydi. Bu yüzden ona indirilen Kur’an-ı Kerim’in dili de Arapça olmuştur. Fakat Kur’an, sadece Arap toplumuna değil bütün insanlığa seslenir. Tek bir döneme değil, bütün çağlara hitab eder. Bu sese kulak vermek ise onu orijinal diliyle okumak ve anlamaya çalışmakla mümkün olacaktır. Bu sebeple, inanan insanlar olarak, öncelikle Cenab-ı Allah’ın bize gönderdiği mesaj olan Kur’an’ı doğru bir şekilde okumak için çaba göstermeliyiz? İbadetlerin en önemlisi olan namazın farzlarından birisi de namazda Kur’an’dan kolayımıza geleni (bir miktar) okumaktır. Buna “kıraat” denir.Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim'e yönelik görevlerimizin başında, onu doğru bir şekilde okumayı öğrenmek ve namazlarımızda okumak için ezberlemek gelmektedir

    Kur’an-ı Kerim okumak aynı zamanda bir ibadettir. Çünkü Rabbimiz, Yüce Kur’an okuyanların kazanacağı ödülü şöyle müjdeler:“ Allah’ın kitabını okuyanlar, namaz kılanlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden gizlilikle ve açıktan başkalarına verenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umarlar. Çünkü Allah Azze ve celle, onların mükafatlarını tam olarak verecek, üstelik onlara fazlasını da ihsan edecektir. O, çok bağışlayıcıdır, şükre layık olandır.”(Fâtır suresi, 29–30. ayetler) Yüce kitabımız Kur’an’ın hayatımıza yön vermesi için onu okumaya ve anlamaya önem veririz. Bir o kadar da onun içerdiği bilgi hazinelerinden yararlanmaya çalışırız. Kur’an-ı Kerim ile meşgul olmak aynı zaman-da bizi yaratan Cenab-ı Allah’a (c.c.) ve onun sözlerine verdiğimiz değerin de bir göstergesidir. Örneğin Fatiha suresini bütün namazların her rekatında okuruz. Namazlarımızda günde ortalama kırk defa okuduğumuz bu sureyi ve bildiğimiz diğer sureleri Rabbimizin huzurunda en doğru şekilde okumak için gayret ettikçe yukarıdaki ayette verilen müjdeye ulaşma imkanı bulacağız. Sevdiğimiz, hoşlandığımız bir şeyi elde etmek için ne kadar uğraşırsak uğraşalım, hiç yorgunluk hissetmeyiz. Okuldaki bir sınavımız için çalışıp güzel bir sonuç aldığımızda, verdiğimiz çabaya değdiğini düşünürüz. Kur’an-ı Kerim’i okumak ve anlamak için göstereceğimiz çaba da boşa gitmeyecektir. Bu gayretimizin karşılığını her açıdan alacağımızdan en küçük bir kuşkumuz olmamalıdır. Bir diğer açıdan Kur’an’ı okudukça hayatın getirdiği yorgunluklarımızdan eser kalmadığını ve içimizin huzurla dolduğunu göreceğiz.

    Kur’an-ı Kerim, indirilmeye başladığı günden itibaren inanan inanmayan herkesi derinden etkilemiştir. Bu etkinin oluşmasında onun içerdiği gerçeklerin yanı sıra, kendine özgü okunuş tarzının da önemi büyüktür. Peygamberimiz, sahabiler onu özgün okuyuşuna uygun olarak tilavet etmenin çabası içinde olmuşlar ve öyle okunması gerektiğini belirtmişlerdir. Kur’an-ı Kerim, Allah’ın (c.c.) sözü olduğundan, en büyük saygıya layık olmasının yanı sıra onu Allah’ın yüceliğine yaraşır bir titizlikte ve en güzel şekilde okumaya da özen göstermeli, bunun için gereken çaba sarfedilmelidir. Peygamberimiz, hayatı boyunca Kur’an’ı vahiy meleği Hz. Cebrail’in kendisine öğrettiği şekil-de ağır ağır, tane tane okumuş; onun nasıl oku-nacağını bize öğretmiştir. Ashabını sürekli olarak Kur’an okumaya teşvik etmiş, Kur’an okuyan ve hayatını onun esasları doğrultusunda düzenle-yen kişilerin imrenilecek kimseler olduklarını haber vermiştir.6 Okuyacağımız her ayetin bizi cennete ulaştıran bir nur olacağını müjdelemiştir. (bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 341.) Onun her harfine karşılık on katıyla sevap elde edeceğimizi bildirmiştir. (bk. Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 16)

    İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim, indirilmeye başlandığı günden itibaren Müslüman-lar tarafından öğrenilmiş ve anlaşılmaya çalışılmıştır. Onun anlaşılması için öğretiminin de bir bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada okuma ve anlamayı birbirinden ayrı düşünemeyiz. Hz. Peygamber (s.a.v.), daha Mekke’de iken sahabeden Hz. Erkam’ın evinde Kur’an öğretimi-ne bizzat önem vermiştir. Medine’de ise ilk düzenli Kur’an okulu olan Suffe yine Peygamberimiz tarafından kurulmuştur. Sahabîler burada Kur’an’ı ezberlemişler ve anlamadıkları ayetleri Peygamberimiz’e (s.a.v.) sorarak öğrenmişlerdir. Allah (c.c.) katından bölüm bölüm indirilmekte olan ayetler indirilir indirilmez sahabiler tarafından ezberlenmiştir. Bu uygulama sonraki dönemlerde Müslümanlar tarafından da benimsenmiş ve Kur’an’ı öğrenme faaliyetleri kuşaklar boyu devam etmiştir. Nesilden nesile en güzel şekilde okunarak aktarılan Kur’an, günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan ulaşmıştır. Peygamberimiz, güzel sesli ve ezberleme yeteneği güçlü olan sahabilerini Kur’an ezberleme-ye teşvik etmiş, bu konuda onları özel olarak yetiştirmiştir. Zeyd b. Sabit ve Abdullah b. Mes’ûd gibi bazı sahabiler, Kur’an’ı güzel okuma yönleriyle öne çıkmışlardır. Bu sahabiler, Hz. Peygamber’in vefatından sonra, öğrendikleri okuyuş şekillerini öğretmek ve Kur’an’ı insanlara anlatmak için uzak yerlere gitmişlerdir.

    Milletimiz de tarih bo-yunca Kur’an öğrenmeye ve öğretmeye büyük önem vermiştir. Daru’l-Huffaz, Daru’l-Kur’an ve Da-ru’l-Kurra gibi isimlerle anı-lan özel müesseseler kur-muştur. Bu merkezlerde, Kur’an’ın doğru ve güzel okunmasına yönelik eği-timler verilmiş, Kur’an’ı en güzel şekilde okuyan hafızlar yetiştirilmiştir. Kur’an’ı doğru ve güzel okumanın ilk adımı, harflerin çıkış yerlerine ve kalın, ince ya da peltek gibi özelliklerine uygun olarak telaffuz edilmesidir. Bir metin, ancak onu oluşturan harflerin ve kelimelerin doğru telaffuzuyla tam olarak anlaşılabilir. Kur’an harflerinin doğru telaffuz edilmesi, Kur’an’ın verdiği mesajın doğru anlaşılması için de büyük önem taşır. Örneğin, Fatiha suresindeki “ed-Dallin” kelimesindeki “dat” harfi “Za” şeklinde telaffuz edildiğinde, kelimenin anlamı değişebilir. Anlamı bütünüyle bozan yanlış okumalar, ayette ifade edilen manayı değiştirdiğinde namazın bozulmasına dahi yol açabilir. Kur’an’ın güzel bir ses ve tarzla okunmasına “tilavet” denir. Kur’an’ı layıkıyla okuma çaba-sından “Kıraat” ve “Tecvid” gibi ilimler doğmuştur. Kur’an’ın kendine özgü bir ahengi ve musikisi vardır. Kur’an lafızları, gereği gibi telaffuz edildiğinde, ondaki derin manalar çok daha belirgin bir şekilde açığa çıkacaktır. Güzel ses ve okuyuş tarzı ile oluşan ahenk, insan ruhunu daha çok etkileyecektir. Onu okuyan ve dinleyenler, ilahî kelamın yüceliğini hissetmiş olacaklardır. Kur’an’ın kendine özgü edası ile tilaveti, ancak onu Tecvid ilminin kurallarına uygun olarak okumakla mümkün olacaktır
     
    Son düzenleme: 17 Aralık 2017