İsra ve Miraç ile ilgili ayetler Allah Azze ve celle buyurur: سُبْحَانَ الَّذِى اَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ اْلاَقْصَى الَّذِى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اَيَاتِنَا اِنَّه هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ “Kulunu (Muhammed’i -aleyhissalatü vesselam-) bir gece, Mescid-i Haram’dan kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.” (el-İsra, 1) Ayet-i kerime, ifade ettiği vahim ve şaşılacak işlerin önemine dikkat çekmek üzere tenzih ile başlamıştır. Müfessirlerin beyanına göre سُبْحَانَ, Allah Azze ve celle'nin, noksan sıfatlardan tam bir şekilde münezzeh olduğunu ifade eder. Ayrıca Cenab-ı Allah'ın akıl almaz sanatı karşısında hayret ifadesi olarak da kullanılmaktadır. Aynı zamanda mühim tesbihattandır. Kısaca bu kelime; 1- Akıllara hayret veren İsra olayını yüceltme ve doğrulama; kalplerin temizlenmesine zemin hazırlamadır. İnsanları teşbih ve tecsim ( Allah Azze ve celle'yi mahlûkata benzetme ve cisim şeklinde düşünme) kuruntularından da korur. 2- Mirac’ı mümkün görmeyenlere karşı, Allah Azze ve celle'yi acziyet ve benzeri her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olduğu hakikatini ifade eder. Ayet-i kerimenin devamında, geceye dikkat çekilmektedir. Çünkü İsra, bir gece yolculuğudur. Vahiy büyük bir ekseriyetle gece gelmiştir. Müsbet-menfi büyük oluşlar ve zirve hadiseler de umûniyetle gece tezahür etmiştir. Nitekim nafile ibadetler içinde seher vakti eda edilen teheccüd, zirve bir ibadettir. Mescid-i Aksa ve etrafının mübarek olması ise şöyle izah edilmiştir: 1- Din ve dünya bereketiyle bereketlendirilmiştir. Etrafında yeşillikler ve ırmaklar vardır. 2- Pek çok peygamber orada yaşamış ve bu sebeple de vahyin iniş mekanı olmuştur. 3- İsra hadisesi sebebiyle de ayrıca bereketli kılınmıştır. Bu yolculukta Allah Azze ve cell, kulu ve Resûlü Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) acayip ve harikulade hadiseler göstermiştir.