Kur’an ve Sünnet’te Temel Ahlak Kavramları Bu başlığın bazı güçlükler taşıdığını belirtmek gerekir. Güçlüklerden biri, Kur’an ve hadislerdeki hangi kavramların tam olarak ahlak kavramı olduğunun tesbitidir. Mesela amel-i salih tabiri böyledir. Çünkü “hayırlı, iyi, uygun veya yararlı iş, faaliyet” anlamına gelen bu deyim, bu nitelikleri taşıyan hukuk, ibadet, ahlak ve siyasetle ilgili bütün olumlu faaliyetleri kapsar. Hatta Peygamberimiz, her şeyden önce “gönülden teslim olma” anlamına gelen İslam’ı ve “kuşkusuz bir şekilde inanma” anlamına gelen imanı dahi amel diye isimlendirmiştir (Buharî, “Tevhîd”, 47). Öte yandan, özellikle Kur’an ve Sünnet ahlakı bakımından teorik olarak her ahlaklı davranış aynı zamanda dinî bir itaat ve ibadettir; çünkü bu davranışla ilahî bir emir yerine getirmektedir; böylece iyilik, gösteriş için veya bize ne getirip ne götürdüğünü hesap ederek değil, Allah’ın emri olduğu ve O’nun emrine saygının gereği olduğu için yapılmış bulunmaktadır. Bilhassa Kur’an-ı Kerîm’de ve hadislerde, ahlak kavramları arasında, “temel” veya “tali”, “çok önemli” veya “az önemli” gibi bir ayırıma da gidilmemiştir. Çünkü bazan küçük bir ahlakî jest, mesela bir yetimin başını okşamak, içimizde, önemli sayılan birçok davranıştan daha yüksek duygular uyandırabilir. Mesela Kur’an-ı Kerîm’de güzel bir sözün, arkasından eza gelen bir sadakadan daha değerli olduğu bildirilmiştir (el-Bakara 2/263). İşaret edilen bu güçlüklere rağmen, Kur’an ve hadislerdeki bütün ahlak kavramlarını burada tahlil etmenin imkansızlığından dolayı, hiç olmazsa kapsamlarının genişliği, hatta bir bakıma diğer bütün ahlakî erdemleri de kuşattığı dikkate alınarak iki kavram hakkında bilgi verilecek; ayrıca, yer yer konuyla ilgili başka kavramlara da değinilecektir. İslam ahlakını kesin ve çarpıcı biçimde yansıtan bu iki temel kavram takva ve hilimdir.