Kur'an da dua ile ilgili ayetler

Konusu 'Kuran-ı Kerim ayetleri' forumundadır ve Eylül tarafından 26 Ekim 2014 başlatılmıştır.

  1. Eylül

    Eylül Moderatör

    Dua ile ilgili ayetler


    وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

    "İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkâra) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır." (A'raf Suresi, 180)


    ادْعُواْ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ

    “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.” (A'raf Suresi, 55)



    رَبَّنَا إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِي وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفَى عَلَى اللّهِ مِن شَيْءٍ فَي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاء

    "Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz." (İbrahim Suresi, 38)


    وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

    “Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım.Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad olurlar.” (Bakara Suresi, 186)


    قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا

    “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?" (Furkan Suresi, 77)


    وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ وَلاَ تَكُن مِّنَ الْغَافِلِينَ

    إِنَّ الَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُون

    “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. Şüphesiz Rabbinin Katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler..." (A'raf Suresi, 205-206)


    وَيَدْعُ الإِنسَانُ بِالشَّرِّ دُعَاءهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الإِنسَانُ عَجُولاً

    "İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir" (İsra Suresi, 11)
     
    Zeynep Abla bunu beğendi.
  2. Zeynep Abla

    Zeynep Abla Kayıtlı Üye

    KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ

    Birinci Bölüm

    1. PEYGAMBER DUALARI
    Kur’ân’da hem isim zikredilerek, hem de isim zikredilmeden
    peygamberlerin yaptığı dua örneklerine yer verilmiştir.
    İsim zikredilmeden peygamberlerin yaptığı duaya
    şu örneği verebiliriz:

    (Âl-iİmrân, 3/146)

    وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلاَّ أَن قَالُواْ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ


    Okunuşu: “Rabbeneğfir lenâ zünûbenâ ve isrâfenâ
    fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ ‘alel-kavmilkâfirîn.”

    Anlamı: “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki
    taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sabit
    kıl, kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!”


    Bu dua, Kur’ân’da (Âl-iİmrân, 3/146) peygamberler ve onunla birlikte Allah
    yolunda savaşan, bu konuda gevşeklik göstermeyen ve sabreden Allah dostlarının duası olarak geçmektedir. (Âl-iİmrân, 3/146)
    Peygamberler ve Allah dostları dualarında; yüce Allah’tan;

    - Günahlarının ve işlerindeki aşırılıklarının bağışlanmasını,
    - İmanda kendilerini sebat ettirmesini,
    - Kâfirlere karşı yardım etmesini istemektedirler.

    Bu dua örneği ile yüce Allah, hem mü’minlere nasıl
    dua edeceklerini öğretmekte hem de günahlara tövbe edilmesini,
    imanda sebat edilmesini ve düşmanla mücadeleye
    hazırlıklı olunmasını, zaferin ve başarının ancak Allah’ın
    yardımı ile mümkün olacağını bildirmektedir.
    Bu duayı yapanların, dualarının kabul edildiği ve onların
    ödüllendirildiği bir sonraki ayette;

    (Âl-iİmrân, 3/148) “Allah da onlara hem
    dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi.
    KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ
    Âdem (a.s.), Nuh (a.s.), Lût (a.s.), İbrahim (a.s.), Yusuf
    (a.s.), Şuayp (a.s.), Musa (a.s.), Zekeriya (a.s.), Süleyman
    (a.s.) ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in yaptığı
    ve Kur’ân’da geçen dualarından şu örnekler seçilmiştir:
    a) Âdem (a.s.) ve Eşi Havvâ’nın Duası

    Âdem (a.s.) ve eşi, cennette kendilerine yasaklanan
    ağacın meyvesinden yedikten sonra cennetten yeryüzüne
    indirilince şöyle dua etmişlerdir:

    (A’râf, 7/23)
    رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

    Okunuşu: “Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve il-lem teğfir
    lenâ ve terhamnâ le-nekûnenne minel-hâsirîn.”

    Anlamı: “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer
    bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak
    ziyana uğrayacaklardan oluruz!”


    Bu duayı Âdem ve eşi, cennette kendilerine yasak edilen ağacın meyvesinden şeytana uyarak yedikten sonrayapmışlardır.

    (A’râf, 7/19-22; Bakara, 2/35-36)“Âdem (vahiy yoluyla) Rabbi’nden birtakım kelimeler
    aldı, (bu kelimelerle amel edip Rabb’ine tövbe etti ve affı için yalvardı. Allah da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.

    ŞüphesizO, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.” (Bakara, 2/37)
    Yüce Allah, Âdem (a.s.) ve eşinin dualarını kabul etmiş ve onları affetmiştir. İnsanların atası Âdem ve Havva’nın Tövbe ve duası, nesli için örnek olmuştur.
    Bu duada yüce Allah, mü’minlere; insanın hata edebileceğini,
    yasak bir fiili işlediği zaman kendi nefsine zarar vermiş olacağını, bu durumda günahtan derhal tövbe edip affedilmesi için yalvarması gerektiğini, böyle yaparsa bağışlayacağını bildirmektedir.
     
    selma bunu beğendi.
  3. Zeynep Abla

    Zeynep Abla Kayıtlı Üye

    KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ

    İKİNCİ BÖLÜM

    Tövbe ve duası, nesli için örnek olmuştur.
    Bu duada yüce Allah, mü’minlere; insanın hata edebileceğini,
    yasak bir fiili işlediği zaman kendi nefsine zarar vermiş olacağını, bu durumda günahtan derhal tövbe edip affedilmesi için yalvarması gerektiğini, böyle yaparsa bağışlayacağını bildirmektedir.

    b) Nuh (a.s.)’ın Duası

    Nuh (a.s.), kendisine iman etmeyen oğlu suda boğulunca

    (Hûd, 11/43); “Rabbim! Şüphesiz ki oğlum da ailemdendir.
    Senin vaadin elbette haktır, Sen hâkimler hâkimisin” diye
    Rabbine seslenmiş, bunun üzerine yüce Allah,
    (Hûd, 11/45-46)
    “Ey Nuh! O, asla senin ailenden değildir, onun yaptığı iyi olmayan bir
    iştir. O hâlde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme.
    Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” buyurmuştur.

    Bu uyarı sonunda Nuh (a.s.), Allah’a şöyle dua etmiştir:
    (Hûd, 11/47)
    رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِه۪ عِلْمٌ وَإِلاَّ تَغْفِرْ ل۪ي
    وَتَرْحَمْنِي أَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ

    Okunuşu: “Rabbi innî e’ûzü bike en es’eleke mâ leyse
    lî bihî ’ılm. Ve illâ teğfirlî ve terhamnî eküm-minelhâsirîn.”

    Anlamı: “Ey Rabbim! Bilmediğim şeyi istemekten Sana
    sığınırım. Eğer Sen, beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen
    ben hüsrana düşenlerden olurum!”

    Nuh (a.s.)’ın bu duasından, Allah’tan bir istekte bulunurken dikkat edilmesi gerektiğini, dînen uygun olmayan, Allah’ın razı olmayacağı şeyleri istemenin doğru olmadığını, bunun cahillik olduğunu, böyle bir istek için de af dilenmesi gerektiğini öğreniyoruz.

    Kur’ân’da Nuh (a.s.)’ın şu duaları da zikredilmiştir:
    (Mü’minûn, 23/26)
    انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ رَبِّ
    “Rabbinsurnî bimâ kezzebûn.”
    “Ey Rabbim! (Kavmimin) beni yalanlamalarına karşı
    bana yardım et!


    (Nûh, 71/28)
    رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ
    وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَارًا

    Okunuşu: “Rabbiğfirlî veli-vâlideyye ve limen dehale
    beytiye mü’minen ve lil-mü’minîne vel-mü’minâti ve lâ
    tezidiz-zâlimîne illâ tebârâ.”

    Anlamı: “Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mü’min
    olarak evime girene ve bütün mü’min erkek ve mü’min kadınlara
    mağfiret eyle. Zalimlerin de sadece helâkini artır.”


    Nuh (a.s.), İslâm düşmanlarına karşı Allah’ın yardım
    etmesini; kendisinin, anne-babasının ve bütün mü’minlerin
    bağışlanmasını istemekte, zalimlere de beddua etmektedir.
    Dolayısıyla biz, bu dua örneklerinden; kendimiz için dua
    ettiğimiz gibi yakınlarımız ve mü’minler için de dua etmemizi,
    insanlara zulmedenlere beddua edebileceğimizi
    öğreniyoruz.
     
  4. Zeynep Abla

    Zeynep Abla Kayıtlı Üye


    KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

    c) Lût (a.s.)’ın Duası
    Lût kavmi, âlemde kendilerinden önce kimsenin yapmadığı
    ahlâksızlığa (homoseksüelliğe) düştüler. (A’râf, 7/80-
    81) Lût peygamberin (a.s.) ikazına rağmen bu çirkin işlerinden
    vazgeçmediler, üstelik Peygamberi de yalanladılar.
    Kavminin bu tutumuna karşı Lût (a.s.) Allah’a şöyle dua
    etmiştir:
    (Şu’arâ, 26/169)

    رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ

    Okunuşu: “Rabbi! Neccinî ve ehlî mimmâ ya’melûn.”
    Anlamı: “Rabbim! Beni ve âilemi bunların yaptıklarından
    kurtar!” .
    (Ankebût, 29/30)

    رَبِّ انْصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ

    Okunuşu: “Rabbi’nsurnî ‘alel-kavmil-müfsidîn.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Bozguncu / ortalığı fesada veren
    bu kavme karşı bana yardım et.”

    Lût (a.s.), Allah’ın emir ve yasaklarını kavmine tebliğ
    etmiş, ahlâksızlığa saplanan kavmini bu bataklıktan kurtarmaya
    çalışmıştır. Ancak kavmi edepsizlikte ısrar edince,
    aynı toplumda yaşayan ailesini, mü’minleri ve kendisini
    bu kötülüklerden korumasını, kavminin azgınlıklarına ve
    zulümlerine karşı yardım etmesini yüce Allah’tan istemiştir.
    Biz, bu duadan kötü ahlâktan, haramlardan ve kötü
    davranışlı insanların kötülük, ahlâksızlık ve zararlarından
    korunmamız ve bu konuda Allah’tan yardım istememiz
    gerektiğini anlıyoruz.

    ç) İbrahim (a.s.)’in Duası

    Azim sahibi peygamberlerden biri olan Hz. İbrahim
    (a.s.); tanrı diye putlara tapan kavmini tevhide/Allah’ın
    bir tek ilâh olduğu inancına çağırmış, putperestlikle mücadele
    etmiştir. Bu mücadele sürecinde putperest hükümdar
    Nemrut tarafından ateşe atılmış, ancak ilâhî lütfa mazhar
    olmuş, ateş onu yakmamış, güllük gülüstanlık olmuştur.
    İşte bu ulu Peygamberin Kur’ân’da bize örnek olacak duaları
    zikredilmiştir.

    İbrahim Peygamberin beş ayrı duası
    şöyledir:
    (Şu’arâ, 26/83)

    رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

    Okunuşu: “Rabbi! Heblî hukmevve elhıknî bissâlihîn.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Bana hikmet ver ve beni sâlihler
    arasına dâhil et.”

    (Sâffât,37/100)

    رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ

    “Rabbi! Heblî mines-sâlihîn.”
    “Ey Rabbim! Bana sâlihlerden (bir oğul) ihsan et!”

    (İbrahim, 14/40)

    رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءَ

    Okunuşu: “Rabbic’alnî mükîmes-salâti ve min
    zürriyyetî Rabbenâ ve tekabbel du’âe.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını
    dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul
    et!”

    (İbrahim, 14/41)

    رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

    Okunuşu: “Rabbene’ğfirlî veli-vâlideyye ve lilmü’-
    minîne yevme yegûmül-hısâb.”
    Anlamı: “Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde
    beni, ana-babamı ve mü’minleri bağışla!”
    İbrahim (a.s.), oğlu İsmail (a.s.) ile Kâbe’yi inşa edince
    şöyle dua etmişlerdir:
    (Bakara, 2/128)

    رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَ لَكَ
    وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ
    التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

    Okunuşu: “Rabbenâ tekabbel minnâ inneke entessemî’ul-‘
    alîm. Rabbenâ vec’alnâ müslimeyni leke ve min
    zürriyyetinâ ümmetem müslimetelleke ve erinâ menâsikenâ
    ve tüb ‘aleynâ inneke entet-tevvâbürrahîm.”

    Anlamı: “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur, hiç şüphesiz
    Sen işitensin, bilensin. Ey bizim Rabbimiz! Hem bizim
    ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de
    soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet
    meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tövbemize
    rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz tövbeleri kabul eden,
    çok merhametli olan ancak sensin.” (Bakara, 2/128)
    İbrahim peygamberin dualarında Allah’tan şunlar istenmiştir:
    - Hikmet,
    - Salihler arasında olma,
    - Salih / Müslüman evlat,
    - İbadetlerinin kabul edilmesi,
    - Dualarının kabul edilmesi,
    - Neslinin Müslüman olması,
    - İman ve İslâm’da sebat,
    - Tövbesinin kabul edilmesi,
    - Affedilmesi.
    İbrahim peygamber, kendisi için dua ettiği gibi, annebabası,
    nesli ve bütün mü’minler için de dua etmiş, kendisi
    gibi onların mü’min olmalarını, imanda sebat etmelerini
    ve ahirette bağışlanmalarını istemiştir. Bu dualar Kur’ân’da
    zikredilmek suretiyle biz mü’minlere yol gösterilmiş, nasıl
    dua edeceğimiz, duada neler isteyeceğimiz öğretilmiştir.
     
  5. Zeynep Abla

    Zeynep Abla Kayıtlı Üye

    KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ
    BÖLÜM BEŞ

    Musa (a.s.)’nın Duası
    Musa (a.s.), azim sahibi, ulu peygamberlerden biridir.
    Firavunların idaresindeki İsraillilerin doğan erkek
    çocuklarının öldürüldüğü bir zamanda Mısır’da doğmuş,
    Allah’ın lütfu ile Firavun’un sarayında annesi ile birlikte
    büyümüştür. İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilmiş,
    kendisine Tevrat verilmiştir. Asa ve yed-i beyza mucizeleri
    vardır. Allah’ın kendisi ile konuştuğu bir peygamberdir.
    Henüz peygamberlikle görevlendirilmeden önce
    Mısır’da bir İsrailli’yi savunmak için bir kıptîye bir tokat
    vurmuş, kıptî de bu tokat ile ölüvermiştir. (bk.Kasas, 28/3-42)
    Bunun üzerine şu duayı yapmıştır:,

    رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

    Okunuşu: “Rabbi innî zalemtü nefsî feğfirlî fe-ğafera
    lehû innehû hüvel-ğafûrurrahîm.”

    Anlamı: “Ey Rabbim! Ben nefsime zulmettim, beni bağışla!
    dedi. (Allah) onu bağışladı. Çünkü O, çok bağışlayan,
    çok merhamet edendir.” (Kasas, 28/16)


    Musa (a.s.), bu duasında istemeyerek ölümüne sebep
    olduğu bir kimseden dolayı kendisine zulmettiğini itiraf
    etmekte ve bu kusurun bağışlanmasını Allah’tan istemektedir.
    Yüce Allah da onu bağışladığını, kendisinin çok bağışlayan
    ve çok merhamet eden olduğunu bildirmektedir.
    Bir kıptînin ölümüne sebep olduğundan, cezalandırılmaktan
    korktuğu için Mısır’dan gizlice kaçmış ve Allah’a
    şöyle dua etmiştir:

    رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

    Okunuşu: “Rabbi neccinî minel-kavmiz-zâlimîn.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar.”
    (Kasas, 28/21)
    Allah da duasını kabul etmiş ve onu korumuştur.
    Musa (a.s.), Tur dağından döndüğünde kavminin
    Samirî’nin yaptığı buzağıya taptıklarını gördü. Kendisi
    ile birlikte peygamber olan kardeşi Harun’a kızdı. Harun
    (a.s.), kavminin söz dinlemediğini, nerede ise kendisini
    öldüreceklerini söyledi, bunun üzerine Musa (a.s.) şöyle
    dua etti:

    رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِأَخِي وَأَدْخِلْنَا فِي رَحْمَتِكَ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

    Okunuşu: “Rabbiğfirlî ve li-ahî ve edhılnâ fî rahmetike
    ve ente erhamür-râhımîn.”

    Anlamı: “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi
    rahmetinin içine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”
    (A’râf, 7/151)


    İsrailoğullarına peygamber olarak görevlendirildiği süreçte
    kavminin Samirî’nin buzağıya tapmalarından sonra
    yüce Allah kendisi ile Tur dağında buluşma vaad etti. Kavminden
    yetmiş kişi ile Tur’a gitti. Allah ile konuştu, seçtiği
    kimseler buna muttali oldukları hâlde, Allah’ı açıkça
    görmeden inanmayız dediler. Yüce Allah da onları şiddetli
    bir sarsıntı ile sarstı, bayıldılar. Bunun üzerine Musa (a.s.),
    Allah’a şöyle dua etti:

    رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَافَعَلَ السُّفَهَاءُ
    مِنَّا إِنْ هِيَ إِلاَّ فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَاءُ وَتَهْدِي مَنْ تَشَاءُ أَنْتَ وَلِيُّنَا
    فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا
    حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ إِنَّا هُدْنَاإِلَيْكَ

    Okunuşu: “Rabbi! Lev şi’te ehlektehüm min kablü
    ve iyyâye e tühlikünâ bimâ fe’ales-süfehâü minnâ in hiye
    illâ fitnetüke tüdıllü bihâ men teşâü ve tehdî men teşâü.
    Ente veliyyünâ feğfirlenâ verhamnâ ve ente hayrül-ğâfirîne
    vektüb lenâ fî hâzihid-dünyâ hasene-tevve fil-âhıreti innâ
    hüdnâ ileyke.”
    Anlamı: “Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok
    ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi yok
    mu edeceksin? Bu, Senin imtihanından başka bir şey değildir,
    bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim
    dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların
    en iyisisin. Bize bu dünyada da iyilik, güzellik ve
    nimet yaz, ahirette de. Biz sana yöneldik.” (A’râf, 7/156-157)


    Yüce Allah, Musa (a.s.)’a kendisini ilâh yerine koyan
    Firavun’a gidip onu imana davet etmesini emretti. Musa
    (a.s.), bu görev üzerine şöyle dua etti:

    قَالَ رَبِّ شْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي
    يَفْقَهُوا قَوْلِي وَاجْعَلْ لِي وَزِيرًا مِنْ أَهْلِي هَارُونَ أَخِي اُشْدُدْ بِهِ أَزْرِي
    وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا إِنَّكَ كُنْتَ بِنَا
    بَصِيرًا
    Okunuşu: “Kâle Rabbiş-rahlî sadrî ve yessirlî emrî
    vahlül ‘ukdetem millisânî yefkahû kavlî vec’al lî vezîran
    min ehlî Hârûne ahî üşdüd bihî ezrî ve eşrikhü fî emrî key
    nüsebbihake kesîran ve nezkürake kesîran inneke künte
    binâ basîra.”
    Anlamı: “Mûsâ, dedi ki: Ey Rabbim! Göğsüme genişlik
    ver, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çözüver de sözümü iyi
    anlasınlar. Bana âilemden bir vezir ver; Kardeşim Harun’u,
    onunla arkamı kuvvetlendir, onu da (elçilik) görevime ortak
    yap ki Seni çok tesbih edelim ve Seni çok analım. Şüphesiz Sen,
    bizi görensin.” (Tâ-hâ, 20/25-35)

    Musa (a.s.), Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ etmekle
    görevlendirildiği insanları iman ve ibadete davet etti, onları
    haram ve kötü davranışlardan sakındırdı. Sözüne kulak
    vermeyenlere; ‘benim size söylediklerimi yakında anlayacak ve
    hatırlayacaksınız’, dedi (bk. Mü’min, 40/37-47) ve şöyle dua etti:

    وَأُفَوِّضُ أَمْرِي إِلَى الِّٰهل إِنَّ الٰهّلَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ

    Okunuşu: “Ve üfevvidu emrî ilallâhi innellâhe
    basîrumbil-‘ıbâdi”
    Anlamı: “Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz
    Allah, kullarını görür, gözetir.” (Mü’min, 40/44)

    Musa (a.s.)’ın dualarında şu unsurlar dikkatimizi çekiyor:
    Musa (a.s.);
    - İstemeyerek bir hata işleyince, hemen tövbe edip
    Allah’tan affını istemiştir.
    - İnsanların kendisine zarar vermemesi için Allah’a sığınmış
    ve kendisini korumasını talep etmiştir.
    - Kavminden birtakım azgınların davranışları sebebiyle
    helâk edilmemesi için dua etmiştir.
    - Dünya ve ahirette Allah’ın kendisine ve mü’minlere
    iyilik, güzel ve nimet (hasene) vermesini istemiştir.
    - İslâm’ı tebliğ görevini yerine getirebilmesi için başarı,
    kolaylık ve konuşma yeteneği istemiştir.
    - İşlerini ve başarısını Allah’a havale etmiştir.
    - Dua ederken Allah’ın güzel isimlerini zikretmiştir.
     
  6. Zeynep Abla

    Zeynep Abla Kayıtlı Üye

    KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ
    BÖLÜM BEŞ
    Musa (a.s.)’nın Duası

    Musa (a.s.), azim sahibi, ulu peygamberlerden biridir.
    Firavunların idaresindeki İsraillilerin doğan erkek
    çocuklarının öldürüldüğü bir zamanda Mısır’da doğmuş,
    Allah’ın lütfu ile Firavun’un sarayında annesi ile birlikte
    büyümüştür. İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilmiş,
    kendisine Tevrat verilmiştir. Asa ve yed-i beyza mucizeleri
    vardır. Allah’ın kendisi ile konuştuğu bir peygamberdir.
    Henüz peygamberlikle görevlendirilmeden önce
    Mısır’da bir İsrailli’yi savunmak için bir kıptîye bir tokat
    vurmuş, kıptî de bu tokat ile ölüvermiştir. (bk.Kasas, 28/3-42)
    Bunun üzerine şu duayı yapmıştır:,

    رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

    Okunuşu: “Rabbi innî zalemtü nefsî feğfirlî fe-ğafera
    lehû innehû hüvel-ğafûrurrahîm.”

    Anlamı: “Ey Rabbim! Ben nefsime zulmettim, beni bağışla!
    dedi. (Allah) onu bağışladı. Çünkü O, çok bağışlayan,
    çok merhamet edendir.” (Kasas, 28/16)


    Musa (a.s.), bu duasında istemeyerek ölümüne sebep
    olduğu bir kimseden dolayı kendisine zulmettiğini itiraf
    etmekte ve bu kusurun bağışlanmasını Allah’tan istemektedir.
    Yüce Allah da onu bağışladığını, kendisinin çok bağışlayan
    ve çok merhamet eden olduğunu bildirmektedir.
    Bir kıptînin ölümüne sebep olduğundan, cezalandırılmaktan
    korktuğu için Mısır’dan gizlice kaçmış ve Allah’a
    şöyle dua etmiştir:

    رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

    Okunuşu: “Rabbi neccinî minel-kavmiz-zâlimîn.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar.”
    (Kasas, 28/21)

    Allah da duasını kabul etmiş ve onu korumuştur.
    Musa (a.s.), Tur dağından döndüğünde kavminin
    Samirî’nin yaptığı buzağıya taptıklarını gördü. Kendisi
    ile birlikte peygamber olan kardeşi Harun’a kızdı. Harun
    (a.s.), kavminin söz dinlemediğini, nerede ise kendisini
    öldüreceklerini söyledi, bunun üzerine Musa (a.s.) şöyle
    dua etti:

    رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِأَخِي وَأَدْخِلْنَا فِي رَحْمَتِكَ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

    Okunuşu: “Rabbiğfirlî ve li-ahî ve edhılnâ fî rahmetike
    ve ente erhamür-râhımîn.”

    Anlamı: “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi
    rahmetinin içine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”
    (A’râf, 7/151)


    İsrailoğullarına peygamber olarak görevlendirildiği süreçte
    kavminin Samirî’nin buzağıya tapmalarından sonra
    yüce Allah kendisi ile Tur dağında buluşma vaad etti. Kavminden
    yetmiş kişi ile Tur’a gitti. Allah ile konuştu, seçtiği
    kimseler buna muttali oldukları hâlde, Allah’ı açıkça
    görmeden inanmayız dediler. Yüce Allah da onları şiddetli
    bir sarsıntı ile sarstı, bayıldılar. Bunun üzerine Musa (a.s.),
    Allah’a şöyle dua etti:

    رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَافَعَلَ السُّفَهَاءُ
    مِنَّا إِنْ هِيَ إِلاَّ فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَاءُ وَتَهْدِي مَنْ تَشَاءُ أَنْتَ وَلِيُّنَا
    فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا
    حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ إِنَّا هُدْنَاإِلَيْكَ

    Okunuşu: “Rabbi! Lev şi’te ehlektehüm min kablü
    ve iyyâye e tühlikünâ bimâ fe’ales-süfehâü minnâ in hiye
    illâ fitnetüke tüdıllü bihâ men teşâü ve tehdî men teşâü.
    Ente veliyyünâ feğfirlenâ verhamnâ ve ente hayrül-ğâfirîne
    vektüb lenâ fî hâzihid-dünyâ hasene-tevve fil-âhıreti innâ
    hüdnâ ileyke.”
    Anlamı: “Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok
    ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi yok
    mu edeceksin? Bu, Senin imtihanından başka bir şey değildir,
    bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim
    dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların
    en iyisisin. Bize bu dünyada da iyilik, güzellik ve
    nimet yaz, ahirette de. Biz sana yöneldik.” (A’râf, 7/156-157)


    Yüce Allah, Musa (a.s.)’a kendisini ilâh yerine koyan
    Firavun’a gidip onu imana davet etmesini emretti. Musa
    (a.s.), bu görev üzerine şöyle dua etti:

    قَالَ رَبِّ شْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي
    يَفْقَهُوا قَوْلِي وَاجْعَلْ لِي وَزِيرًا مِنْ أَهْلِي هَارُونَ أَخِي اُشْدُدْ بِهِ أَزْرِي
    وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا إِنَّكَ كُنْتَ بِنَا
    بَصِيرًا
    Okunuşu: “Kâle Rabbiş-rahlî sadrî ve yessirlî emrî
    vahlül ‘ukdetem millisânî yefkahû kavlî vec’al lî vezîran
    min ehlî Hârûne ahî üşdüd bihî ezrî ve eşrikhü fî emrî key
    nüsebbihake kesîran ve nezkürake kesîran inneke künte
    binâ basîra.”
    Anlamı: “Mûsâ, dedi ki: Ey Rabbim! Göğsüme genişlik
    ver, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çözüver de sözümü iyi
    anlasınlar. Bana âilemden bir vezir ver; Kardeşim Harun’u,
    onunla arkamı kuvvetlendir, onu da (elçilik) görevime ortak
    yap ki Seni çok tesbih edelim ve Seni çok analım. Şüphesiz Sen,
    bizi görensin.” (Tâ-hâ, 20/25-35)

    Musa (a.s.), Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ etmekle
    görevlendirildiği insanları iman ve ibadete davet etti, onları
    haram ve kötü davranışlardan sakındırdı. Sözüne kulak
    vermeyenlere; ‘benim size söylediklerimi yakında anlayacak ve
    hatırlayacaksınız’, dedi (bk. Mü’min, 40/37-47) ve şöyle dua etti:

    وَأُفَوِّضُ أَمْرِي إِلَى الِّٰهل إِنَّ الٰهّلَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ

    Okunuşu: “Ve üfevvidu emrî ilallâhi innellâhe
    basîrumbil-‘ıbâdi”
    Anlamı: “Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz
    Allah, kullarını görür, gözetir.” (Mü’min, 40/44)

    Musa (a.s.)’ın dualarında şu unsurlar dikkatimizi çekiyor:
    Musa (a.s.);
    - İstemeyerek bir hata işleyince, hemen tövbe edip
    Allah’tan affını istemiştir.
    - İnsanların kendisine zarar vermemesi için Allah’a sığınmış
    ve kendisini korumasını talep etmiştir.
    - Kavminden birtakım azgınların davranışları sebebiyle
    helâk edilmemesi için dua etmiştir.
    - Dünya ve ahirette Allah’ın kendisine ve mü’minlere
    iyilik, güzel ve nimet (hasene) vermesini istemiştir.
    - İslâm’ı tebliğ görevini yerine getirebilmesi için başarı,
    kolaylık ve konuşma yeteneği istemiştir.
    - İşlerini ve başarısını Allah’a havale etmiştir.
    - Dua ederken Allah’ın güzel isimlerini zikretmiştir.
     
  7. Zeynep Abla

    Zeynep Abla Kayıtlı Üye

    KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ
    Bölüm altı
    Zekeriya (a.s.)’nın Duası

    Hz. Musa ile Hz. Hârûn’un babası olan İmrân’ın hanımı
    hamile kalınca, “Rabbim! Karnımdakini sırf sana hizmet
    etmek üzere adadım. Benden kabul et, şüphesiz sen hakkıyla
    işitensin, hakkıyla bilesin” (Al-i İmrân 3/35) diye dua eder, çocuğu
    doğunca “Meryem” adını verir. Meryem’in teyzesinin kocası
    ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden olan
    Zekeriyya (a.s.), Allah’ın emri ile Beyt-i Makdis’te çocuğun bakımını üstlenir. Zekeriyya, çocuğun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulur. “Meryem, bu sana nereden geldi?” diye sorar. Daha sonra babasız olarak
    Hz. İsa’yı dünyaya getirecek olan Meryem de “Bu, Allah
    katından” diye cevap verir. (bk. Âl-i İmrân, 3/35–37; Enbiya, 21/89)
    Zekeriyya, burada Allah’a şöyle dua eder:

    رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ

    Okunuşu: “Rabbi heblî milledünke zürriyyeten tayyibeten
    inneke semî’uddü’âi.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Bana katından temiz bir soy ihsan
    eyle, şüphesiz sen duayı işitensin!” (Âl-i İmrân, 3/38)

    رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
    Okunuşu: “Rabbi lâ tezarnî ferden ve ente hayrulvârisîn.”
    Anlamı: “Rabbim! Beni yalnız başıma bırakma (bana
    bir çocuk ver), Sen varislerin en hayırlısısın.” (Enbiyâ, 21/89)
    Yüce Allah, Zekeriya (a.s.)’nın duasını kabul eder ve
    kendisine yaşlı olmasına rağmen Yahya’yı ihsan eder. (bk.
    Âl-i İmrân, 3/39–41; Enbiyâ, 21/90)
    Süleyman (a.s.)’ın Duası
    Kuş ve karınca dilini bilen, hükümdar peygamberlerden
    biri olan, insanlardan, cinlerden ve kuşlardan ordusu
    bulunan, Davud peygamberin oğlu Süleyman (a.s.), ordusu
    ile karınca vadisine gelir, bir karıncanın, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları farkında olmadan sizi ezmesin” dediğini duyar, karıncanın sözüne güler
    (Neml,27/15–19) ve Allah’a şöyle dua eder:

    رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ
    أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ

    Okunuşu: “Rabbi evzi’nî en eşküra ni’metekelletî
    en’amte ‘aleyye ve ‘alâ vâlideyye ve en a’mele sâlihan
    terdâhü ve edhılnî bi-rahmetike fî ‘ıbâdikes-sâlihîn.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Bana ve anama-babama verdiğin
    nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme
    ilham eyle ve rahmetinle, beni iyi kulların arasına dâhil et.
    ” (Neml,27/19)

    Süleyman (a.s.), şiddetli bir hastalığa yakalanır, cansız
    ceset denecek hâle gelir, sonra tekrar sağlığına kavuşur ve
    Allah’a şöyle dua eder:

    رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنْتَ
    الْوَهَّابُ
    Okunuşu: “Rabbiğfirlî ve heblî mülkellâ yembeğî li
    ehadimmin ba’dî inneke entel-vehhâb.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra
    kimseye lâyık olmayacak bir mülk / hükümranlık bahşet. Şüphesiz,
    Sen çok bahşedicisin.”
    (Sâd, 38/35)

    Yüce Allah, duasını kabul eder. Rüzgârı emrine verir, cinleri ona boyun eğdirir. (bk. Sâd, 36–38)
    Süleyman (a.s.)’ın duasında yüce Allah’tan;
    - Nimete şükredebilmeyi nasip etmesini,
    - Salih ameller işleyebilmesini,
    - Salih kulları arasına dâhil etmesini,
    - Bağışlamasını,
    - Mülk / saltanat vermesini istemiştir.
    Süleyman (a.s.)’ın Allah’tan hem dünya, hem ahiret,
    hem maddî hem manevî isteklerde bulunduğunu ve duasında
    Allah’ın güzel isimlerini zikrettiğini öğreniyoruz.
     
  8. Zeynep Abla

    Zeynep Abla Kayıtlı Üye

    KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ
    Bölüm yedi


    Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in Duası
    Miladî 571 yılında Mekke’de dünyaya gelen, 610 yılında
    peygamberlik ile görevlendirilen, 13 yılı Mekke’de 10
    yılı Medine’de olmak üzere 23 yıl peygamberlik yapan Hz.
    Muhammed (s.a.s.), diğer peygamberlerden farklı olarak
    bir topluma değil bütün toplumlara, bütün insanlara ve
    cinlere peygamber olarak gönderilmiş, kendisi ile peygamberlik
    sona ermiştir. O, her konuda mü’minlere örnektir,
    âlemlere rahmettir. İlk muhatapları olan müşrik Mekke
    halkını İslâm’a davet etmiş, ancak dirençle karşılaşmış,
    insanların Müslüman olması için her türlü gayreti sarf
    etmiş, halkı Müslüman olmuyorlar diye çok üzülmüştür.
    (İsrâ, 17/6; Şu’arâ, 26/3) Yüce Allah, peygamberini teselli etmiş,
    görevinin sadece tebliğ etmek olduğunu müteaddit defalar
    kendisine bildirmiş, iman etmekten yüz çevirirlerse şöyle
    dua etmesini buyurmuştur:

    حَسْبِيَ الٰهّلُ لَا إِلٰهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

    Okunuşu: “Hasbiyellâhü lâ ilâhe illâ hû. ‘Aleyhi tevekkeltü
    ve hüve rabbül-arşil’azîm.”
    Anlamı: “Bana Allah yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben
    O’na güvendim ve O, büyük Arş’ın Rabbidir.” (Tevbe, 9/129)


    رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ

    Okunuşu: “Rabbihküm bilhakkı ve Rabbüner-
    Rahmânül-müste’ânü alâ mâ tesıfûn.”
    Anlamı: “Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve
    Rabbimiz O Rahmân’dır ki, isnat ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza
    karşı yardımına sığınılacak olan ancak O’dur.” (Enbiyâ,
    21/112).

    رَبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ رَبِّ فَ تَجْعَلْنِي فِي الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
    Okunuşu: “Rabbi immâ türiyennî mâ yû’adûn. Rabbi
    felâ tec’alnî fil-kavmiz-zâlimîn.”
    Anlamı: “Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana
    mutlaka göstereceksen,
    Rabbim! Bu durumda beni, o zalimler topluluğunda bulundurma.”
    (Mü’minûn, 23/93–94)

    رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ
    Okunuşu: “Rabbi e’ûzü bike min hemezâtiş-şeyâtîn.
    Ve e’ûzü bike rabbi eyyahdurûn.”
    Anlamı: “Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana
    sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”
    (Mü’minûn, 23/97–98)

    رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ

    Okunuşu: “Rabbiğfir verham ve ente hayrürrâhımîn.”
    Anlamı: “Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet
    edenlerin en hayırlısısın.” (Mü’minûn, 23/118)

    Beş vakit namaz ve kendisine mahsus olan teheccüt
    namazı emrinin akabinde (İsrâ, 17/78–79) şöyle dua etmesini
    istemiştir.
    رَبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ
    سُلْطَانًا نَصِيرًا
    Okunuşu: “Rabbi edhılnî müdhale sıdkıvve ahricnî
    muhrace sıdkıvec’allî milledünke sültânen nasîra.”
    Anlamı: “Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girmemi
    sağla, çıkacağım yerden de doğrulukla çıkmamı nasip et ve
    benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver.” (İsrâ,
    17/80)

    Vahyedilen henüz tamamlanmadan Kur’ân’ı acele okumaması
    konusunda uyardıktan sonra yüce Allah, şöyle dua
    etmesini emretmiştir:
    رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا
    “Rabbi zidnî ‘ılmâ
    “Rabbim, ilmimi artır!” (Tâ-hâ, 20/114)

    Yüce Allah’ın peygamberimize emrettiği dualarda, dünyevî ve uhrevî isteklerini özellikle yardım ve ilim isteme, şeytan ve zalimlerden uzak kalma arzusunun öne çıktığını
    ve dualarda Allah’ın güzel isimleri ve nitelikleri ile
    övüldüğünü görmekteyiz. Peygamber duaları, Allah’tan ne isteyeceğimiz ve nasıl dua edeceğimiz konusunda bizim için birer örnektir. Peygamberlerin yaptığı duaların dışında Kur’ân’da Havârilerin, Ashab-ı A’râf ’ın, Hz. Musa’ya iman edenlerin,Ashab-ı Kehf ’in, Tâlut’un ve sâlih mü’minlerin yaptığıdua örnekleri de vardır.
     
  9. Zeynep Abla

    Zeynep Abla Kayıtlı Üye

    Bu konu netten alıntıdır vesile olanlardan Allah razı olsun