Kıyamet Günü, Diriliş Ve Hesap Verme

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Adile tarafından 22 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin


    Ahiret hayatının evreleri ölüm ve de kıyâmetten sonra haşîr dediğimiz yeniden dirîlme olayı gerçekleşmektedir. Yeniden diriliş'ten sonra mîzan, sayfaların açılması, sual, hesap, ve ondan sonraki durumlar kastedîlmektedir. Ahiret hayatının belli başlı evreleri şöyledir:

    Haşir: Kıyamet gününde amellerine bakılmak için ölülerin diriltîlerek bir yere toplanmaları demek olduğuna göre; "Haşr-ı Cismani" bedenen, cisîmle, cesetle dirilme, bedenlerin haşri demektir:

    Mahşer: Yeniden diriliş ile birlikte İnsanoğlunun Allah’u Azze ve Celle'ye hesap vermek üzere toplanacakları yer ve can bulmuş her insan mahşer meydanına geleceklerdir.

    Mizan: Mizan, sembolik anlamda amelleri tartan bir terazi ve adalet anlamına gelmaktedîr. Allah’u Azze ve Celle, dini açıdan sorumlu tutuğu kimselerin cennetlik mi yoksa cehennemlik mi olduklarını belirlemek için ahirette teraziler kuracaktır. Burada sevap ve de günahlar tartılacaktır ve bu tartıların mahiyetini tam olarak Allah’u Azze ve Celle'den başkası bilemez. Mizanın gerçekliği ile ilgîli Kur’an-ı Kerim’de ayetler vardır:

    “Biz kıyamet günü için adâlet terazîleri kurarız. Artık kîmseye hiçbir şekilde adaletsizlik edilmez. [Yapılan iş] bir hardal tanesi kadar dahi olsa onu [adalet terazisine] getiririz. Hesap gören olarak biz [herkese] yeteriz.”(Enbiyâ suresi, 47. ayet.)


    “Artık kimlerin [sevap] tartıları ağır basarsa işte bunlar asıl kurtuluşa erenlerdir. Kimlerin tartıları hafif gelirse artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir. [Zira onlar] ebedi cehennemdedirler.” (Mü’minûn suresi, 102-103. ayetler.)


    Amel defteri: Mahşer yerinde insanoğluna yaptıkları iyilik ve de kötülüklerin yazılı olduğu amel defterleri dağıtılacaktır. Kîramen Katibin adlı melekler sevap ve günahlarımızı bu deftere işlemîşlerdir. Amel defterîni gören insânlar [Vay halimize bu nasıl kitapmış, küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş] (Kehf suresi, 49. ayet) diyecektir. Cennetlik olanlar defterlerîni sağ elînden, cehennemlik olanlar ise sol ve arka tarafından alacaktır.

    Sırat Köprüsü: Sırat, cennet ile cehennem arasındaki bir yoldur. Bu bağlamda sıratın varlığı da bir gerçeklîktir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle delil getirilir; [Bize doğru yolu göster, kendilerine nimet verdiğin kimselerin yolunu.](Fatiha suresi, 6-7. ayetler.) Hesap görüldükten sonra sırât üzerinden cennetlîkler hızla geçecek, cehennemlikler ise ateşin üzerine düşeceklerdir. Bir başka açıdan, cennet ehlî cehennemîn kapısına uğrar, cehennem ehli orada alıkonularak içeri alınır ve cennet ehli ise oradan geçerek kurtulur. Bu durum şu ayett'i kerim'de açıklanan manaya uygundur: “İçinizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür. Sonra biz, Allah’tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.” (Meryem suresi, 71-72. ayetler.)

    Şefaat: Şefaat, [günahkar mümînin bağışlanması, günahı olmayanların ise derecelerinin yükseltilmesi için izin verilen kimselerin Allah’u Azze ve Celle'nin nezdinde aracılık yapması] anlamına gelir. Kur’'an-ı Kerim'de şu ayetler şefaatın varlığına delildir: “[Onlar] Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler.” (Enbiyâ suresi, 28. ayet.) “Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunan [melekler], Rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! [derler].” (Mü’min suresi, 7. ayet.)

    Peygamberimiz Aleyhi salatu vesselam de “Benim şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir.” (Tirmizî “Sıfatü’l-Kıyame” 2359) buyurmuştur. Bu ayetlerden ve de hadisten anladığımız kadarıyla Allah'u Teala'nın izin verdiği kimseler şefaat edecektir.

    Cennet: Allah’u Azze ve Celle'ye inanıp emir ve yasaklarına titizlikle uyanların gireceği ve içinde sonsuza dek yaşayacağı ödül yeridir. Cennet ise çeşitli nîmetlerle donatılmış olup, dünyada amellerî iyi olanların kazanacağı ebedi ahîret yurdudur.

    Cehennem: İnanmayan ya da inandığı halde günahı çok olanların [Allah'u Teala'nın affetmediği takdirde] gireceği ceza yeridîr. İnanmayanlar ise sonsuza dek cehennemde kalacak, inandığı halde günahları sevabından çok olanlar ise cehennemde günahı kadar ceza gördükten sonra cennete gireceklerdîr.