Kırım Türklerinin Moskova'yı Fethi

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Lasey tarafından 25 Ekim 2017 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Kırım Türklerinin Moskova'yı Fethi (24 Mayıs 1571)

    Konunun başlığı ile günümüzde yaşanan gelişmeler arasındaki tenakuz dikkatinizi çekmiştir. Zîrâ bugünlerde Rusya'nın, resmî olarak Ukrayna'ya bağlı özerk bir cumhuriyet olan Kırım'ı, uluslararası bütün anlaşmalara kayıtsız kalarak ilhak ettiğine dâir haberleri okumuşsunuzdur. Çünkü Ruslar, Kırım'ın tarihî olarak bir Rus toprağı olduğunu iddia etmektedirler.

    Kırım, tarih boyunca çeşitli kavimlerin ilgisini çekmiş ve onların iskânına sahne olmuştur. 13. Yüzyılda ise, Cengiz Han'ın torunları tarafından kurulan Altınordu Devleti'nin hâkimiyetine girmiştir. Anadolu ve Memluk sultanlığıyla ticarî münasebetlerin arttığı bu dönemde İslâmiyet, bölgede hızla yayılmıştır. Timur'un 1395 yılında Altınordu Devleti'ni parçalaması neticesinde, bölgede başlayan siyasî karışıklık Kırım Hanlığı'nın kuruluşuna kadar devam etmiştir. 1475 yılında Kefe şehrinin fethi ve Kırım'daki Ceneviz kolonilerinin ele geçirilmesiyle Kırım Hanlığı da Osmanlı'nın himayesine alınmıştır. Bu dönemde Kırım'daki şehirler hızla gelişerek birer Türk-İslâm merkezi olma özelliğini kazandı. Kırım transit ticarette daha da önemli bir hâle geldi. Hazar kıyılarından Mısır'a kadar çok geniş bir coğrafyada Kırım menşeli mallar tüccarların en önemli metaı hâline geldi.

    Kırım ekonomik ve sosyal açıdan gelişirken, siyasî olarak da bölgede birçok devletle mücadele etmekteydi. Osmanlı'nın gücünü de arkasında hisseden Kırım hanları siyaseten düşmanlarına galebe çalmaktaydılar. Moskova Knezliği ile eskiden beri rekabet içerisinde olan Kırım hanları zaman zaman gerçekleştirdikleri akınlarla bu devletin daha fazla güçlenmesini engelliyordu. Meselâ; 1571 tarihinde Kırım Hanı I. Devlet Giray, Knezliğin merkezi olan Moskova'yı kuşatmış ve kendisine engel olmaya çalışan Rusları mağlup ederek şehrin banliyölerini ateşe vermiştir. Bu sırada çıkan kuvvetli rüzgârla yangın süratle Moskova şehrine ulaşmış, insanlar kiliselere ve Moskova nehrine doğru kaçmaya çalışmışlardır. Yangın, o dönemdeki Kremlin Sarayı'na da ulaşmış ve şehrin merkezindeki cephaneliğin patlamasına sebep olmuştur. İnsanlar duman sebebiyle nefes darlığından ve korkuyla atladıkları nehirde boğulmak suretiyle hayatlarını kaybetmişlerdir. Tarihe "büyük Moskova yangını" olarak geçen feci hâdisede bazı kaynaklara göre, 80 bin civarında kişi hayatını kaybetmiştir. Bu hâdiseler sonrasında Ruslar bölgeyi boşaltmak zorunda kalmıştır. Kırım hanları da hazırlıklarının yetersizlikleri sebebiyle bu fırsat gibi gözüken yeni durumu değerlendiremediklerinden, Moskova ve çevresini terk etmek durumunda kalmıştır.

    Devlet Giray, ertesi yıl bütün Rus ülkesini hedefleyen daha büyük çaplı seferde ise yenilgiye uğramıştır. Bu yenilgi, sonraki dönemlerde Rusların kendilerine olan güvenlerinin artmasına sebep olmuş ve Kırım hanlarının aleyhine, Ruslar güçlerini günden güne artırmaya başlamışlardır. Kırım Hanlığı da taht kavgaları sebebiyle güç kaybederek Ruslarla rekabet edemeyecek duruma gelmiş ve neticede 18. yüzyılda Ruslar tarafından işgal ve ilhak edilmiştir.