Kaza umresi nedir, ne zaman yapılmıştır? Kısaca bilgi

Konusu 'Hacca gitmek' forumundadır ve Lasey tarafından 12 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Umretü’l kaza nedir, ne zaman yapılmıştır? Peygamber Efendimiz’in kaza umresi: “Umretü’l-kaza“ hadisesi…

    Bir yıl önce ihrama girildiği halde Mekkeli müşriklerin izin vermemesi sebebiyle yapılamayan umrenin yerine eda edildiğinden, bu umreye “umretü’l-kaza“denilmiştir.

    Hudeybiye’de yapılan antlaşma çerçevesinde bir yıl sonra yapılacak umrenin zamanı gelmişti. Hicri yedinci yılın Zilkade ayı girince, Resûlullah, Hudeybiye Seferi’ne katılanların tamamının umreye hazırlanmalarını emretti. Halka da hazırlık yapmalarını bildirdi. Civardan gelip de o sırada Medine’de bulunan Araplar:

    “–Vallahi ya Resulallah, bizim ne azığımız ne de bizi doyuracak bir kimsemiz var!” dediler.

    Varlık Nuru Efendimiz, Medinelilere, ihtiyacı olanlara Allah için sadaka vermelerini ve onlara bakmalarını emretti. Onlardan yardım ellerini çektikleri takdirde helak olacaklarını bildirdi. Medineliler de:

    “–Ya Resûlallah! Biz sadaka olarak neyi verelim, hiçbir şey bulamıyoruz ki?” dediler.

    Fahr-i Kainat Efendimiz:

    “–Neyiniz varsa! Velev ki yarım hurma bile olsa…” buyurdu. (Vakıdi, II, 731-732)

    Peygamber Efendimiz, iki bin ashabı ile umre için Medine’den hareket etti. Resûlullah, miğfer, zırh ve mızrak gibi askeri malzemelerle yüz kadar da at aldı.

    Ashab-ı kiram:

    “–Ya Resûlallah! Kureyş, yolcu silahından başka silah almamamızı şart koşmuştu!” dediler.

    alemlerin Efendisi:

    “–Biz Harem’e o silahlarla girecek değiliz. Fakat onlar, yapılabilecek bir saldırıya karşı, yakınımızda olacak!” buyurdu ve iki yüz kişi ile birlikte silahları, Mekke’ye üç mil yakınlıktaki Batn-ı Ye’cec’e gönderdi. (Vakıdi, II, 733-734)

    PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN KABİR ZİYARETİ

    Yolculuk esnasında Ebva’ya uğramışlardı. Resûlullah Cenab-ı Hak’tan izin isteyerek annesinin kabrini ziyaret etti. Ziyaret esnasında kabrini eliyle düzeltti ve teessüründen ağladı. O’nun ağladığını gören Müslümanlar da gözyaşlarını tutamadılar. Daha sonra niçin böyle yaptığını soranlara Sevgili Peygamberimiz:

    “–Annemin bana olan şefkat ve merhametini hatırladım da onun için ağladım.” buyurdu. (İbn-i Sa’d, I, 116-117)

    KABE’Yİ GÖREN MÜ’MİN GÖNÜLLER

    Hudeybiye Antlaşması mûcibince müşrikler, Mekke’yi boşaltarak üç gün için bütün şehri mü’minlere bıraktılar. Kendileri de dağlara çekilip Müslümanlar ne yapacaklar diye merakla seyre koyuldular. Yedi yıl gibi uzun bir süreden sonra Kabe’yi gören mü’min gönüller, heyecanla hep bir ağızdan:

    لَبَّيْكَ، اَللّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ. اِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ، لاَ شَرِيكَ لَكَ

    diyerek telbiye getirmeye başladılar.

    İbn-i Abbas’ın bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber Mekke’ye geldiğinde kendisini Muttaliboğulları’ndan küçük çocuklar karşıladı. Resûlullah onlardan birini (bineğinin) önüne bir diğerini de arkasına bindirdi.[1]

    Resûl-i Ekrem Efendimiz, Medine hummasının kendilerini zayıf düşürdüğü yolunda dedikodu eden müşriklere durumun böyle olmadığını göstermeleri için, Müslümanlara, hızlı ve gösterişli yürümelerini emretti.[2]

    “Bugün kendisini Kureyşlilere güçlü-kuvvetli gösteren kişiye Allah rahmet etsin!..” buyurdu. (İbn-i Hişam, III, 424-425)

    PEYGAMBERİMİZİN KAZA UMRESİ

    O günün şartlarında Medine’den Mekke’ye kadar dört yüz küsur kilometre mesafe katederek Kabe’yi ziyarete gelen Müslümanlar, yorgun olmalarına rağmen Allah Resûlü’nün ikazıyla umrelerini gayet vakarlı ve heybetli bir şekilde ifa ettiler. Hatta tavafın ilk üç şavtında ve sa’y yaparken de bugünkü iki yeşil direk arasında çalımlı bir şekilde koştular.

    Diğer taraftan müşrikler, tepelerden Müslümanları gözetliyorlardı. Şayet onlarda herhangi bir yorgunluk ve gevşeklik emaresi görselerdi, farklı şeyler düşünebilirlerdi. Ancak onlar, gördükleri canlılık ve hareketlilik karşısında hayret ve dehşete düşmekten kendilerini alamadılar:

    “−Bunlar mı hummanın zayıflattığını söylediğiniz kimseler! Onlar bizden daha zinde ve daha canlılar!” dediler. (Müslim, Hac, 240)

    YÜREKLERİ COŞTURAN NAĞME

    Ayrıca o gün, Bilal-i Habeşi’nin Kabe’nin damına çıkıp okuduğu ezan-ı Muhammedi’nin muhrik nağmeleri, mü’min yürekleri coştururken, müşrikleri şaşkınlık içinde bıraktı.

    Peygamber Efendimiz, ashabıyla birlikte tavaf ederken Abdullah bin Revaha, tavafta şiir okumaya başladı. Hazret-i Ömer ona:

    “−Sen Resûlullah’ın huzûrunda ve Allah’ın Harem’inde bu şiiri söyleyip duracak mısın?” dedi.

    Allah Resûlü, Hazret-i Ömer’e:

    “–Ona mani olma! Varlığım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, onun sözleri Kureyş müşriklerine, ok yağdırmaktan daha tesirlidir. Ey İbn-i Revaha, devam et!” buyurduktan sonra, Abdullah’a:

    “−Allah’tan başka hiçbir ilah ve mabud yoktur. Bir olan O’dur. Vaadini gerçekleştiren O’dur. Bu kuluna yardım eden O’dur. Askerlerini güçlendiren O’dur. Toplanmış olan kabileleri bozguna uğratan da yalnız O’dur, de!” buyurdu.

    Abdullah bin Revaha bunu söylemeye başlayınca, Müslümanlar da onun dediklerini tekrar etmeye başladılar. (Vakıdi, II, 736; İbn-i Sa’d, II, 122-123)

    İLK KABE ZİYARETİ

    Üç gün sonra Medine-i Münevvere’ye dönüldüğünde herkesin simasında ayrı bir letafet vardı. İlk Kabe ziyareti gerçekleşmiş, Allah Rasûlü’nün bir yıl önce görüp müjdesini verdiği rüya tahakkuk etmişti. Bu hakikati Allah Teala, gerçekleşen Hayber Fethi’ne işaretle birlikte, yakında nasib buyuracağı Mekke Fethi’ni de müjde sadedinde Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirmiştir:

    “And olsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz emniyet içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verildi. Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberi’ni hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Şahid olarak Allah yeter!” (el-Fetih, 27-28)

    Allah Resûlü’nün ashabıyla yaptığı kaza umresi, Mekkeliler üzerinde büyük bir tesir bıraktı. Çok geçmeden Kureyş’in ileri gelenlerinden müstakbel Sûriye fatihi Halid bin Velid, Osman bin Talha, müstakbel Mısır fatihi Amr bin as gibi zatlar iman edenler kervanına dahil oldular.

    Dipnotlar:

    [1] Buhari, Umre, 13; Libas, 99.

    [2] Buhari, Hac, 55; Müslim, Hac, 240; Ahmed, I, 305-306.