Kaza namazı nasıl ifa edilir

Konusu 'Namaz kılmak' forumundadır ve Adile tarafından 22 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin


    Kaza namazı nasıl ifa edilir

    Hanefiler’e göre kazaya kalmış bir namaz, vakti içinde nasıl eda edilecek idiyse daha sonra kaza edilirken o şekilde kılınır. Mesela seferde iken dört rek‘atlı bir namazı kaçıran kimse bunu ister seferde isterse asli vatanına döndükten sonra kaza etsin, iki rek‘at olarak kılar. Aynı mantığın gereği olarak, normal zamanda kazaya kalmış olan dört rek‘atlı bir namazı sefer esnasında kaza edecek olan kişi de sefer haline bakılmaksızın bu namazı dört rek‘at olarak kaza edecektir.

    Şafii ve Hanbeliler’e göre kaza namazı kılınırken, kazanın yapılacağı yer ve zaman dikkate alınır. Seferi olan kimse kazaya kalmış dört rek‘atlı namazı iki rek‘at olarak kaza eder. Bu namazın seferde veya ikamet halinde iken kazaya kalmış olması, hükmü değiştirmez. Seferde kazaya kalan namaz da, ikamet halinde kaza edilince dört rek‘at olarak kılınır. Çünkü kısaltmanın sebebi olan yolculuk kalkmıştır.

    Namazlar kaza edilirken gizli okunacak namazda kıraat gizli yapılır. Açıktan okunacak namazı imam kıldırırsa açıktan okur; tek başına kılınırsa açık veya gizli okumak tercihe kalmıştır.

    Namazı kaza edecek kişi tertip sahibi ise, yani o zamana kadar altı vakit veya daha fazla namazı kazaya kalmamış bir kimse ise, kaza namazı ile vakit namazı arasında sıraya uyması gerekir. Tertip sahibi değilse bu namazı kaza etmeden diğerlerini kılabilir.

    Tertip sahibi olan bir kimsenin bir farz namazını veya Ebu Hanife’ye göre vacip olan vitir namazını özürsüz yere veya hayız, nifas gibi namazı düşüren nitelikte olmayan bir özür sebebiyle vaktinde kılmamış olması halinde bu namazı ilk vakit namazından önce kaza etmesi gerekir. Mesela tertip sahibi kimse sabah namazı vaktinde uyuyup kalsa bu namazı öğle namazından önce kaza etmesi gerekir. Eğer öğle namazını önce kılarsa sıra gözetilmediği için bu namaz İmam Muhammed’e göre fasid olur. Ebu Yusuf’a göre ise namaz fasid olmaz, fakat farzlıktan çıkıp nafileye dönüşmüş olur. Ebu Hanife’ye göre ise bu namazın sıhhati askıdadır. Şöyle ki, kişi bundan sonra o sabah namazını kaza etmeden beş vakit namazını daha eda edecek olursa bu altı vaktin hepsi de sahihe dönüşür. Fakat böyle beş vakit namazını kılmadan kılamadığı o sabah namazını kaza ederse arada kılmış olduğu vakit namazları fasid olup yeniden kılınmaları gerekir.

    Tertip sahibinin sıra gözetmesinin delili, Resulullah’ın Hendek Savaşı’nda dört vakit namazı kılamayınca bunları sıraya koyarak ve vakit namazından önce kılmasıdır. İbn Ömer’in “Sizden her kim bir namazı kılamaz da, ancak imamla birlikte namaz kılarken hatırlarsa namazını tamamlasın. Bundan sonra unuttuğu namazı kılsın. Sonra da imamla birlikte kıldığı namazı iade etsin” (Zeylai, Nasbü’r-raye, II, 62) şeklindeki ifadesi de bu konudaki daya- naklardan biridir.

    Tertip, üç durumda düşer: 1. Kazaya kalan namazların sayısının vitir dışında altı vakit ve daha fazla olması. 2. Vaktin hem kaza hem de vakit namazı kılmaya yetmeyecek kadar sıkışık ve dar olması. 3. Vakit namazının kılınışı sırasında kazaya kalmış namazı olduğunun hatırlanmaması.

    Tertip düştükten sonra, kaza için belirli bir vakit kalmaz; mekruh vakitler dışında istediği zamanda kaza namazı kılınabilir. Mekruh vakitlere girmemesi şartıyla, sabah namazından ve ikindi namazından sonra da kaza kılınabilir.

    Kazaya kalmış namazları kaza ile meşgul olmak, nafile namaz kılmaktan önemli ve önceliklidir. Hanefi mezhebinde tasvip edilen görüşe göre, vakit namazlarıyla birlikte kılınan düzenli nafileler (revatib sünnetler) bunun dışındadır. Yani revatib sünnetlere de riayet gösterilmeli ve bu sünnetler, kaza namazı kılmak gerekçesiyle terkedilmemelidir. Fakat üzerinde kaza namazı bulunan kimselerin bunlar dışında teheccüt, tesbih gibi diğer nafile namazları kılması uygun değildir.

    Üzerinde çok sayıda kaza namazı bulunan, mesela namaza geç yaşlarda başlamış olan kişi, geçmiş namazları kaza ederken “Vaktine yetişip de kılamadığım ilk sabah /ilk öğle /ilk ikindi /ilk akşam /ilk yatsı namazını kılmaya” şeklinde niyet edebileceği gibi, “Vaktine yetişip de kılamadığım son sabah … namazını kılmaya” şeklinde de niyet edebilir. Böylece hangi namazı kaza ettiği bir ölçüde belirli (muayyen) hale gelmiş olur.