Kapitalizm nedir? Kapitalizm ne demektir?

Konusu 'İslami sözlük' forumundadır ve Lasey tarafından 13 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Kapitalizm nedir? Kapitalizm ne demektir? Kapitalizm nasıl bir sistemdir?

    Kapitalizm ne demektir.


    Kapitalizm, sermaye sahiplerinin iktisadi sahada serbest faaliyet etmeleri esasına dayanan sistem, sermayedarlar rejimidir.

    KAPİTALİZM KELİMESİ İLE İLGİLİ ÖRNEK CÜMLELER

    Günümüzde global kültür istilası, televizyon ve internetin menfi telkin ve şartlandırmaları da, adeta ruhlara zehir serperek manevi hassasiyetleri dumura uğratıyor; kapitalist düzenin israf değirmenine su taşıyor.

    Vahşi kapitalizmin neticesi, bir insanlık enkazıdır. Zira insana gözyaşını unutturur; merhametini yitirmiş bir vicdan ortaya çıkartır. Rûha şifa verecek eczahanelerin kapısına da kilit vurur.

    *****

    Kapitalist sistem, sadece maddi menfaatini ve karını düşünür. Onun gözünde insan, ekonomi çarkını döndüren dişliden farksızdır. Bu yüzden insanı acımasızca sömürür. Gayesine ulaşmak için her yolu meşrû sayar.

    İslam ise kapitalizmin zıddına, bir vicdan muhasebesi yaptırır. “Nereden ve nasıl kazandın; nereye ve ne şekilde sarf ettin?” sualini sorar.

    KAPİTALİZM’LE İSLAM KARŞILAŞIRSA

    Altınoluk: Şöyle bir görüş de var: Batıʼda, hristiyan ülkelerde, kapitalizm ile dinin karşılaştığı bütün sahalarda din kenara çekildi, yerini kapitalizme bıraktı. Türkiye ise yeni kapitalistleşen bir ülke. Kapitalizmin etkisi arttıkça bizde de olacak olan budur, müslümanların yaşadığı kişilik kaybı böyle bir durumdan kaynaklanıyor, deniyor. Siz nasıl değerlendirirsiniz, bu kaçınılmaz bir son mudur? Kapitalizm, iktisadi ve ictimai sahada müslümanların belini bükecek mi? Yani İslam, insanların hayatında fiilen, sadece inanç ve ibadet alanına inhisar eden, biraz ahlak hassasiyeti getiren, ama sosyal-ekonomik hayatta etkisi çok sınırlanmış bir hale gelme riski ile karşı karşıya mı?

    Osman Nûri Topbaş: Kapitalizmin doğup yayıldığı toplumların ekseriyeti hristiyan toplumlardır. Hristiyanlık; “Rabbin isa olduğunu bil, o sana yeter.” der. “Sezarʼın hakkı Sezarʼadır.” der. İktisadi ve ictimai hayatı tanzim etmek gibi bir derdi yoktur. Yani telkin ettiği şeylerin toplum hayatında bağlayıcı bir tarafı yok. Merhametli olacaksın diyor, o kadar. Merhametli olmak da herkesin anlayışına göre değişiyor. Mesela zalim bir patron da; “Ben merhametliyim.” diyebiliyor.

    Bu bakımdan kapitalizmin, önünde manevi değerler namına hiçbir engel bulunmadığı böyle toplumlarda hızla yayılması gayet tabiidir.

    Fakat İslam, iktisadi ve ictimai hayata dair, müʼminlerin önüne pek çok kaide koyar. Müʼminler bunlara riayet ettiği takdirde, ruhsuz ve acımasız bir iktisadi hayatın toplumu kuşatması mümkün değildir. Lakin müʼminler ictimai ve iktisadi hayattaki vazifelerini yerine getirmedikleri takdirde, “Tabiat boşluk kabul etmez.” kaidesi gereğince, bu alanları başka sistemlerin doldurması kaçınılmazdır.

    İmam Şafii (r.a) buyurur:
    “Kendini hak ile meşgul etmezsen batıl seni işgal eder.”

    Demek ki bu hususta da asıl mesʼûliyet, müslümanlara düşüyor. Çünkü İslam, Hakkʼın rızasına uygun yaşamanın ölçülerini bildirir; onu yaşamaksa müslümanın vazifesidir.

    İslami hassasiyetler yaşanırsa, kapitalizmin iktisadi hayatımızı istila etmesi mümkün değildir, fakat İslami ölçülerden ne kadar fire verilirse, o nisbette kapitalizm davet edilmiş olur.