Kadınların başkalarına göstermesi haram olan yerleri nerelerdir?

Konusu 'Dini Sorular Ve Cevapları' forumundadır ve Adile tarafından 10 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Nur Sûresinde geçen: “Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini günahtan korumalarını söyle! Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zînetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler. Zînet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar ellerinin altında bulunanlar (köleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçileri veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocukları dışında kimseye göstermesinler. Saklı zînetlerine dikkat çekmek için ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz toptan Allah’a tevbe ediniz ki felâha eresiniz.” (Nur Sûresi, 24/31) ayet-ii kerîmesi bize kadınların nasıl örtüneceklerini ayrıntısıyla anlatmaktadır.

    Bu âyet-i kerîmeye göre kadınlar, ziynet mahalli olan boyun, kulak, kol ve bacak gibi yerlerini yabancı erkeklere göstermeyecek ve âyette “ hımar” kelimesiyle ifade edilen, kadının başını boyun ve göğüs kısımlarıyla beraber örten başörtülerini takacaklardır çünkü âyet-i kerîmede, kadınların başörtülerini “ cüyûb” kelimesiyle ifade edilen yakalarını örtecek şekilde takınmaları emredilmektedir. Hz. Âişe’den nakledilen bir hadis-i şerifte Efendimiz (aleyhissalâtu vesselam) şöyle buyurmuştur:“Allahu Teâlâ büluğa eren bir kadının namazını başörtüsüz kabul etmez.”Hz. Âişe Validemiz, ilk başörtüsü uygulamasını ise şöyle anlatır: “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet etsin. Onlar, “Başörtülerini yakalarının üstüne taksınlar...”(Nur Sûresi, 24/31) ayeti inince etekliklerini kesip bunlardan başörtüsü yaptılar.

    Hanefîler bu âyette geçen “mecburen görünen kısımları müstesna” kaydını izah ederken Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Esma’ya hitaben söylediği,“Ey Esma! Şüphesiz kadın ergenlik çağına ulaşınca (yüzüne ve avuçlarına işaret ederek) onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir.”sözlerini de delil getirerek, fitne korkusu olmadığında kadının el, yüz ve ayaklarının görünmesinin haram olmadığını söylerler ki mezhepler içinde en geniş olan sınır budur. Kadının el, yüz ve ayaklarının avret yeri sayılmamasında zaruretler de etkili olmuştur. Ancak fitne söz konusu olduğunda, kadının bu uzuvlarını da göstermesi helâl olmaz.Diğer mezhepler bu âyetler ve Efendimiz’in bazı hadisleri yanında, sahabe hanımlarının uygulamalarını ve tâbiinden bazı büyük zevatın sözlerini de göz önüne alarak kadının avret sayılan yerleri hakkında daha farklı mülahazalarda bulunmuşlardır. Buna göre bazıları ayakları da avret sayarken, Şâfiîler ve Ahmed b. Hanbel kadının bütün vücudunun avret olduğunu belirtmişlerdir.

    Diğer yandan kadınların giyim tarzlarını izah eden Ahzâb Sûresindeki bir âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak: “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara söyle: Ev dışına çıktıkları zaman dış elbiselerini üzerlerine salıversinler. Böyle yapmaları onların iffetli tanınmaları ve kendilerine sarkıntılık edilerek incitilmemeleri yönünden en uygun bir davranıştır. Allah Gafurdur, Rahîmdir.”buyurarak mümin kadınlara dışarıya çıkarken üzerlerine cilbablarını almalarını emretmiştir. Cilbab, kadını baştan aşağıya örten elbise demektir. Bu elbise, içinde bulunulan şarta ve zamana göre manto, çarşaf, ferace vb. gibi elbiseler olabilir. Önemli olan vücudu baştan aşağıya örten fakat vücut hatlarını belli etmeyen, kemer ve dikişleriyle vücuda oturmayan ve içini göstermeyen bir özelliğe sahip olmasıdır. Bu verilen ölçülere uygunluk içinde her Müslüman kadın yaşadığı coğrafya ve kültüre göre giyinebilir.
     
    Son düzenleme: 11 Şubat 2014