Kadere iman nedir, ne değildir?

Konusu 'Dini Sorular Ve Cevapları' forumundadır ve Lasey tarafından 21 Mart 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Kadere iman ne demektir?

    Kadere-iman-nedir-ne-değildir.

    Kadere İman: Bütün mevcudatın yaratıcısı olan Yüce Allah, varlıklar arasındaki ilişkileri ve işleyişi de bir düzene bağlamıştır. O, ezelî ilmiyle olacak olan olayları bilmektedir. Kader, Allah’ın nesneleri ve olayları, bilhassa beşeri fiilleri ezelde bilmesi ve belirlemesi anlamında kullanılan bir terimdir.

    Kadere iman nedir, ne değildir?

    İnsanı, fiillerinde serbest bırakan, böylece imtihan eden Allah’ın, diğer taraftan bu fiilleri önceden biliyor olması hatta belirlemesi İslam alimlerini bir hayli meşgul etmiş ve konuya açıklık getirmek isteyen farklı görüşleri benimseyen çeşitli mezhepler ortaya çıkmıştır. Ebû Hanife Fıkh-ı ekber adlı kitabının başında, iman edilmesi gereken konuları sayarken kaderin hayırlısının da şerlisinin de Allah’tan olduğunun kabul ve itiraf edilmesine de yer verir. Kadere iman veya Allah’ın insan fiillerini önceden bilmesi, belirlemesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Çünkü insan bu ilahi bilgiden habersiz olarak kendi iradesi ile hareket etmektedir. amentü metninde dile getirilen iman esasları ehl-i sünnet mezheplerinin ortak kabulüdür.

    Kadere iman nedir kısaca

    Bu dünya bir imtihan alanıdır. Her insandan, Allah’ın isteklerine uygun bir hayat yaşaması istenir ve insan bunu başardığı ölçüde Allah katında değer ve itibar kazanacaktır. kader inancı çocuk, genç veya yetişkin herkesin kafasını en çok meşgul eden “muamma” bir konudur. Bundan dolayı anlaşılması ve anlatılması olabildiğince zordur. Anlatan kim ve ne kadar bilgi sahibi olursa olsun, eğer anlatacağı kişilerin gelişim düzeylerini, anlama yeteneklerini, genel kültür ve dinî kültür bakımından alt yapılarını yeterince bilemez ve ona göre uygun anlatım yöntemi ve örnekler seçemezse, muhataplarının kafasındaki düğümü çözmek yerine daha da karmaşık hale getirebilir. Dolayısıyla onların kader çıkmazında ve girdabında boğulmalarına sebep olabilir.


    Öyleyse kader ve kaza konusunu anlatacak din eğitimcileri ve din görevlileri, bilgi bakımından konuya iyice vakıf olmanın yanında, onu iyi bir üslûp ve yöntemle anlatabilme yeteneğine ve kapasitesine de sahip olabilmelidirler. Kendisine sorulan soruları sabırla dinleyip, anlamaya çalışarak uygun bir üslûp ve lisanla açıklama yapabilmelidir. Öyle ki, bu konuyu kendisinden dinleyenlerin kafalarında kader konusunda problem yoksa, daha da aydınlanabilmiş olmalı. Kafalarında problem olan ve kader çıkmazında bocalayanlar ise, rahatlayabilmelidirler. Aksi takdirde, anlatan kişi vebal altında kalır. Çünkü bu konu, başka bazı bilim dallarındaki herhangi bir konuyu yanlış anlatmaya benzemez. Sözgelimi; Matematikten bir problemin yanlış çözümlenmesi sadece o problemi ilgilendirir, diğerlerinin doğru çözümlenmesine engel olmaz. Tarihten bir konu hakkında yanlış bilgi verilmesi, diğer konuların da yanlış anlatılması veya anlaşılması anlamına gelmez. Halbuki, genelde “iman/inanç” konuları, özelde ise kader konusu onlardan çok farklıdır. Bu konunun anlatımında kullanılacak üslup, anlatım tarzı, verilen örnekler dinleyici konumunda olanların inanç dünyalarını temelden etkileyebilir. Onları imana veya inkara yöneltebilir. O bakımdan kader konusunu anlatmak durumunda olan herkes, çok ama çok dikkatli olmak zorundadır.