İ'TİKAD (Îtikad): Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem), Allahü teala tarafından, bildirdikleri şeylerin hepsine inanma veya inanılacak şeyler. (Bkz. Îman) Allahü tealanın bildirdiği her din iki kısımdır. Biri, kalb ile inanılması lazım olan bilgiler, diğeri beden ile veya kalb ile yapılacak ibadet bilgileridir. Bunlardan îtikad esasları her dinde aynıdır, dînin aslı ve temelidir. Din ağacının gövdesidi r. Amel ise, ağacın dalları yaprakları gibidir. Her müslümanın önce îtikadını düzeltmesi, Ehl-i sünnet vel-cemaat alimlerinin bildirdikleri gibi inanması lazımdır. Cehennem'in ebedî azabından kurtulanlar ancak bu îtikad üzere olanlardır. (İmam-ı Rabbanî) Müslümanların birinci vazîfesi, îtikadı düzeltip, Ehl-i sünnet vel-cemaat alimlerinin bildirdiklerine uygun olarak inanmaktır. İkinci olarak, fıkıh (İslamiyet'in emir ve yasaklarla ilgili) bilgilerini öğrenip, her şeyi bu bilgiye göre yapmaktır. (Mevlana Halid-i Bağdadî) İ'tikadda Mezheb: Îman edilecek, inanılacak husûslarda tabi olunan, uyulan yol. Îtikadda mezhebler, Ehl-i sünnet ve'l-cemaat ve Ehl-i bid'at mezhebleri olmak üzere iki kısma ayrılır. Her müslümanın, Ehl-i sünnetin iki îmamından birine yani Îmam-ı Maturîdî ve İmam-ı Eş'arî mezheblerinden birine uyması lazımdır. Îmanla ilgili bilg ilerde bu iki imamdan birine uymak insanı bid'at (bozuk) îtikaddan kurtarır. Çünkü Ehl-i sünnet alimleri aklın ermediği bilgilerde yalnız Kur'an-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere uymuşlar, akıllarını yalnız bu ikisini anlamakta kullanmışlardır. (Muhammed Hadimî, İmam-ı Rabbanî) Hanefî mezhebindekiler, îtikadda Ebû Mansûr Maturîdî hazretlerine tabi olmuşlardır. Çünkü Ebû Mansûr Maturîdî hazretleri, îtikadî ve amelî hususlarda, İmam-ı a'zam Ebû Hanîfe'nin mezhebindedir. Malikî, Şafiî ve Hanbelî mezheblerinde bulunanlar, îtika dda Ebü'l-Hasen Eş'arî hazretlerine tabi olmuşlardır. Ebü'l-Hasen Eş'arî hazretleri, Şafiî mezhebinde idi. (Taşköprüzade) Îtikadda mezhebimiz olan Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebinden başka, yetmiş iki fırkanın inançları yanlıştır, bozuktur, Cehennem'e gideceklerdir. Çünkü îtikad mezheblerinin yetmiş üçe ayrılacağını, bunlardan yalnız birinin doğru, diğerlerinin bozuk ol acağını Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem haber vermiştir. Yanlış oldukları bildirilen yetmiş iki fırkaya bid'at (sapıklık) fırkaları denir. Bunların hiçbiri kafir değildir. Hepsine müslüman denir. Fakat yetmiş iki mezhebden herhangi birinde bulunduğunu söyleyen bir kimse, Kur'an-ı kerîmde veya hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş ve müslümanlar arasında yayılmış bilgilerden birine inanmazsa, kafir olur. (Seyyid Abdülhakîm Arvasî, İmam-ı Rabbanî, Ahmed Tahtavî)