İtaatin kavram alanı

Konusu 'İslami sözlük' forumundadır ve Lasey tarafından 7 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    İtaatin Kavram Alanı

    İtaat sözlükte “baş eğmek, boyun eğmek, söz dinlemek ve emredileni yerine getirmek” anlamındaki tav’ kökünden türemiş bir kelime olup aynı manayı taşır. Aslında mastar ismi olan taat da itaat gibi kullanılır. Sözlük anlamına uygun olarak Allah’a, Peygamber’e ve ulü’l-emre saygılı olup buyruklarına uyma ya da meşru emir ve isteklere uyma anlamlarında terim manası kazanmıştır. Boyun eğmenin kendi istek ve iradesiyle olanına “tav‘an itaat”; istemeyerek zorla olanına da “kerhen itaat” denir. İtaatin zıddı, isyandır.

    İsyan ise; boyun eğmeme, itaatsizlik etme, asi olma demektir. Aynı kökten gelen ma’siyet kelimesi de günah anlamına gelir ve günahın Allah’ın buyruklarına karşı gelme özelliğine işaret eder. Terim manasına bağlı olarak itaat daha çok din ve devlet alanlarında öne çıkarılıp tartışılmakta dır. İtaat kelimesi Kur’ân’da geçmemekle birlikte, üç âyette taat ismi yer almakta, bundan başka yedisi isim, diğerleri fiil kalıplarında olmak üzere itaat kavramı seksen beş yerde geçmekte, kırk iki âyette de aynı kökten gelip “güç yetirmek” manasında kullanılan istitâat kavramı yer almaktadır. Taat kelimesinin geçtiği ayetlerde Allah’a, Peygamber’ine, ulü’l-emre ve ana babaya itaat öngörülmektedir. Görüldüğü gibi taat ya da itaat kelimesi bir Kur’ân kavramıdır ve daha çok Allah’ın ve elçisinin emirlerine boyun eğme anlamında kullanılmıştır. Kur’ân’da aynı veya yakın anlamda kullanılan din, sem, İslâm, birr/ iyilik ve teba’ vb. gibi kelimeler de itaatin vahyî bildirimin temel kavramlarından biri olduğunu göstermektedir.

    Din, Silm- İslâm

    İtaatle ilgili kavramlardan biri ‘dindir. Din kelimesi, baş eğmek; boyun eğdirmek, itaat altına almak; birine gerçekleştirdiği bir eylemin karşılığını vermek/ cezâ, mükâfat anlamlarına gelir. “Kurtuluşa ermek; boyun eğmek, teslim olmak, teslim etmek; barış yapmak manalarına gelen silm ve Allah’a yönelmek, O’na teslim olmak anlamlarına gelen İslâm kelimeleri de itaatle yakından ilişkilidir. Cibril veya İhsan olarak bilinen hadiste inanılması gereken hususlar iman, yapılması gereken ibadet ve itaatler de İslâm olarak anılmıştır.

    İttibâ Bir şeye tabi olmak, ardından, izinden yürümek, uymak, bir şeye meyletmek, taklit etmek anlamlarına gelen tebia’ ve ittebea’ kelimeleri9 itaat kelimesiyle yakından irtibatlıdır. “İttebea’l-Kur’âne” dendiğinde Kur’ân’a uymak ve onunla amel etmek kast edilmektedir. Kur’ân’da insanlara yol göstericiye/peygambere, Rab’lerinden kendilerine indirilene tabi olmaları yani uymaları istenmekte, doğru yoldan ayrılanların arzularına uymamaları emredilmektedir: “Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Peygambere ittibâ elçiyi örnek alarak Allah’a itaat anlamını taşır. Dolayısıyla kuru bir taklit, şekilcilik değildir. “Rabb’inizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın… “Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma…Yüce Allah bu âyetin öncesinde Kur’ân’ı önceki kitapları tasdik edici ve gözetici olarak indirdiğini belirttikten sonra Hz. Peygamber’e Ehl-i kitabın/ Yahudi ve Hıristiyanların keyfî istek ve mesnetsiz arzularına uymamasını, aralarında Allah’ın indirdiği ile yani Kur’ân’la hükmetmesini emir buyurmuştur.

    Taklid Taklid ise başkasının sözünü veya fiilini hata etmeyeceğine güvenerek delilsiz ve hüccetsiz kabul etmek ve ona uymaktır. Taklid “bireyin hata etmeyeceğine güvendiği kimsenin dinî kanaatlerini benimsemesi” olarak da tanımlanır. Başkasının sözünü ya da davranışlarını araştırıp incelemeksizin, doğru olduğuna kanaat getirmeksizin körü körüne uyan kimseye de mukallid denir.Herhangi bir kimsenin söz ve fiillerini delilsiz ve hüccetsiz kabul etmekle peygamberliği mucize ile sabit olan Hz. Peygamber’in söz ve fiillerini kabul edip bunları benimsemek ve örnek almak bir tutulamaz. Taklitte zihnî istidlâlin bulunmaması itaatle arasını ayırsa da âlimler Hz. Peygamber’in kesin olarak getirip tebliğ ettikleri şeyleri benimsemenin taklit sayılmadığını belirtmişler, çünkü onun doğruluğu mucize ile sabittir demişlerdir. Hz. Peygamber’in tebligatını yani din anlayışını sonraki nesillere aktardıklarından Sahabe’nin ve müçtehit âlimlerin icmâlarını kabul etmek de taklid olarak sayılmamaktadır.