İstiğfar nedir? Tevbe nedir? Tevbe istiğfar nasıl yapılır?

Konusu 'Manevi Hayatımız' forumundadır ve Lasey tarafından 10 Kasım 2018 14:28 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    6.305

    Tevbe istiğfar nasıl yapılır? İstiğfar ne demektir?

    Tövbe kelime olarak "dönüş, günahtan pişmanlık duymak, vazgeçmek, günahı terk etmek" gibi anlamlara gelir. Dini terim olarak tövbe; "insanın bilerek veya bilmeyerek yaptığı hata, kusur, büyük ve küçük günahlarından dolayı pişman olup bir daha aynı günahları yapmamaya karar vererek onlardan vazgeçmesine" denir.

    Kelime olarak "örtmek, perdelemek, kirden, pastan korunmak, bağışlanmak ve af dileğinde bulunmak" anlamlarına gelen istiğfar dinî bir terim olarak "kişinin günah eylemlerinin çirkinliğini fark ettikten sonra Allah'tan (c.c.) bağışlanma dileğinde bulunmasına" denir.

    Tövbe ve istiğfar kavramları birbirine yakın anlamlar içerir ve genelde birlikte kullanılır. Dolayısıyla tövbe ve istiğfarda bulunmak demek, günahı fark etmek, bundan pişmanlık duymak, bu durumdan kurtulmaya karar vererek dönüş yapmaktır. Bir daha günah ve hatalara dönmemeye kesin karar vermek, Allah'ın gösterdiği yola dönerek ondan af ve bağışlanma dilemektir. Tövbe ve istiğfar, insanın Allah'la (c.c.) kurduğu en önemli iletişim yollarından biridir.

    İslam'a göre hür iradesiyle davranışlarında serbest bırakılan insan, zaman zaman bilerek veya bilmeyerek kusur ve günah sayılabilecek davranışlarda bulunabilir. Bu gibi davranışlar, onun doğuştan getirdiği saflığının bozulmasına sebep olur. Kişinin bu durumun farkına varması için Yüce Alah (c.c.) insana akıl ve fikir vermekle kalmamış ilahi kitabında da uyarı ve öğütlerde bulunmuştur. Insanın hata ve günahlarından dönüş yapıp manevi arınma ve temizlenme yoluna nasıl gireceğini de bildirmiştir. Dolayısıyla tövbe ve istiğfar, insanın manevi arınma ve temizlenme yoludur.

    Yüce Allah (c.c.), Kur'an'da insanı tövbe ve istiğfar etmeye, hata ve günahlarından dönmeye çağırır. Kur'an-ı Kerim'deki, "Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabb'iniz sizin kötülüklerinizi örter..."(Tahrim suresi, 8. ayet.) vb. ayetlerde inananlardan tövbe etmeleri istenmektedir. "Kim bir kötülük yapar yahut kendine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse Allah'ı çok bağışlayıcı ve çok esirgeyici bulur."(Nisa suresi, 8. ayet.) gibi ayetlerde de Yüce Allah'ın (c.c.) merhametli olduğu ve gönülden yapılan tövbe ve istiğfarları da kabul edeceği bildirilmektedir.

    İçten ve samimi olarak yapılan tövbe ve istiğfarları kabul eden anlamına gelen "Tevvab"; işlenen günah ve hataları affeden anlamına gelen "Gaffar" ve "Gafur" Allah'ın (c.c.) güzel isimlerindendir. Kur'an'da, "... Şunu iyi bilin ki Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever."(106) ayetinde de buyrulduğu üzere samimi olarak tövbe ve istiğfarda bulunan insan, Allah'ın (c.c.) sevgili kuludur. Kur'an'da samimi ve içten, günaha bir daha dönmemeye karar vermek için yapılan tövbe "nasuh tövbe"(Bakara suresi, 222.ayet) olarak nitelendirilir.

    Hz. Peygamber (s.a.v.) de tövbe ve istiğfar konusunda inananlara örnek olmuş, Müslümanları tövbe ve istiğfar etmeye özendirmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadiste şöyle buyurur: "Günahlarına tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir."

    Tövbe ve istiğfar dil ve kalp ile yapılır. Ancak gerçek bir tövbe ve istiğfarın esas unsuru, işlenen hata ve günahtan ötürü kalpten duyulan pişmanlık ve üzüntü duygusudur. Ardından da işlenen günahlardan dönme kararlılığının fiil ve harekete dönüşmesidir. Çünkü Allah'ın (c.c.) inanan insandan istediği ve beklediği tövbe ve istiğfar, kalplerdeki duygular ve dillerdeki ifadelerle sınırlı kalmayan, davranışlara da yansıyan biçimidir. Kişi, tövbe ve istiğfardan sonra hatasını telafi ederek iyi işlere yönelmelidir.

    Tövbe ve istiğfar günahlardan, yanlış davranışlardan, hatalardan kurtulma ve bağışlanma vasıtası, bir arinma yoludur. Allah'ın (c.c.) hata yapıp günah işleyenlere tanıdığı bir çıkış yoludur. Bu bakımdan insan ne kadar büyük günah işlerse işlesin içtenlikle tövbe ve istiğfarda bulunması durumunda Allah'ın (c.c.) onu affedeceğini ümit etmesi gerekir. Kur'an'da, Allah'a (c.c.) şirk koşmak dışında Allah'ın affetmeyeceği hiçbir günahın olmadığı bildirilir. Bu konuda Kur'an'da şöyle buyurulur: "De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan çok esirgeyendir."

    İslam'a göre tövbe ve istiğfarın işe yaramayacağı bir zaman dilimi de yoktur. Hata ve günah ne kadar büyük olursa olsun ve üzerinden ne kadar süre geçmiş olursa olsun tövbe ve istiğfar kapısı sürekli açıktır. Sadece ölüm döşeğinde yapılan tövbe ve istiğfar, çaresizlik ve ölüm korkusundan dolayı makbul görülmemiştir.

    Tövbe ve istiğfar, Allah (c.c.) ile insan arasındaki bir iletişim aracı olarak ele alındığında, bunun insan lehine işlediği görülür. Tövbe ve istiğfar etmek için insan teşvik edilmekte, insanın bir ümitsizlik içine girmesi engellenmektedir. İnsanın yaptığı hata ve işlediği günahlardan pişmanlık duyması ve Yüce Allah'ın (c.c.) affedeceğini ümit etmesi, insanı psikolojik olarak da rahatlatmaktadır.

    Tövbe ve istiğfar eden kişinin önüne yepyeni bir sayfa açılmakta, ona iyi ve güzel işler yaparak topluma faydalı olma imkânı doğmaktadır. İslam'ın tövbe ve istiğfar anlayışında aracılara, gösterişli ayinlere ihtiyaç duyulmamaktadır. Tövbe ve istiğfar, iki samimi dost gibi kişi ile Allah (c.c.) arasında bir sır olarak kalmaktadır.

    Islam dininde tövbe ve istiğfar başlı başına bir ibadet olarak da kabul edilir. Bu sebeple Islam'da tövbe ve istiğfar, Allah'ın (c.c.) rizasına ulaşmanın yollarından biridir ve bütün Müslümanlar tövbe ve istiğfara çağnılmaktadır. Suyun kiri temizlediği gibi samimi tövbe de hataları ve günahları temizler. Yeter ki insan işlediği hatalarından pişmanlık duyarak onu terk etmiş ve bir daha onu yapmamaya karar vermiş olsun.

    "Ey insanlar! Allah'a tövbe edip ondan af dileyiniz. Zira ben ona günde yüz defa tövbe ederim." (Müslim, Sahih-i Müslim, Zikr, 42.)

    "Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teala'nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin issiz çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır." (Buhari, Sahih-i Buhari, Deavåt, 4.)

    "Bir kul can çekişmeye başlamadığı sürece, Allah Teala onun tövbesini kabul eder." (Tirmizi, Sünen, Deavåt, 98.)

    Görüldüğü gibi insanın Yüce Allah (c.c.) ile iletişimi ibadet, dua, Kur'an okumak, tövbe ve istiğfar yoluyla gerçekleşmektedir. Bu iletişim sürecinde Yüce Allah (c.c.) "Halik" yani yegâne yaratıcı, insan ise "mahluk" yani yaratılandır. Yine Allah (c.c.), yegâne "İlah" ve "Rab"dır. İnsan ise onun emir ve buyruklarina ihtiyaç duyan, olgunlaşmak ve insanlığını gerçekleştirmek için ona ihtiyacı olan varlıktır. Allah (c.c.) yarattığı kulunun kendisi ile iletişime geçmesini istemekte ve bunun yollarının neler olduğunu bildirmektedir. İnsana düşen ise bu yollara yönelip yüce yaratıcıya onun rızasını kazanmak için cevap vermesidir.

    İnsanın Allah ile iletişiminde dikkat etmesi gereken bazı temel ilkeler vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:
    • Yüce Allah (c.c.) kendisinden başka ilah olmayan tek yaratıcıdır.
    • Allah (c.c.), ibadet ve dua edilmeye, tövbe ve istiğfarda bulunulmaya layık tek varlıktır.
    • Allah (c.c.) ile iletişimde samimi ve içten olunmalıdır.
    • Hiçbir zaman Allah'tan (c.c.) ümit kesilmemelidir.

    Allah (c.c.) kendisiyle iletişim kuran kulunu karşılıksız bırakmaz. Allah (c.c.) ile iletişime geçmenin yeri ve zamanı yoktur. İnanan bir insan namazıyla, orucuyla, Allah'ın (c.c.) isimlerini anarak vb. onunla iletişim kurabilir. İnanan bir kişinin Allah'ın (c.c.) emir ve yasaklarına uyması da Allah (c.c.) ile kurulan bir iletişim biçimidir.