İsrafil (a.s) sür borusuna üflediği an Hz. Muhammet (s.a.v) hadis-ı şöyle buyurmaktadır: Nasıl rahat olayım ki. Sûr sahibi (Hz. İsrafil) boruyu ağzına almış, cepheye dönmüş ve kulağını dikmiş, ne zaman üfleme emri geleceğini beklemektedir. Hz.İsrafil, Sûr'a birinci kez üfleyince yerde ve göklerde bulunan Tüm canlılar yere baygın halde düşecekler. Cenab-ı Allah'ın canlı kalmalarını diledikleri dışında tüm canlılar, şiddetli korku yüzünden ölecekler. Canlı kalacak Sadece Cebrail. Azrail. Mikâil ve İsrafil'dir. Sonrada Azrail diğer meleklerin canını alır. Bundan sonra yine emir gelir, Azrail de ölür. İlk sûr üflemesinin arkasından ölen tüm canlılar, 40 sene öylece berzahta beklerler. 40 senenin ardından Cenab-ı hak İsrafil'i dirilterek ona Sûr'a ikinci defa üflemesini emir verir. Bu konu Kur'ân şöyle geçer: "Sonra ona (Sûr’a) bir defa daha üflenir, o zurnan onları (canlıların) hepsi ayaküstü dikilmiş bekler durumdadır" (102). (102) Zümer Sûre-i Celilesi. 68 . Ardından görüntü dehşeti karşısında ürpererek durumun farkına varanlar Kâfirler ve şeytan Kuran-ı kerimde şöyle bildirilir. "Rabb'în hakkı için biz onları şeytanlar ile birlikte toplayacak ve cehennemin çevresinde dizüstü çökmüş halde bekleteceğiz." (104) Meryem .Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: "Kıyamet Günü bütün insanlar, bitki, örtüsüz, sığınak ve işaretsiz. dümdüz ve bembeyaz bir alanda toplanırlar". Kuran-ı kerimde şöyle bildirilmiştir: " Yerin ve göklerin olduklarından başka bîr duruma çevrildikleri o gün onlar (insanlar) tek ve hükmünde ortaksız olan Allah'ın huzuruna dikilirler" (105). İbrahim Sûre-i Celilesî. 48 O günün dehşet ve tüm canlılar bir araya toplanır ve o zaman gökteki yıldızlar kayıp, başlarına düşer, güneş ve ay kararır , ardından tüm ışık kaynakları söneceği için yeryüzü zifir karanlık olur .İnsanlar bu durumda iken diğer taraftan gökyüzü meleklerin kimi eteklerinde ve kimi de doruğunda dururken beş yüz sene boyunca tepelerinde döner. Gök o kadar büyük ve sert cisimlerinin parçalanarak boşluğa düşerler ve insanların yalın ayak ve çırılçıplak yürürler. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor: " İnsanlar yalınayak, çırılçıplak, sünnetsiz olarak ve kulak memelerine kadar tere batmış olarak yeniden dîriltilip biraraya getirilir.» Efendimizin eşi Hz. Sevda şöyle nakleder: Bu sözleri işitince Peygamber'imize" Ne çirkin şey birbirimizin her tarafını göreceğiz dedim! Bana şu cevabı verdi:" O gün herkesin kendi derdi, onları birbirine bakmaktan alakoyar. Herkes başka şey ile ilgilenemeyecek derecede kendi başının derdine düşer." O günün dehşetinden herkesin edep yeri açıkta olduğu halde kimse kimseye başını kaldırıp bakmayacak. Ebû Hureyre (r.a) şöyle diyor: Bir gün sevgili Peygamber'imiz (s.a.v ) şöyle buyurdu: "Kıyamet Günü insanlar üç gurup halinde Mahşer yerine toplantıya gider. Binekliler. yayalar ve yüzüstü sürünenler."Aramızdan biri " Yâ Rasülellah. üçüncü gurup yüzüstü sürüne sürüne nasıl yol alabilecek?" Efendimiz: "O kimseleri ayakları İle yürüten Allah yüzüstü süründürerek yol almalarını sağlamaya da muktedirdir." Gözü ile görmediği, huy haline getirmediği şeyi inkâr etmek insanın değişmez karakterdir. insanoğlu, yılanın karın üstü sürünerek şimşek gibi yol aldığını gözleri ile görmese. ayaksız yol almayı tasavvur etmeye bile yanaşmazdı. Tüm canlılar, Cenab-ı Hakkın katındaki kademelerine göre kimi diz kapaklarına kimi bellerine, kimi kulak memelerine ve kimi de nerdeyse içinde kaybolacak derecede bu ter deryasına girecekler. İbni Ömer'den (r.a.) şöyle rivayet eder: Efendimiz şöyle buyuruyor:" Kıyamet Günü insanlar Allah'ın huzuruna dikilince yan kulak hizasına kadar tere batar." diğer bir hadiste " Kıyamet Günü insanlar, öylesine terler ki, terleri bir yandan yetmiş kulaç yerin dibine sızarken bir yandan da kulak hizalarına yükselecek kadar herkesi içine alır." Bir kısmı Cenab-ı Allah'a seslenerek "yâ Rabb'i, cehenneme gönderecek bile olsa beni bu sıkıntı ve bekleme azabından kurtar." Tüm bunlar, henüz hesaplar verilmeden azaba çarptırılmadan çekilecek olan zorluklar. o gün hem çok çetin olacak hem de çok uzun sürecektir.