Islamiyet Önce Mekkenin Dönemi

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Beyza tarafından 14 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör


    İslamiyetten Önce Mekkenin Durumu

    İslamiyetten önce Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu O'nun hayatını ve insanlık tarihinde yaptığı büyük inkılabı kavrayabilmek için, yaşadığı asırda Arabistan'ın genel durumunun ve Arapların yaşayışlarının, ana hatları ile de olsa, bilinmesinde fayda vardır.

    Mekke’nin bilinen tarihi Hz. İbrahim dönemine kadar inmekte, daha önceki tarihi hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Hz. İbrahim Allah’ın emriyle, henüz çok küçük yaşta olan oğlu Hz. İsmail’i ve annesi Hacer’i Mekke’ye getirip bıraktıktan sonra Filistin’e dönmek üzere ayrıldı.

    Kur’an-ı Kerim’de “ekin bitmeyen bir vadi olarak nitelenen (İbrahim 14/37) Mekke vadisi çöl karakterli bir araziye sahip olup iklimi sıcak ve kuraktır. Bu sebeple anne-oğul bir süre sonra susuzluk problemi ile karşılaştılar. Dinİ rivayetlere göre su bulmak için Safa ve Merve tepeleri arasında koşturan Hacer’in, çaresiz kalıp oğlunun hayatından ümit kestiği bir sırada Yüce Allah’ın emriyle çocuğun bulunduğu yerden bir su kaynağı fışkırdı.

    Mekke Hicaz bölgesinin üç önemli şehrinin başında geliyordu (diğer ikisi Yesrib [Medine] ve Taif). Güneyde Yemen’e, kuzeyde Akdeniz’e, doğuda Basra körfezine, batıda Kızıldeniz limanı Cidde’ye ve Afrika istikametine giden yolların kesişme noktasında bulunan Mekke ekonomik açıdan çok elverişli bir mevkide yer almaktaydı.

    Öte yandan Kabe dolayısıyla şehir, Arabistan’ın dinİ merkezi idi. Yılın belirli aylarında Arabistan’ın her tarafından Kabe’yi ziyarete gelen insanlar şehrin ticarİ faaliyetlerine canlılık kazandırır, panayırlar kurulur ve şiir yarışmaları yapılırdı. Coğrafİ şartlar yüzünden tarıma elverişli olmayan Mekke’de ekonomik hayatın temelini ticaret oluşturmaktaydı.

    Mekke’de Arabistan yarımadasının genelinde olduğu gibi putperestlik hakimdi. Kabe ve çevresinde sayıları 360’a ulaşan putların en büyüğü Hübel olup Kureyş’in en önemli putu idi. Bunların dışında evlerin çoğunda da put vardı. Araplar gökleri ve yeri yaratan, idare eden en yüce tanrı olarak Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte kendilerini Allah’a yaklaştıracağı ve O’nun katında şefaatçı olacağı düşüncesiyle putlara tapıyorlardı.

    Böylece sadece Allah’a kulluğu öngören tevhid inancından saparak Allah’a ortak koşmak suretiyle şirke düşmüş oluyorlardı. Öte yandan Mekke’de sayıları az olmakla birlikte Hz. İbrahim’den gelen tevhid inancına sahip Hanİfler de bulunuyordu.
     
    Son düzenleme: 14 Kasım 2013