İslam Dininde Akıl ve Bilime Verilen Önem Kısaca

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Lasey tarafından 5 Ocak 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    İslam Dininde Akıl ve Bilime Verilen Önem


    İslam Dininde Akıl ve Bilime Verilen Önem.

    Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sünnetinde aklın kullanılması ve bilimsel çalışmaların yapılması teşvik edilmektedir. Konuyla ilgili ayetler incelendiğinde; insanların, hayvanların ve evrendeki her şeyin yaratılışı hakkında düşünmenin öneminin vurgulandığı görülmektedir. İnsanlara ilk mesajını “Oku” emri ile veren Allah (c.c.) ardından “Kalemle yazmayı öğretti.” (Alak suresi, 4. ayet.) ayetiyle bilimsel çalışmaların başlangıcı olan araştırmayı yazmanın önemiyle vurgulamıştır. Bu konuyla ilgili diğer bir ayeti kerimede ise şöyle buyrulmaktadır: “Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara suresi, 164. ayet.) İslam dininde bilgiye, bilime ve özellikle ilim adamlarına değer verilerek ilim teşvik edilir. Kur’an-ı Kerim’de “...De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, ancak akıl sahipleri bunu hakkıyla düşünür.” (Zümer suresi, 9. ayet.) buyrularak ilim sahiplerinin Allah katındaki değerine vurgu yapılmıştır.

    İlim öğrenmeyi birçok hadisinde teşvik eden Hz. Peygamber (s.a.v.) bu konuyla ilgili şöyle buyurur: “Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler, hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer. Sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli alim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır. alimin abide (ibadet edene) üstünlüğü, (parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından) ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz alimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır, onların bıraktıkları yegane miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur.” Bir başka hadiste “İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir: Sadaka-i cariye (faydası kesintisiz sürüp giden sadaka), kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat.” buyrularak faydası devam eden bir ilim bırakan insanların öldükten sonra bile sevap kazanmaya devam edecekleri vurgulanmaktadır. Bu durum İslam’ın ilme verdiği değeri ortaya koyması bakımından son derece anlamlıdır. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ilim adamlarına ve ilimle meşgul olanlara değer verdiğini şu örnekle açıklamak mümkündür: Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün mescitte iki gruba rastladı ve bu iki grup hakkında şunları söyledi: “İkisi de hayır üzeredir ama biri diğerinden daha üstündür. Bir kısmı Allah'a dua ediyor ve O'ndan bir şey istiyor. Allah onlara ister verir, isterse vermez. Diğerleri ise dini anlamaya ve ilim öğrenmeye çalışıyor ve bilmeyene öğretiyor. Bunlar daha üstündür.” Daha sonra, “Şüphe yok ki, ben de bir öğretmen olarak gönderildim.” diyerek ilim öğrenenlerin yanlarına oturmuş ve tercihini ilim peşinde olanlardan yana kullanmıştır.