İnsanların bidat ve hurafelere bağlanma gerekçeleri

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Lasey tarafından 12 Mart 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    İnsanların bidat ve hurafelere bağlanma gerekçeleri

    İnsanların bidat ve hurafelere bağlanma gerekçeleriİnsan, ruh ile bedenden oluşan bir varlık olarak dünyaya gelmektedir. Doğduğu günden itibaren biyolojik olarak bedeni geliştiği gibi ruh dünyasını oluşturan psikolojik yönü de gelişmektedir. İnsanın bu iki yönü, varlığını paralel bir şekilde sürdürmektedir. Birisi olmadan diğeri varlığını idame ettiremez. Bu yüzden insanın ruh dünyasını oluşturan manevî yönünün sağlıklı bir inanma duygusu ile beslenmesi icap eder. Sağlam inanç ve onun oluşturduğu dinî gelenek, insanın ruh sağlığı için gereklidir. Hz. Muhammed (s.a.v.) “Size iki şey bıraktım: Bu iki şeye uygun hareket ederseniz, hiçbir zaman sapıtmazsınız. Bunlar, Allah’ın kitabı Kur’an ve benim sünnetimdir.” diyerek Kur’an ve sünnetin, İslâm dininin iki temel esası olduğunu haber vermiştir. İslâm dini açısından tüm konuların bu ölçüler dâhilinde değerlendirilmesi gerekir.


    Sağlam bir inanç temeline dayanmayan dinî duygular insan psikolojisine olumsuz etkilerde bulunduğu gibi, tam tersi de olumlu tesirlerde bulunmaktadır. Böyle bir olumlu etki, insanın sosyal hayatının tüm alanlarına yansımaktadır.
    Şunu unutmamak gerekir ki sağlam bir ruh sağlığı, sağlam bir inancın mahsulü olarak değerlendirilebilir. İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana, insan topluluğunun olduğu her yerde bir din ve inanç var olmuştur. İnsanda var olan bir yaratıcıya inanma duygusu fıtrîdir. Kur’an’da, Hz. İbrahim’in Allah inancına ulaşmak için çeşitli araştırmalarda bulunduğu, ileriki safhalarda inancında mutmain olmak için Allah’tan bazı dileklerde bulunduğu haber verilmektedir.

    İnsanların-bidat-ve-hurafelere-bağlanma-gerekçeleri1.

    Bidat, Hurafe ve İsrailiyyat Kavramları


    Sosyal hayatta sık kullanılan bidat ve hurafeler, insannhayatının hemen her alanında kendini göstermektedir. Kelime olarak, icat edilen, daha önce benzeri ve örneği bulunmadığı halde sonradan ortaya çıkan veya çıkarılan şey, yeni doktrin ve benzeri anlamalara gelen bidat, dinî bir terim olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)’in zamanından sonra ortaya çıkan ve dinî herhangi bir delile dayanmayan her şey için kullanılır. Bidatler, bidat-ı hasene (iyi bidat) ve bidat-ı seyyie (kötü bidat) olmak üzere iki kısım halinde değerlendirilebilir. Buna göre Kur’an’ı bir kitap halinde toplamak, teravih namazını cemaat halinde kılmak, camilerin yanında minare, medrese ve benzeri hayır müesseselerini inşa etmek, iyi bidat türünden kabul edilir. Kabirlerin üzerine türbe yapmak, kabirlere mum yakmak, çaput bağlayıp dilekte bulunmak, kabirler için kurban kesmek ve benzeri şeyler de kötü bidat türündendir.
    Hz. Muhammed (s.a.v.) İslâm’da iyi bir çığır açana, o çığıra uyanlar bulunduğu sürece sevap yazılacağını ve aynı şekilde kötü bir çığır açana da o çığıra uyanlar bulunduğu sürece günah yazılacağını haber vermiştir. Buna göre Kur’an ve sünnete ters düşmeyen, onlara uyan bidatler iyi, Kur’an ile sünnete ters düşen bidatler de kötü olarak kabul edilir. Kötü bidat denilince, akla hurafeler gelmektedir. Hurafe, terim olarak, masal, efsane, batıl inanç, saçma ve gerçek dışı manalarındadır. Türkçe sözlüklerde ise boş ve batıl inanç, mitoloji, dinî bilgi ve kaideler arasına karışan yanlış bilgiler diye tanımlanmaktadır.

    İnsanlar arasında bidat ve hurafelerin yayılmasında etkili olan nedenlerden birisi de, maddî veya manevî menfaat duygularıdır. Siyasî veya manevî statü elde etmek için dinde yeri olmayan bazı şeyleri dindenmiş gibi gösterip insanları sömürenler olduğu bir gerçektir.