Soru İ‘caz ve Mucize Ne Demektir?

Konusu 'İslami sözlük' forumundadır ve Lasey tarafından 10 Kasım 2017 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    İ‘caz ve Mucize

    İ‘caz “الإِعْجَازُ” kelimesi, bir kimseyi aciz bırakmak, geri bırakmak ve yarışta öne geçmek gibi anlamlarına gelir. (İbn-i Manzur, Lisanü’l-Arab, “عجز” md., V, 369; Hımsi, Fikratü i’cazi’l-Kur’an, s. 7.)

    İ‘caz vasfını taşıyan şeye de “mucize” denir. Mucize kelimesinin sonundaki “ة”nin müenneslik alameti olduğunu söyleyenler bulunmakla birlikte, mübalağa ifade ettiğini kabul edenler de vardır.(Sabuni, Nureddin (v. 580), Maturidiye Akaidi, s. 46; Halidi, Salah, el-Beyan fi İ’cazi’l-Kur’an, s. 23; Hacımüftüoğlu, Nasrullah, İ’caz ve Belagat Deyimleri, s. 69.)

    Kelimenin “Acz”den türetilerek peygamberlerin mucizelerini ifade edecek bir mana kazanması, risaletten sonraki zamanlara rastlar. alimler bu kelimeyi zamanla, “Tehaddi (yarışmaya davet ederek meydan okuma) ihtiva eden, kendisine muaraza yapılamayan (benzeri getirilemeyen) olağanüstü bir durum” manasında kullanmışlardır. (Hımsi, a.g.e, s. 7.)

    Kur’an’ın i‘cazı veya mucizeliği ise, onun yüce bir makama sahip olması sebebiyle, ister belağati, ister hüküm ve kanun koyması, isterse ğaybi haberleri bakımından olsun, insanları, bir benzerini getirmekten aciz bırakması demektir. (Buti, Muhammed Said Ramazan, Min Ravai’ı’l-Kur’an, s. 125.)

    Bu tarifteki belağate dair üstünlük, birinci derecede Arapça’ya vakıf olan edebiyat üstatlarını ilgilendirirken, ihtiva ettiği bilgilerdeki, kanun ve hüküm koymadaki üstünlüğü, gaybi haberler vermesi gibi yönleri, ediplerle birlikte bütün akl-ı selim ve ilim sahibi insanları da alakadar etmekte ve böylece Kur’an’ı cihanşümul bir ilahi mesaj haline getirmektedir. (Yavuz, Yusuf Şevki, “İ’cazü’l-Kur’an” md., DİA, XXI, 403.)

    İnsanlık tarihi boyunca peygamberlerin gösterdiği mucizeler, maddi/hissi ve akli olmak üzere iki kısımda incelenir. Hissi mucizeler ya münkirlerin talebi ya da bir lüzum üzerine gösterilmiş ve daha çok o zamanın insanlarına hitap etmiş harikulade hadiselerdir. Akli mucizeler ise, daha sonraki insanları da tesiri altına almıştır. Bunlar zaman ve mekanla mukayyet olmayıp, devamlıdır. Kur’an-ı Kerim de bu nevi mucizelerdendir. Bu itibarla hissi mucizeler yanında bir de en kuvvetli akli mucizeyle gelen Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in seciyesini, ahlakını ve tebliğ ettiği Kur’an-ı Kerim’i, her asırda sayısız mütefekkir ve ilim adamı incelemiş (Miras, Kamil (v. 1957), Tecrid-i Sarih Tercemesi, IX, 283.), halen de incelemeye devam etmektedir.